Kelimeler arşivinde; içinde "epsi" olan, toplam 53 tane kelime bulunuyor. İçerisinde epsi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu epsi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında epsi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KONTRASEPSİYON, HİPERPEPSİNEMİ
EDEPSİZCESİNE, EDEPSİZLEŞMEK
EDEPSİZLEŞME, TEPSİBIÇKISI, HEMATOSEPSİS
TEPSİCİBAŞI, KATEPSİNLER, MÜREKKEPSİZ, SEBEPSİZLİK
LESEPSİYEN, PEPSİNOJEN, SEBEPSİZCE, RESEPSİYON, NARKOLEPSİ, EDEPSİZLİK
PEPSİNİYA, PROLEPSİS, TEPSİNMEK, PEPSİNÜRİ, TEPSİRMEK, TEPSİTMEK, ÜROKLEPSİ, KATALEPSİ, ÜROSEPSİS, TEPSİKOLA, EDEPSİZCE, ANTİSEPSİ
TEPSİCİK, KATEPSİN, HERHEPSİ, TEPSİMEK, DİSPEPSİ, SEBEPSİZ, MANDEPSİ, EPİLEPSİ
TEPSİLİ, EREPSİN, EPSİLON, EDEPSİZ
TEPSİK, ASEPSİ, SEPSİS, APEPSİ, PEPSİN
SEPSİ, LEPSİ, EPSİT, TEPSİ, HEPSİ, ZEPSİ
EPSİ
EPSİ
Hepsi.
EDEPSİZLEŞME
Edepsizleşmek işi.
EDEPSİZLEŞMEK
Terbiyesizleşmek.
KATEPSİNLER
Karaciğer, dalak, böbrek gibi çoğu hayvan dokularında bulunan, bazı hastalıklarda ve ölümden sonra hücre içi sindirimde görev yapan, lizozomlarda bulunan bir grup proteolitik enzim. Katepsin 1 Memeli karaciğer ve dalağından elde edilen ve pepsine benzeyen bir enzim olup nötür ya da hafif asit ortamlarda faaldir. Katepsin 11 : Tripsine benzeyen, fakat zayıf asit ortamlarda faal olan bir enzim.
SEBEPSİZLİK
Sebepsiz olma durumu.
KONTRASEPSİYON
Gebeliğin önlenmesi.
TEPSİBIÇKISI
Ortasından geçen bir mil yardımıyla dönen yuvarlak testere. (Yalvaç Isparta).
HİPERPEPSİNEMİ
Kanda pepsin düzeyinin anormal olarak yükselmesi. Kanda pepsin düzeyinin aşırı miktarda yükselmesi.
RESEPSİYON
Kabul, kabul etme. Kabul yerinde çalışan kimselerin tümü. Kabul yeri. Kabul töreni.
TEPSİCİBAŞI
Saraydaki altın ve gümüş tepsilerin bakımı ve saklanması ile yükümlü görevli.
HEMATOSEPSİS
Septisemi.
EDEPSİZCESİNE
Edepsizce.
SEBEPSİZCE
Bir sebebi olmaksızın.
PEPSİNOJEN
Mide bezi hücrelerinde bulunan pepsinin öncü maddesi. Midenin seröz tabakasında zimojen olarak sentezlenen, mide sıvısındaki hidroklorik asit veya diğer pepsin moleküllerinin katalitik etkisiyle pepsine dönüşen, pepsinin etkin olmayan biçimi.
MÜREKKEPSİZ
Mürekkebi olmayan.
LESEPSİYEN
Süveyş Kanalı vasıtasıyla Kızıl Deniz'den Akdeniz'e geçen organizmalar için kullanılan bir terim.
Bu bölümde tanımı içerisinde EPSİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
BÜTÜN
Eksiksiz, tam. Bozuk olmayan (para). Birlik, tamlık. Parçalanmamış. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi.
BİLASEBEP
Sebepsiz yere, hiçbir sebep olmadan, gereksizce.
BİYOKATALİZÖR
Canlı dokuların hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandıran veya kolaylaştıran madde.
DOĞA
Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.
BOŞALTMAK
Boş duruma getirmek. Dökmek, boca etmek. Gevşetmek, açmak. Kusmak. Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak.
DERME
Dermek işi. Aynı türden bir araya getirilmiş şeylerin hepsi, koleksiyon.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
BİLUMUM
Bütün, hep, kamu, . -in hepsi.
CÜMLESİ
Hepsi.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
BİRDEN
Bir defada. Birlikte, beraberce, hepsi bir arada. Ansızın.
DESEN
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılmış olan çizim. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi. Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme. Desen yapma sanatı.
DEVİRMEK
Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek. Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek. Hepsini kısa sürede içip bitirmek. Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak. Bir yana eğmek. Belli bir yaş dönemini geride bırakmak.
CEMAN
Toplam olarak, hepsini içine alarak.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BOŞUNA
Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile. Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli.
ANTİSEPTİK
Antisepsi yapmak için kullanılan (madde). Antisepsi özelliği olan (madde).