Kelimeler arşivinde; içinde "evri" olan, toplam 100 tane kelime bulunuyor. İçerisinde evri bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu evri ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında evri olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ANEVRİZMEKTOMİ
ANEVRİZMORAFİ, ÇEVRİNEBİLMEK, ÇEVRİNTİCİLİK, ÇEVRİLEBİLMEK
ÇEVRİLGENLİK, ÇEVRİMSELLİK, ÇEVRİNEBİLME, ÇEVRİLEBİLME, SENEİDEVRİYE
ÇEVRİNTİSİZ, ÇEVRİYAZMAK, ÇEVRİKLENİR, DEVRİSAADET, DEVRİMCİLİK, ÇEVRİMPINAR, ÇEVRİMKESER
ÇEVRİKTEPE, DEVRİKEBİR, DEVRİREVAN, ÇEVRİMDIŞI, ÇEVRİMKAYA, GERİÇEVRİM, EVRİMCİLİK, DEVRİHİNDİ, ÇEVRİLEMEK, ÇEVRİMTEPE, ÇEVRİNTİLİ
ÇEVRİLGEN, GEVRİKMEK, ÇEVRİYAZI, HEVRİMİYE, ÇEVRİŞMEK, ÇEVRİMOVA, ÇEVRİNGEÇ, ÇEVRİMTAŞ, ÇEVRİLMİŞ, ANEVRİZMA, ÇEVRİMİÇİ, ÇEVRİMSEL, DEVRİALEM, DEVRİDAİM, DEVRİKLİK, ÇEVRİNMEK, DEVRİLMEK, ÇEVRİLMEK, ÇEVRİLEME
ÇEVRİLME, ÇEVRİMLİ, FEVRİLİK, ÇEVRİNME, ÇEVRİLİŞ, HEVRİCEK, ÇEVRİNCE, EVRİLMEK, ÇEVRİNTİ, GEVRİYEN, DEVRİLİŞ, DEVRİLME, MENEVRİK, DEVRİMCİ, ÇEVRİKSU
EVRİĞAÇ, EVRİYEÇ, EVRİŞME, EVRİŞİM, EVRİMER, TEVRİYE, EVRİMCİ, EVRİŞİK, EVRİĞEN, ÇEVRİLİ, EVRİLİR, HEVRİMİ, DEVRİYE, NEVRİYE, DEVRİSİ
MEVRİL, HEVRİM, KEVRİK, KEVRİM, TEVRİS, TEVRİZ, ÇEVRİK, EVRİLİ, ÇEVRİM, ÇEVRİŞ, ÇEVRİL, GEVRİK, DEVRİM, DEVRİK
FEVRİ, ÇEVRİ, TEVRİ, NEVRİ, EVRİK, HEVRİ, EVRİM, GEVRİ
EVRİ
EVRİ
Kahramanmaraş şehrinde, Narlı nahiyesine bağlı bir bölge.
ÇEVRİKLENİR
Harf harf ters okunduğu zaman ya aynı ifadeyi veya anlamı olan başka bir ifadeyi veren (kelime, cümle yahut dize).
ANEVRİZMORAFİ
Bir anevrizmaya dikiş koyma işlemi.
SENEİDEVRİYE
Yıl dönümü.
ÇEVRİLEBİLMEK
Çevrilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇEVRİNEBİLMEK
Çevrinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇEVRİLGENLİK
Paranın serbestçe dövize çevrilebilirliği, konvertibilite. Herhangi bir ikitisadi değerin serbestçe bir başka iktisadi değere dönüştürülebilme özelliği.
ÇEVRİYAZMAK
Bir ortamdan bir başkasına aktarırken, veriyi, yeni ortamın gerektirebileceği biçime çevirmek.
DEVRİSAADET
Asrısaadet.
DEVRİMCİLİK
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapma. İnkılapçılık. İhtilalcilik.
ÇEVRİMSELLİK
Çevrimsel olma durumu.
ÇEVRİNTİCİLİK
Yirminci yüzyılın başlarında İngiliz yazarı Wyndham Lewis tarafından kurulmuş bir edebiyat çığırıdır. Sanatın öbür kollarında da uygulanan ve somculuğun (cubisme'in) etkisi altında bulunan bu çığır makine uygarlığını konu edinerek hayatı sürekli bir değişiklik, telaş ve heyecan içinde anlatır. XX. yüzyılda, makine uygarlığının ve ve kübizm akımının etkisinde İngiliz yazarı Wyndham Lewis ile başlatılan, yaşamayı sürekli telaş ve değişimleriyle anlatmaya çalışan bir akım.
ÇEVRİLEBİLME
Çevrilebilmek işi.
ÇEVRİNTİSİZ
Çevrintisi olmayan.
ANEVRİZMEKTOMİ
Anevrizma keseciğinin çıkarılması, kesilmesi.
ÇEVRİNEBİLME
Çevrinebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EVRİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEVRİLEME
Çevrilemek işi.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
ÇEVRİK
Çevrilmiş, dönük.
ÇEVİRME
Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.
ASRISAADET
Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman, saadet asrı, devrisaadet.
BUNGALOV
Hindistan'da tek katlı, genellikle tahtadan yapılmış, veranda ile çevrili ev. Genellikle tahtadan yapılmış, tek katlı ev.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
ÇEPERLİ
Çeperi olan, çeperle çevrili bulunan.
BALKON
Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar ya da parmaklıkla çevrili bölümü. Vücudun göğüs veya göbek bölümü. Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat.
ÇAKILDAK
Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.
ÇEVİRGİ
Anahtar, tokmak vb. çevrilebilen araç.
ANTROK
Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.
ÇEVİRİ
Bir dilden başka bir dile aktarma, çevirme, tercüme. Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap, tercüme.
ARDA
İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.
AYRIMLAMA
Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
AVLU
Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan, hayat, hanay, sahn.