Kelimeler arşivinde; içinde "epli" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde epli bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu epli ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında epli olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HAFİFMEŞREPLİK, GAZİANTEPLİLİK
PEPLİVANÜZÜMÜ
REPLİKASYON, GAZİANTEPLİ
MÜREKKEPLİ
SAHLEPLİK
CELEPLİK, MEKTEPLİ, SALEPLİK, REPLİKAZ, REPLİKOM, REPLİKON, REPLİZOM
SEBEPLİ, KREPLİN, RECEPLİ
ZEPLİN, REPLİK, LEPLİK, EDEPLİ
SEPLİ, ZEPLİ, KEPLİ, ÇEPLİ
EPLİ
EPLİ
Uysal ve becerikli.
REPLİKAZ
DNA sentezinde ve bazı virüslerin RNA kopyalanmasında olduğu gibi nükleik asitlerin kopyalanmasında görev yapan enzimlerin genel adı. Bir molekülün kendini eşlemesinde görev alan enzim.
SALEPLİK
İçinde salep bulunan veya salep dağıtmaya yarayan özel kap. Salep yapımında kullanılan.
CELEPLİK
Celepçinin yaptığı iş, celepçilik.
MÜREKKEPLİ
Mürekkep sürülmüş, dökülmüş veya damlatılmış olan. İçine mürekkep konularak kullanılan.
REPLİKON
DNA molekülünde bir kopyalama kökeni kapsayan ve peş peşe kopyalanan nükleotit dizilerinden oluşan uzunluk. Kendini eşleyebilecek genetik bilgiyi ve bir başlangıç ve sonlanma noktası içeren DNA birimi.
REPLİKOM
Kromozomun bağımsız olarak çoğalabilen parçası. Replikasyon ünitesi.
REPLİZOM
DNA replikasyonunda, replikasyon çatalında bulunan primaz, topoizomeraz, DNA ligaz gibi enzimler. Replikasyon çatalındaki DNA üretimini ilerleten multiprotein kompleksi.
REPLİKASYON
Kopyalama. Üreme.
GAZİANTEPLİ
Gaziantep ilinden olan kimse.
PEPLİVANÜZÜMÜ
Yenirken etli yeri çöpünde kalan üzüm.
HAFİFMEŞREPLİK
Hafifmeşrep olma durumu.
MEKTEPLİ
Okula giden kimse, öğrenci. Okulda yetişmiş olan, alaylı karşıtı.
SAHLEPLİK
Saleplik.
SEBEPLİ
Sebebi olan.
GAZİANTEPLİLİK
Gaziantepli olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde EPLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAYBAZ
Cepli önlük.
PRİMER
Birinci. Sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci derecedeki, birincil, ilk, esas. Yapay olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci, birincil, esas. DNA replikasyonu esnasında, DNA sentezinin başlayabilmesi için kalıp DNA'nın başındaki nükleotit dizisine antiparalel ve komplementer olarak sentezlenen RNA oligonükleotidi. Tek zincirli DNA'ya bağlanan kısa DNA veya RNA parçası.
KİNETOPLAST
Kinetoplastida takımındaki protozoonlarda uzunlamasına yapılı mitokondri içerisinde bulunan, DNA'dan zengin, bazal cisimle yakın ilişkili, bağımsız olarak replike olan çubuk biçiminde silindirik sitoplazmik organel, kinetonükleus. Trypanosoma denilen bir cins kamçılının kaidesine yakın bir bölgede yer alan mitokondriden farklılaşmış yapı.
CINGILDAMAK
Acayip ses çıkarmak. Çocuk, yavaş sesle ağlamak. Kulak çınlamak. Çan veya zil çalmak. Düşen madeni para ses çıkarmak. Hafif meşreplik, oynaklık etmek. Su bulunduğu kabın içinde çalkalanmak.
HELİKAZLAR
DNA kopyalanması başlamadan önce, çift sarmal DNA'nın replikasyon çatalı oluşturmasını sağlayan bir grup enzim.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
HETEROKROMATİN
İnterfaz çekirdeğinde aşırı yoğunlaşma gösteren tekrarlanan DNA dizilerinden oluşmuş kromatin. Replikasyonu daha geç olur ve transkripsiyon bakımından faal değildir. Bu segmentler konstitütif heterokromatin olarak adlandırılır. Ayrıca farklı gelişme safhalarında yoğunlaşma gösteren ve dağılmış hâlde bulunanı ise fakültatif heterokromatin olarak adlandırılır. Örneğin memeli dişilerindeki faal olmayan X kromozomu. Çekirdekte kromatinin koyu görünen kısmı. Genç hücrelerle çok çalışan sinir hücrelerinde bu madde az bulunur. Transkripsiyon etkinliğinin az olduğu veya genomun etkisiz kısımlarını gösterir. Kromozomun, çokça nukleik asit depo eden ve sitoplazma ve çekirdekdeki nukleik asit metabolizmasını kontrol eden bölgesi. Bu bölge dinlenme halinde çekirdekte boyayı çok emen ve koyu renkli görülen kromatin bölgesidir.
MÜEDDEP
Uslu, terbiyeli, edepli.
PRİMAZ
Replikasyon çatalında, DNA sentezinin başlangıcını tanıyan ve kısa RNA primerini oluşturan enzim. DNA polimerazlar tarafından birincil olarak kullanılan RNA oligonükleotitlerin üretimini katalize eden enzim.
SAFARİ
Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.
HILLI
Doğru dürüst, işe yarar kimse: O çocuk kıllı bir şeye benzemiyor. İyi ahlâklı, edepli kişi. Daha çok: Ben öyle yaptıkça hıllı üstüme yüklendi. Epey zaman: Onnara gettük hıllı oturduk.
NEDENLİ
Nedeni olan, sebepli.
USLU
Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli, müeddep, yaramaz karşıtı. Uysal bir biçimde. Akıllı, zeki.
SARETLİK
Meşinden yapılmış kat kat cepli kuşak, bir çeşit kemer.
SULUKULE
Mürekkeplik, hokka.
GAZEP
Çok yaramaz: Gazepliğin sırası değil. Çapkın kişi.
UTMAN
Şerefli, edepli, terbiyeli kimse.
ÇENTİCİ
Hastanın şişip sızlayan yerini, bıçağın ağzıyla yontuyormuş gibi yavaş yavaş vurarak iyileştirmeye çalışan kimse: Eli sebeplidir ocaktan çenticidir o.
ÖRTMECE
Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam. Kandırma, gizleme.
HELLEP
Beştaş oyunu: Helleplik taş gibi dolu yağdı.