Kelimeler arşivi içinde; sonunda "esat" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu esat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında esat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde esat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MUKADDESAT, MÜSELLESAT, MÖGEDDESAT
TESESAT
FESAT, KESAT, HESAT, NESAT
ESAT
ESAT
Çok mesut, çok mutlu.
MÖGEDDESAT
Arapça kökenli mukaddesât: mukeddesat.
KESAT
Alışverişte durgunluk. Yokluk, kıtlık.
FESAT
Bozukluk. Karışıklık, kargaşalık, ara bozuculuk. Karıştırıcı, ara bozucu (kimse). Hile. Herhangi bir konuda iyimser olmayan, kötü yorumlayan (kimse).
TESESAT
Arapça kökenli te'sisât: te'sisat.
MÜSELLESAT
Trigonometri.
HESAT
Kıskanç, kimseyi çekemeyen.
MUKADDESAT
Kutsal sayılan inanç ve davranışlar.
NESAT
Nasihat.
Bu bölümde tanımı içerisinde ESAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KESATLIK
Kesat olma durumu. Kıtlık zamanı.
GERÜĞ
Meyve toplarken yüksekteki dalları yaklaştırmakta kullanılan ucu eğri çubuk. Ocaklığa kazan asmağa yarayan demir araç. (Esat Çiftliği Terme Samsun).
FASİT
Kötü, bozuk. Ara bozucu, fesat çıkaran, müfsit.
BAVRIMAK
Bir işde veya daha çok o işin hile ve fesat taraflarında pişmek.
FASIK
Allah'ın emirlerini tanımayan, sapkın, günah işleyen. Kötülük eden, fesatçı.
KUNDAK
Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez. Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey. Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb. Ara bozma, fitne, fesat. Bu bezle sarılmış bebek. Arabalarda dingil yatağı. Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm. Saçları yemeninin içine alıp bağlama.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.
ESATİRİ
Esatirle ilgili, esatire ait.
DECCAL
Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse). Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
BÖLÜCÜ
Bölme işini yapan, bölen. Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan, fesatçı, münafık.
COŞTAR
Cömert, eliaçık. Fesatçı. Çapkın (erkek hakkında).
BAYRAKÇEKEN
Bir topluluğun işini bozan, kavgayı kızıştırmak için araya fesat sokan.
ABAZ
Fesatçı. İddiacı, inatçı. Dangalak. Ayı yavrusu. Şişman, etli, gürbüz.
ALFEL
Kötülük, fesatlık, hile.
TRİGONOMETRİ
Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu, müsellesat.
MİKROPLUK
Yaramazlık, kötülük, fesatlık.
AVAN
Devlet memuru: Avanların yüzü soğuk olur. Obur. Hırsız. İri-yarı insan. Sert, titiz, sinirli. Vurucu kırıcı, zorba. Kurt: Avan yiyesi. Sürülmesi güç olan tarla. Vurucu, kırıcı, zorba. Sürekli ağlayan bebek. Zorba, fesatçı, kötü adam.
BURKAZANLIK
Fitnelik, dalaveracılık, fesatlık, laf taşıma: Burğazanlık edip de işi karıştırma.
MUKADDESATÇILIK
Mukaddesatçı olma durumu.