Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fret" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fret ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında fret olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fret olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FRET
Telli çalgılarda klavye üzerinde notaların yerlerini belirlemek amacıyla bölümlenmiş ve parmakla basılan aralık. Perdeleri birbirinden ayıran demirler.
MÜFRET
Teklik.
NEFRET
Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu. Tiksinme, tiksinti.
GOFRET
Üzeri petek biçiminde, arasında krema bulunan, bisküviye benzer tatlı, hafif bir yiyecek.
MEFRET
Kocaman, iri, büyük, muazzam.
NİFRET
Arapça kökenli nefret: nefret.
ŞİFRET
Gösteriş.
Bu bölümde tanımı içerisinde FRET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İĞRENMEK
Bir şeyi tiksindirici bulmak, istikrah etmek. Aşağılık, bayağı bulmak, hoşlanmamak, nefret etmek.
KARGIMAK
Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması dileğinde bulunmak, ilenmek, kargışlamak, lanet etmek, lanetlemek.
AŞERMEK
Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek.
YEZİT
Nefret edilen kimseler için kullanılan bir söz. Hilekâr, sahtekâr.
TİKSİNME
Tiksinmek işi, ikrah, istikrah, nefret.
SIVAMAK
Sıva ile kaplamak, sıva vurmak. Bulaştırmak. Harcı bir yere vurmak. Küfretmek. Okşamak, sıvazlamak. Kolu, paçayı yukarı çekip toplamak veya kıvırmak.
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.
ULAN
Ey. Öfke ve nefret anlatan bir seslenme sözü.
KARGIŞLI
Tanrı'nın ve insanların nefretine, lanetine uğramış, melun, lanetli.
KÜFRETME
Küfretmek işi, sövme.
MENFUR
Nefret edilen, iğrenç, tiksindirici.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
TİKSİNTİ
Tiksinme işi, tiksinme, nefret.
SÖVME
Sövmek işi, sövgü, küfretme. Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılmış olan her türlü saldırı.
SÖVMEK
Onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek.
PERDAHLAMAK
Aprelemek. Sövmek, küfretmek. Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışmak.
MELUN
Tanrı tarafından lanetlenmiş olan, lanetli. Lanetlenmiş kimse. Nefretle karşılanan, kötü.
MİZANTROP
Merdümgiriz. İnsandan nefret eden (kimse).
TEKLİK
Tek, bir olma durumu. Kelimelerde bir varlığı veya çekimli fiillerde bir kişiyi bildiren biçim, tekil, müfret, çoğul, çokluk karşıtı: öğrenci-y-im, ev-i-m, gel-di-m vb. Lira.
BUĞUZ
Kin besleme, nefret etme.