İçinde EVSİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "evsi" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde evsi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu evsi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında evsi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

MEVSİMSELLİK

11 harfli kelimeler

GÖREVSİZLİK, İŞLEVSİZLİK, KEREVSİNMEK

10 harfli kelimeler

TELEVSİMEK, EVSİVERMEK

9 harfli kelimeler

SEVSİNLER, EVSİLEMEK, MEVSİMLER, MEVSİMSİZ, MEVSİMSEL, MEVSİMLİK

8 harfli kelimeler

MÜNEVSİZ, EVSİLMEK, FİRDEVSİ, EVSİNMEK, EVSİRMEK, MİNEVSİZ, İŞLEVSİZ, GÖREVSİZ, EVSİZLİK

7 harfli kelimeler

MELEVSİ, TEVSİYE, ALEVSİZ, EVSİMEK

6 harfli kelimeler

EVSİME, KEVSİK, TEVSİK, MEVSİM

5 harfli kelimeler

GEVSİ, EVSİM, EVSİL, EVSİK, TEVSİ, EVSİZ, EVSİN

4 harfli kelimeler

EVSİ

Bazı kelimelerin anlamları

EVSİ

Tahılın içindeki yabancı maddeleri bir araya getirme.

MEVSİMSEL

Mevsimlik.

MEVSİMLER

Yılın, güneşten ısı ve ışık alma süre ve niceliği ve dolayısıyla iklim koşulları bakımından ayrımlı bölümleri, bk. kış ilkbahar, yaz, sonbahar.

SEVSİNLER

sevilmeyen, hoşa gitmeyen bir davranışta bulunan bir kimseye söylenen bir söz.

FİRDEVSİ

Cennete ait, cennetle ilgili. İran'ın ünlü şairi, Şehname'nin yazarı.

EVSİLEMEK

Tahılın içindeki yabancı cisimleri, çöpleri elle ayıklamak, üzerinden üzerinden almak: Buğdayı evsileyerek gavuzundan ayırdım.

MEVSİMSELLİK

İktisadi etkinliklerde, işlendirmede ve istemde yılın belirli dönemlerinde düzenli olarak ortaya çıkan farklılıklar.

MEVSİMSİZ

Zamanı iyi seçilmemiş, uygun zamanı gelmeden olan veya yapılan.

İŞLEVSİZLİK

İşlevsiz olma durumu.

MEVSİMLİK

Bir mevsim için, bir mevsim süresince. İlkbahar ve sonbaharda giyilen. Mevsime ait.

EVSİLMEK

Kaynaşmak, çoğalmak (sinek, pire gibi böcekler için kullanılır). Dolu olan bir şey taşmak: Şu havuz evsiliyor. Tane tane saçılmak.

GÖREVSİZLİK

Görevsiz olma durumu.

EVSİVERMEK

Tahılın içindeki yabancı cisimleri evsecek denilen kap içinde savurarak temizlemek.

MÜNEVSİZ

Sıra, saygı gözetmeyen, yakışıksız iş gören. Geveze. Beceriksiz, şaşkın, iş bilmeyen.

KEREVSİNMEK

Hor bakmak. Gücüne gitmek.

TELEVSİMEK

Yorgunluktan ya da sıcaktan bayılacak gibi olmak. Sersemlemek.

  -   -   -  

Anlamında EVSİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EVSİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GÖÇEBE

Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk), göçer, göçkün. Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren (hayvan).

EVSİZLİK

Evsiz olma durumu.

KIRKIM

Davarların kırkılması işi. Davarların kırkıldıkları mevsim.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

GÖÇ

Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhaceret. Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları. Evden eve taşınma, nakil. Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri.

BELGELEME

Belgelemek işi, tevsik. Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma, dokümantasyon.

İMBAT

Yazın, gündüz denizden karaya doğru esen mevsim rüzgârı, deniz yeli.

KOLZA

Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağı yapay kauçuk, biyodizel vb.nin yapımında kullanılan mevsimlik bitki (Brassica napus).

HARMAN

Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi. Bu işin yapıldığı yer ya da mevsim. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi. Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon. Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer.

BAHAR

İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.

ELCİ

Bazı yörelerde mevsimlik tarım işçisi toplayıp işçi ile işveren arasında aracılık yapan kimse.

GÖÇÜCÜ

Göçme işini yapan. Ölümü yakın olan. Genellikle şiddetli deprem sonrasında ağır hasara uğramış ve yıkılmak üzere olan (bina). Mevsimine göre yer değiştiren (hayvan).

FİLİZKIRAN

Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına.

GÜZLEK

Güz yağmuru. Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera. Güz mevsiminin geçirildiği yer.

KIŞIN

Kış mevsiminde, kış süresince.

BELGELEMEK

Bir olgunun doğru olduğunu belge ile göstermek, ortaya çıkarmak, tevsik etmek.

KIŞ

Kuzey yarım kürede 22 Aralık-21 Mart tarihleri arasındaki zaman dilimi, sonbaharla ilkbahar arasındaki soğuk mevsim. Çok soğuk hava. Tavuk vb. kümes hayvanlarını kovalamak için çıkarılan ses.

ERTESİ

Bir günün, haftanın, ayın, mevsimin, yılın ardından gelen (gün, hafta, ay, mevsim, yıl), ferdası.

GÜZ

Sonbahar. 22 Eylül ile 21 Aralık arasındaki mevsim.

GÜZÜN

Güz mevsiminde, sonbaharda.