Kelimeler arşivinde; içinde "evin" olan, toplam 93 tane kelime bulunuyor. İçerisinde evin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu evin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında evin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEVİNDİRİLEBİLMEK
YUKARISEVİNDİKLİ, DEVİNDİRİLEBİLME
SEVİNDİREBİLMEK, ÖKSÜZSEVİNDİREN, DEVİNDİREBİLMEK
SEVİNDİREBİLME, DEVİNDİREBİLME
SEVİNDİRİLMEK, DEVİNDİRİLMEK, SİNAPTOBREVİN, SEVİNDİKALANI
SEVİNEBİLMEK, SEVİNDİRİLME, DEVİNDİRİLİŞ, DEVİNDİRİLME, DEVİNEBİLMEK
DEVİNDİRMEK, DEVİNEBİLME, ÖZDEVİNİMLİ, SEVİNDİRMEK, SEVİNEBİLME, DEVİNGENLİK
EVİNDİRMEK, SEVİNDİRİK, EVİNLENMEG, KARASEVİNÇ, DEVİNİRLİK, DEVİNİMSİZ, DEVİNDUYUM, DEVİNDİRME, ŞEVİNDİRİK, SEVİNİŞMEK, EVİNLENMEK, SEVİNİLMİŞ, SEVİNDÜRÜK, SEVİNÇÖREN, SEVİNDİRME, SEVİNDİKLİ
TÜRKSEVİN, SEVİNÇLER, SEVİNÇKÖY, SEVİNDÜYH, SEVİNÇBEY, YURTSEVİN, ÖZDEVİNİM, EVİNLENME, SEVİNÇSİZ, DEVİNİMLİ, DEVİNMEYH, ERDEVİNLİ
SEVİNÇLE, DEVİNGEN, DEVİNMEK, SEVİNÇLİ, SEVİNMEK, VEREVİNE, ATASEVİN, SEVİNDİK, ETEVİNLİ, SEVİNCER, NURSEVİN, ERSEVİNÇ, GÜLSEVİN, NEVİNSİZ
SEVİNME, ÖZDEVİN, DEVİNİM, ÜNSEVİN, DEVİNME, EVİNLİK, EVİNSİZ, GEVİNTİ, SEVİNİŞ, SEVİNCE, GÜREVİN, ERSEVİN, NEVİNUR, DEVİNİŞ, SEVİNAY, DEVİNER, SEVİNDİ, AYSEVİN
SEVİNÇ, EVİNLİ, EVİNME, ALEVİN
GEVİN, DEVİN, LEVİN, NEVİN, SEVİN
EVİN
EVİN
Bir şeyin içindeki öz, lüp. Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü, habbe.
YUKARISEVİNDİKLİ
Tekirdağ şehrinde, Muratlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DEVİNDİREBİLMEK
Devindirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEVİNDİRİLEBİLMEK
Devindirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SEVİNDİREBİLME
Sevindirebilmek işi.
ÖKSÜZSEVİNDİREN
Değeri az, cicili bicili şey.
SEVİNEBİLMEK
Sevinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEVİNDİRİLİŞ
Devindirilme işi.
SEVİNDİRİLMEK
Sevindirme işi yapılmak.
SEVİNDİRİLME
Sevindirilmek işi.
SEVİNDİKALANI
Çorum kenti, Cemilbey nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SEVİNDİREBİLMEK
Sevindirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEVİNDİRİLEBİLME
Devindirilebilmek işi.
SİNAPTOBREVİN
Sinaptik keseciği alfa SNAP, gama SNAP, NSF ve SNAP 25 proteinlerinden oluşan bir kompleks ile akson ucundaki plazma zarında bulunan sintaksin proteinine bağlayan protein.
DEVİNDİRİLMEK
Devinmesi sağlanmak.
DEVİNDİREBİLME
Devindirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EVİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
BAYRAM
Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. Özel olarak kutlanan gün. Sevinç, neşe.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
ASALET
Soyluluk. Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu. Asillik. Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma, vekillik karşıtı.
BOYLAM
Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri, tul, tul derecesi, meridyen.
BAŞDİZGİCİ
Bir basımevindeki dizgicilerin başı, başmürettip, sermürettip.
BAŞODA
Geleneksel Türk evinde özellikle konukların ağırlandığı büyük ve özenli bir biçimde döşenmiş oda.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ARAMA
Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
BAĞIŞIK
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.
AZLETMEK
Bir kişiyi görevinden almak, uzaklaştırmak.
BASILI
Basılarak yerleştirilmiş. Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu.
AZLOLUNMAK
Görevinden alınmak, görevinden çıkarılmak.
BONSERVİS
Çalıştığı yerden ayrılırken görevini iyi yaptığını belirtmek amacıyla birine verilen belge.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.
BOZUK
Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.