Kelimeler arşivinde; içinde "esas" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde esas bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu esas ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında esas olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ESASLANDIRMAK
ESASLANDIRMA
KANUNUESASİ
ESASLANMAK, ESASSIZLIK
ESASLANMA
ESASSIZ, ESASTAN
ESASEN, ESASLI, ESASAN, ESASTA
ESASİ
ESAS
ESAS
Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel. Ana, temel olarak alınan, başlıca, asal, esasi. Bir iş veya sözde doğru biçim.
ESASEN
Başından, temelinden, kökeninden. Aslında. Nasıl olsa, gene. Zaten.
ESASLANDIRMAK
Esaslı duruma getirmek, sağlamlaştırmak.
ESASLI
Köklü, geniş ölçüde etkili, güzel, doğru. Kuvvetli, etkili. Köklü, etkili, güzel bir biçimde, doğru olarak.
ESASLANMAK
Temeli sağlamlaşmak, temelleşmek. Kökleşmek.
ESASİ
Asal.
KANUNUESASİ
Anayasa.
ESASLANDIRMA
Esaslandırmak işi.
ESASLANMA
Esaslanmak işi.
ESASTA
Aslında.
ESASTAN
Aslına dayalı olarak.
ESASAN
Esasen.
ESASSIZ
Sağlam bir temele dayanmayan, köksüz, asılsız. Doğru olmayan, yalan.
ESASSIZLIK
Esassız olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ESAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KABADAYI
Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse. Bir şeyin en iyisi, başta geleni. Yürekli.
KÖKLÜ
Kökü olan. Soylu, soyu sopu belli, iyi tanınan. Kökleşmiş, iyi yerleşmiş, kalıcı olan, esaslı.
MANİCİLİK
İranlı düşünür Mani'nin III. yüzyılda kurduğu ve iyilik kötülük esasına dayalı dinî öğreti, Manihaizm.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
KARŞI
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
HAPİS
Bir yere kapatıp salıvermeme. Mahpus. Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası. Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane. Pulları salıvermeme, kapatma esasına dayanan bir tür tavla oyunu.
BASKETBOL
Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu.
ANASIL
Kökten, asıl olarak, esaslı bir biçimde.
KİBUTZ
İsrail'de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk.
ASLİYE
Temel, esas.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ASAL
Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.
KAZIKAZAN
Kart kazındığında aynı tutardan üçünü bir arada bulma esasına dayalı bir tür talih oyunu. Kart kazındığında üzerinde yazılı olan ödülü kazanmaya dayalı bir tür talih oyunu.
MODÜLASYON
Bir sesin yayılmasında ortaya çıkan yeğinlik, vurgu, ton değişimlerinden her biri. Bir dalganın genlik, evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması. Bir müzik eserinde esas tondan başka bir tona geçiş.
MAHİYET
Nitelik, vasıf, öz, asıl, esas. İçyüz.
BELİTLEME
Belitlemek işi. Tümden gelişimci bir bilime esas olacak belit sistemi.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
OMURGA
Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.