ESAS ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "esas" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. esas ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu esas ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde esas olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ESASLANDIRMAK

12 harfli kelimeler

ESASLANDIRMA

10 harfli kelimeler

ESASLANMAK, ESASSIZLIK

9 harfli kelimeler

ESASLANMA

7 harfli kelimeler

ESASSIZ, ESASTAN

6 harfli kelimeler

ESASAN, ESASEN, ESASLI, ESASTA

5 harfli kelimeler

ESASİ

4 harfli kelimeler

ESAS

Bazı kelimelerin anlamları

ESAS

Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel. Ana, temel olarak alınan, başlıca, asal, esasi. Bir iş veya sözde doğru biçim.

ESASEN

Başından, temelinden, kökeninden. Aslında. Nasıl olsa, gene. Zaten.

ESASLANMA

Esaslanmak işi.

ESASTA

Aslında.

ESASLANDIRMA

Esaslandırmak işi.

ESASTAN

Aslına dayalı olarak.

ESASİ

Asal.

ESASAN

Esasen.

ESASLI

Köklü, geniş ölçüde etkili, güzel, doğru. Kuvvetli, etkili. Köklü, etkili, güzel bir biçimde, doğru olarak.

ESASSIZLIK

Esassız olma durumu.

ESASSIZ

Sağlam bir temele dayanmayan, köksüz, asılsız. Doğru olmayan, yalan.

ESASLANMAK

Temeli sağlamlaşmak, temelleşmek. Kökleşmek.

ESASLANDIRMAK

Esaslı duruma getirmek, sağlamlaştırmak.

  -   -   -  

Anlamında ESAS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ESAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAZIKAZAN

Kart kazındığında aynı tutardan üçünü bir arada bulma esasına dayalı bir tür talih oyunu. Kart kazındığında üzerinde yazılı olan ödülü kazanmaya dayalı bir tür talih oyunu.

MAHİYET

Nitelik, vasıf, öz, asıl, esas. İçyüz.

KARŞI

Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

HAPİS

Bir yere kapatıp salıvermeme. Mahpus. Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası. Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane. Pulları salıvermeme, kapatma esasına dayanan bir tür tavla oyunu.

KÖKLÜ

Kökü olan. Soylu, soyu sopu belli, iyi tanınan. Kökleşmiş, iyi yerleşmiş, kalıcı olan, esaslı.

OMURGA

Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.

BELİTLEME

Belitlemek işi. Tümden gelişimci bir bilime esas olacak belit sistemi.

KABADAYI

Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse. Bir şeyin en iyisi, başta geleni. Yürekli.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ASLİYE

Temel, esas.

KİBUTZ

İsrail'de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

MANİCİLİK

İranlı düşünür Mani'nin III. yüzyılda kurduğu ve iyilik kötülük esasına dayalı dinî öğreti, Manihaizm.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

MODÜLASYON

Bir sesin yayılmasında ortaya çıkan yeğinlik, vurgu, ton değişimlerinden her biri. Bir dalganın genlik, evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması. Bir müzik eserinde esas tondan başka bir tona geçiş.

ASAL

Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.

BASKETBOL

Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu.

ANASIL

Kökten, asıl olarak, esaslı bir biçimde.