Kelimeler arşivi içinde; sonunda "epli" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu epli ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında epli olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde epli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GAZİANTEPLİ
MÜREKKEPLİ
MEKTEPLİ
SEBEPLİ, RECEPLİ
EDEPLİ
ÇEPLİ, KEPLİ, SEPLİ, ZEPLİ
EPLİ
EPLİ
Uysal ve becerikli.
MEKTEPLİ
Okula giden kimse, öğrenci. Okulda yetişmiş olan, alaylı karşıtı.
SEPLİ
Biçimli, düzenli, gereğince. Sep denilen macunla yapıştırılmış çanak çömlek. Biçimli, düzenli.
EDEPLİ
Uslu, ince, iyi ahlaklı, terbiyeli, müeddep. Ahlaka uygun bir biçimde.
ZEPLİ
Yamalı (küp ve çanak için).
MÜREKKEPLİ
Mürekkep sürülmüş, dökülmüş veya damlatılmış olan. İçine mürekkep konularak kullanılan.
GAZİANTEPLİ
Gaziantep ilinden olan kimse.
ÇEPLİ
Toz, saman, yoz tohumlarla karışık hububat. İnce uzun, yumuşak çubuk.
RECEPLİ
Giresun kenti, Görele belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Manisa ili, Osmancalı bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Yozgat kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SEBEPLİ
Sebebi olan.
KEPLİ
Çok zengin.
Bu bölümde tanımı içerisinde EPLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÖRTMECE
Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam. Kandırma, gizleme.
REPLİZOM
DNA replikasyonunda, replikasyon çatalında bulunan primaz, topoizomeraz, DNA ligaz gibi enzimler. Replikasyon çatalındaki DNA üretimini ilerleten multiprotein kompleksi.
HETEROKROMATİN
İnterfaz çekirdeğinde aşırı yoğunlaşma gösteren tekrarlanan DNA dizilerinden oluşmuş kromatin. Replikasyonu daha geç olur ve transkripsiyon bakımından faal değildir. Bu segmentler konstitütif heterokromatin olarak adlandırılır. Ayrıca farklı gelişme safhalarında yoğunlaşma gösteren ve dağılmış hâlde bulunanı ise fakültatif heterokromatin olarak adlandırılır. Örneğin memeli dişilerindeki faal olmayan X kromozomu. Çekirdekte kromatinin koyu görünen kısmı. Genç hücrelerle çok çalışan sinir hücrelerinde bu madde az bulunur. Transkripsiyon etkinliğinin az olduğu veya genomun etkisiz kısımlarını gösterir. Kromozomun, çokça nukleik asit depo eden ve sitoplazma ve çekirdekdeki nukleik asit metabolizmasını kontrol eden bölgesi. Bu bölge dinlenme halinde çekirdekte boyayı çok emen ve koyu renkli görülen kromatin bölgesidir.
NEDENLİ
Nedeni olan, sebepli.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
GAZİANTEPLİLİK
Gaziantepli olma durumu.
SAFARİ
Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.
GAZEP
Çok yaramaz: Gazepliğin sırası değil. Çapkın kişi.
HILLI
Doğru dürüst, işe yarar kimse: O çocuk kıllı bir şeye benzemiyor. İyi ahlâklı, edepli kişi. Daha çok: Ben öyle yaptıkça hıllı üstüme yüklendi. Epey zaman: Onnara gettük hıllı oturduk.
HELLEP
Beştaş oyunu: Helleplik taş gibi dolu yağdı.
CINGILDAMAK
Acayip ses çıkarmak. Çocuk, yavaş sesle ağlamak. Kulak çınlamak. Çan veya zil çalmak. Düşen madeni para ses çıkarmak. Hafif meşreplik, oynaklık etmek. Su bulunduğu kabın içinde çalkalanmak.
MÜEDDEP
Uslu, terbiyeli, edepli.
KAYBAZ
Cepli önlük.
REPLİKOM
Kromozomun bağımsız olarak çoğalabilen parçası. Replikasyon ünitesi.
ÇENTİCİ
Hastanın şişip sızlayan yerini, bıçağın ağzıyla yontuyormuş gibi yavaş yavaş vurarak iyileştirmeye çalışan kimse: Eli sebeplidir ocaktan çenticidir o.
PRİMAZ
Replikasyon çatalında, DNA sentezinin başlangıcını tanıyan ve kısa RNA primerini oluşturan enzim. DNA polimerazlar tarafından birincil olarak kullanılan RNA oligonükleotitlerin üretimini katalize eden enzim.
PRİMER
Birinci. Sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci derecedeki, birincil, ilk, esas. Yapay olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci, birincil, esas. DNA replikasyonu esnasında, DNA sentezinin başlayabilmesi için kalıp DNA'nın başındaki nükleotit dizisine antiparalel ve komplementer olarak sentezlenen RNA oligonükleotidi. Tek zincirli DNA'ya bağlanan kısa DNA veya RNA parçası.
KİNETOPLAST
Kinetoplastida takımındaki protozoonlarda uzunlamasına yapılı mitokondri içerisinde bulunan, DNA'dan zengin, bazal cisimle yakın ilişkili, bağımsız olarak replike olan çubuk biçiminde silindirik sitoplazmik organel, kinetonükleus. Trypanosoma denilen bir cins kamçılının kaidesine yakın bir bölgede yer alan mitokondriden farklılaşmış yapı.
USLU
Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli, müeddep, yaramaz karşıtı. Uysal bir biçimde. Akıllı, zeki.
HELİKAZLAR
DNA kopyalanması başlamadan önce, çift sarmal DNA'nın replikasyon çatalı oluşturmasını sağlayan bir grup enzim.