Sonu EPLİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "epli" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu epli ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında epli olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde epli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

GAZİANTEPLİ

10 harfli kelimeler

MÜREKKEPLİ

8 harfli kelimeler

MEKTEPLİ

7 harfli kelimeler

SEBEPLİ, RECEPLİ

6 harfli kelimeler

EDEPLİ

5 harfli kelimeler

ÇEPLİ, KEPLİ, SEPLİ, ZEPLİ

4 harfli kelimeler

EPLİ

Bazı kelimelerin anlamları

EPLİ

Uysal ve becerikli.

RECEPLİ

Giresun kenti, Görele belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Manisa ili, Osmancalı bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Yozgat kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KEPLİ

Çok zengin.

SEPLİ

Biçimli, düzenli, gereğince. Sep denilen macunla yapıştırılmış çanak çömlek. Biçimli, düzenli.

MÜREKKEPLİ

Mürekkep sürülmüş, dökülmüş veya damlatılmış olan. İçine mürekkep konularak kullanılan.

MEKTEPLİ

Okula giden kimse, öğrenci. Okulda yetişmiş olan, alaylı karşıtı.

ÇEPLİ

Toz, saman, yoz tohumlarla karışık hububat. İnce uzun, yumuşak çubuk.

GAZİANTEPLİ

Gaziantep ilinden olan kimse.

ZEPLİ

Yamalı (küp ve çanak için).

EDEPLİ

Uslu, ince, iyi ahlaklı, terbiyeli, müeddep. Ahlaka uygun bir biçimde.

SEBEPLİ

Sebebi olan.

  -   -   -  

Anlamında EPLİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EPLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HETEROKROMATİN

İnterfaz çekirdeğinde aşırı yoğunlaşma gösteren tekrarlanan DNA dizilerinden oluşmuş kromatin. Replikasyonu daha geç olur ve transkripsiyon bakımından faal değildir. Bu segmentler konstitütif heterokromatin olarak adlandırılır. Ayrıca farklı gelişme safhalarında yoğunlaşma gösteren ve dağılmış hâlde bulunanı ise fakültatif heterokromatin olarak adlandırılır. Örneğin memeli dişilerindeki faal olmayan X kromozomu. Çekirdekte kromatinin koyu görünen kısmı. Genç hücrelerle çok çalışan sinir hücrelerinde bu madde az bulunur. Transkripsiyon etkinliğinin az olduğu veya genomun etkisiz kısımlarını gösterir. Kromozomun, çokça nukleik asit depo eden ve sitoplazma ve çekirdekdeki nukleik asit metabolizmasını kontrol eden bölgesi. Bu bölge dinlenme halinde çekirdekte boyayı çok emen ve koyu renkli görülen kromatin bölgesidir.

ÇENTİCİ

Hastanın şişip sızlayan yerini, bıçağın ağzıyla yontuyormuş gibi yavaş yavaş vurarak iyileştirmeye çalışan kimse: Eli sebeplidir ocaktan çenticidir o.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

REPLİZOM

DNA replikasyonunda, replikasyon çatalında bulunan primaz, topoizomeraz, DNA ligaz gibi enzimler. Replikasyon çatalındaki DNA üretimini ilerleten multiprotein kompleksi.

HELİKAZLAR

DNA kopyalanması başlamadan önce, çift sarmal DNA'nın replikasyon çatalı oluşturmasını sağlayan bir grup enzim.

USLU

Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli, müeddep, yaramaz karşıtı. Uysal bir biçimde. Akıllı, zeki.

HILLI

Doğru dürüst, işe yarar kimse: O çocuk kıllı bir şeye benzemiyor. İyi ahlâklı, edepli kişi. Daha çok: Ben öyle yaptıkça hıllı üstüme yüklendi. Epey zaman: Onnara gettük hıllı oturduk.

ÖRTMECE

Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam. Kandırma, gizleme.

MÜEDDEP

Uslu, terbiyeli, edepli.

SAFARİ

Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.

PRİMAZ

Replikasyon çatalında, DNA sentezinin başlangıcını tanıyan ve kısa RNA primerini oluşturan enzim. DNA polimerazlar tarafından birincil olarak kullanılan RNA oligonükleotitlerin üretimini katalize eden enzim.

KİNETOPLAST

Kinetoplastida takımındaki protozoonlarda uzunlamasına yapılı mitokondri içerisinde bulunan, DNA'dan zengin, bazal cisimle yakın ilişkili, bağımsız olarak replike olan çubuk biçiminde silindirik sitoplazmik organel, kinetonükleus. Trypanosoma denilen bir cins kamçılının kaidesine yakın bir bölgede yer alan mitokondriden farklılaşmış yapı.

NEDENLİ

Nedeni olan, sebepli.

GAZEP

Çok yaramaz: Gazepliğin sırası değil. Çapkın kişi.

REPLİKOM

Kromozomun bağımsız olarak çoğalabilen parçası. Replikasyon ünitesi.

KAYBAZ

Cepli önlük.

GAZİANTEPLİLİK

Gaziantepli olma durumu.

CINGILDAMAK

Acayip ses çıkarmak. Çocuk, yavaş sesle ağlamak. Kulak çınlamak. Çan veya zil çalmak. Düşen madeni para ses çıkarmak. Hafif meşreplik, oynaklık etmek. Su bulunduğu kabın içinde çalkalanmak.

HELLEP

Beştaş oyunu: Helleplik taş gibi dolu yağdı.

PRİMER

Birinci. Sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci derecedeki, birincil, ilk, esas. Yapay olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci, birincil, esas. DNA replikasyonu esnasında, DNA sentezinin başlayabilmesi için kalıp DNA'nın başındaki nükleotit dizisine antiparalel ve komplementer olarak sentezlenen RNA oligonükleotidi. Tek zincirli DNA'ya bağlanan kısa DNA veya RNA parçası.