Kelimeler arşivinde; içinde "erler" olan, toplam 42 tane kelime bulunuyor. İçerisinde erler bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu erler ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında erler olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KALKERLİSÜNGERLER
STEREOİZOMERLER
HORZUMKESERLER, ASETOBAKTERLER, FORAMİNİFERLER
İSODİASFERLER, DEKOMPOZERLER, ENANTİOMERLER
YERLERİNİZE, HACIÖMERLER, KARAÖMERLER, ESKİÖMERLER, SÖLENTERLER
ROTİFERLER
KÖŞKERLER, MEHTERLER, KAMBERLER, SELVERLER, SİNDERLER, ANOMERLER, SÜNGERLER, DÜLGERLER, EPİMERLER
ZAFERLER, HABERLER, YİĞERLER, TEKERLER, SÜVERLER, CABERLER, CAFERLER, SEFERLER, ÖĞBERLER, ESTERLER, KEMERLER, GİDERLER, GÖÇERLER
ERLER
Bingöl ilinde, Adaklı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Bitlis şehri, Kavakbaşı bucağına bağlı bir bölge. Diyarbakır şehri, Bismil ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Konya şehrinde, Karatay ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YERLERİNİZE
800 metreye varan yarışlarda, çıkışçının, yarışa katılacak atletlere çıkış bölmesinde yerlerini almaları için kendi ana dilinde verdiği ilk komut.
SÖLENTERLER
Bitkimsi hayvanlardan deniz analarını, sifonluları ve mercanları içine alan önemli bir bölüm. Çok hücrelilerin (Metazoa), gerçek çok hücreliler (Eumetazoa) bölümünden, ışınsal simetrili, tek vücut boşluğu (sölenteron) bulunan, ağızla dışarı açılan endoderm (gastrodermis) ile ektodermden (epidermis) oluşan bir vücut duvarı bulunan, iki tabaka arasında genellikle hücresiz, jelâtinli bir mezoglöaya sahip, tek ya da koloni hâlinde, sabit ya da serbest hâlde yaşayan, knidliler (Cnidaria) ve ktenoforlar (Ctenophora) filumlarını kapsayan alt bölüm. Çok hücrelilerin (Metazoa), gerçek hücreliler (Eumetazoa) bölümünden, ışınsal simetrili, tek vücut boşluğu bulunan, tek veya koloni hâlinde, sabit veya serbest hâlde yaşayan, knidliler (Cnidaria) ve ktenoforlar (Ctenophora) şubeleri olan alt bölüm.
ESKİÖMERLER
Kayseri şehri, Himmetdede nahiyesine bağlı bir bölge.
FORAMİNİFERLER
Bir hücrelilerden (Protozoa), kök ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının hemen hepsi genel olarak bir ya da çok odacıklı, kalsiyum karbonattan yapılmış bir kabukla örtülü olan, iğne biçimindeki yalancı ayakları kabuk üzerindeki deliklerden dışarı uzanan, bazısı tath suda, çoğu denizlerde yaşayan, bugün fosil olmuş pek çok türü bulunan, globijerin (Globigerina) ve nümülit (Nummulites) cinsleri iyi bilinen, bir takımı. Delikli hayvanlar. (Foraminifera),iyi bilinen cinsleridir.
KÖŞKERLER
Antalya şehrinde, Kale ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KARAÖMERLER
Çanakkale şehri, Lâpseki belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Konya ilinde, Aşağıpınarbaşı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ROTİFERLER
Rotatorlar.
ENANTİOMERLER
Asimetrik bir karbon atomu içeren bir bileşiğin üst üste çakışmayan, her biri diğerinin ayna görüntüsü olan D- veya L-şekerler diye adlandırılan stereoizomerleri, şiral bileşik.
HACIÖMERLER
Balıkesir kenti, Dursunbey ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Çanakkale şehri, Lâpseki ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DEKOMPOZERLER
Ölü bitki ve hayvansal maddelerle beslenerek, onları parçalayıp tekrar besin zincirine sokan organizmalar.
ASETOBAKTERLER
Etil alkolü okside ederek asetik asit meydana getiren bakteriler.
KALKERLİSÜNGERLER
(Calcarea),iyi bilinir.
İSODİASFERLER
Nötron ve proton sayılarında aynı farklılığa sahip olan çekirdekler.
HORZUMKESERLER
Manisa şehrinde, Alaşehir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
STEREOİZOMERLER
Aynı atom yapısında fakat yapısal konfigürasyonu farklı olan bileşikler.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERLER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
AMFİBYUMLAR
Kurbağa ve semenderleri içine alan iki yaşamlı omurgalılar sınıfı.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ARTİST
Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse, sanatçı, sanatkâr. Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse. Olduğundan başka türlü görünen, yapmacık ve abartılı davranan kimse.
AHLAKÇA
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.
ANAHTARCI
Anahtar yapan, satan veya onaran kimse, açkıcı. Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse. Kilitli kapıları açan kimse, çilingir.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
AKILSAL
Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.
ANAGRAM
Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime.
ASAR
Eserler. Yüzyıllar.
ASANSÖR
İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
AKREP
Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
ABİS
Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.