Kelimeler arşivinde; içinde "fek" olan, toplam 88 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YUKARITÜFEKÇİOĞLU
KONFEKSİYONCULUK, SÜPERFEKONDASYON
RETROENFEKSİYON, SÜPERENFEKSİYON
HALİFEKUYUCAĞI
DEZENFEKSİYON, OTOENFEKSİYON, KONFEKSİYONCU, SUBENFEKSİYON, TRANSFEKSİYON, TÜFEKÇİPINARI
TÜFEKÇİKONAK, REENFEKSİYON, KOENFEKSİYON, ANTİENFEKTİF
TRANSFEKTAN, TÜFEKÇİBAŞI, DEZENFEKTAN, FEKUNDASYON, FEKFİKLEMEK, DİSİNFEKTAN, DEZENFEKTÖR, KONFEKSİYON
KEYFEKEDER, DEZENFEKTE, TÜFEKLİLER, ENFEKSİYON, MÜTEFEKKİR, KADİFEKALE, İNFEKSİYÖZ, İNFEKSİYON, TÜFEKÇİLİK, ENFEKSİYÖZ, DEFEKASYON
FEKUNDİTE, FEKONDİTE, TÜFEKHANE, SÜRFEKTAN, MÜFEKKİRE
DEFEKTUS, DEFEKTİF, FEKRAMAK, TEFEKKÜR, TÜFEKLİK, TEKTÜFEK, EFFEKTÖR, TUBİFEKS
TEFEKLİ, EFEKTİF, ASFEKSİ, ÜSFEKES, AKTEFEK, FEKALİT, EFEKOTU, TÜFEKÇİ, FEKAHET, EFEKTÖR
KÖFEKİ, KEFEKİ, RÜFEKA, KÜFEKİ, KÖFEKE, EFEKÖY, KEFEKE, DEFEKT, ÜSFEKE, EFEKAN
TÜFEK, CEFEK, EFEKT, FEKAL, TEFEK, FEKÜL, SÜFEK, ÇİFEK, FEKAT, FEKET, KÜFEK, FEKİR, KEFEK, GÖFEK, HEFEK, HAFEK
FEKE, ÖFEK, EFEK
FEK
FEK
Bozma, feshetme, kesme, ayırma, koparma.
TRANSFEKSİYON
Bir genin plâzmit aracılığı ile başka bir hücrenin çekirdeğine taşınıp DNA'sına yerleştirilmesi olayı. Yabancı bir genin ökaryotik hücrelere veya plazmid veya faj DNA'sının uygun bir bakteriye aktarılması.
SÜPERENFEKSİYON
Birincil bir enfeksiyon varken, bunun yanında ikinci bir enfeksiyonun oluşması.
HALİFEKUYUCAĞI
Kastamonu kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
TÜFEKÇİKONAK
Bursa şehri, Tahtaköprü nahiyesine bağlı bir bölge.
RETROENFEKSİYON
Deri üzerinde yumurtadan çıkan ve enfektif larva durumu almadan tekrar deriyi delerek enfeksiyona neden olan, genç nematodların neden olduğu bir reenfeksiyon biçimi.
DEZENFEKSİYON
Cansız yüzeylerdeki hastalık yapma özelliği olan bakteri, virüs, parazit gibi mikroorganizmaların kimyasal maddeler kullanılarak sayıca, türce azaltılması veya yok edilmesi işlemi.
SUBENFEKSİYON
Hafif olan enfeksiyon.
YUKARITÜFEKÇİOĞLU
Ankara şehri, Yenimehmetli nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
REENFEKSİYON
Aynı etken tarafından oluşturulan ikinci enfeksiyon. Bu, ilk enfeksiyonun tamamen iyileşmediğinin, mikrobun organizmada kaldığının ve yeniden çoğalma olanağı bulduğunun işaretidir.
OTOENFEKSİYON
Vücut içinde önceden bulunan herhangi bir bakteri veya virüsün yayılmasıyla gelişen enfeksiyon. Parazit konağı terk etmeden, parazitin genç formlarının oluşturduğu reenfeksiyon. Cryptosporidium türleri, Strongyloides, Hymenolepidae, Taenia solium, Enterobius vermicularis türlerinde görülmektedir.
SÜPERFEKONDASYON
Aynı kızgınlık döneminde oositlerin farklı erkeklerin spermatozoitleriyle döllenmesi.
KOENFEKSİYON
Ortak enfeksiyon. İki enfeksiyonun eş zamanlı görülmesi durumu.
KONFEKSİYONCULUK
Konfeksiyoncunun yaptığı iş.
TÜFEKÇİPINARI
Konya ilinde, Yeniceoba nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KONFEKSİYONCU
Hazır giyim eşyası yapan veya satan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde FEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
ÇAKMAKLI
Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü.
DİPÇİK
Tüfek vb. silahların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silahın omza dayanmasını veya tabancanın elle kavranmasını sağlayan taban bölümü.
DOLU
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
ATEŞLEMEK
Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.
DOMUZAYAĞI
Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk.
DÜŞÜNÜŞ
Düşünme işi, tefekkür. İnsanın, özellikle davranışlarına yön veren ahlak tutumu ve düşünme biçimi.
CURA
Mızrap ile çalınan iki veya üç teli olan halk sazı. Ufak tefek, gelişmemiş. Bir tür küçük atmaca.
BÜCÜR
Ufak tefek ve kısa boylu (kimse). Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan.
ÇAKMAKSIZ
Çakmağı olmayan. Eski, kullanılmaz tabanca ya da tüfek. Kibrit.
ÇERÇİ
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse. Bazı bölgelerde tuhafiyeci.
ÇÖPLENMEK
Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek. Kendine açıktan ufak tefek çıkarlar sağlamak.
ALAYBOZAN
Bir tür fitilli tüfek.
DÜŞÜNME
Düşünmek işi, tefekkür. Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu. Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi.
ÇAKMAKÇI
Çakmak yapan veya satan kimse. Tüfek ve tabanca çakmaklarını yapan ve onaran kimse.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
DÜŞÜNÜR
Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir.
CÜSSESİZ
İnce yapılı, ufak tefek, güçsüz (kimse).