İçinde ENGEBE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "engebe" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde engebe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu engebe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında engebe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ENGEBELİK, ENGEBESİZ, ENGEBELER

8 harfli kelimeler

ENGEBELİ

7 harfli kelimeler

CENGEBE, HENGEBE

6 harfli kelimeler

ENGEBE

Bazı kelimelerin anlamları

ENGEBE

Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.

HENGEBE

Çukur.

ENGEBESİZ

Engebesi olmayan, arızasız.

CENGEBE

Orman içinde çukur yer.

ENGEBELİ

Engebesi olan, engebesi çok olan, arızalı.

ENGEBELER

Yer ve Ay yüzeyindeki dağ, sıradağ ve dağağızlarının ortak adı.

ENGEBELİK

Engebe.

  -   -   -  

Anlamında ENGEBE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ENGEBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PATİKA

Engebeli yerlerden gelip geçenlerin ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol, çığır, keçi yolu, yolak.

DÜZ

Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.

ARIZA

Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.

BALKANLUK

Sarp, engebeli, yüksek (alan).

DANĞAZ

Sert ve engebeli yer. Yağmurda ya da sulandıkça çamur olmayan, kuru kalan yer.

GEDEL

Kertik, gedik. Engebeli tarlalarda duvarla ayrılmış bölümler. Yamaçlar üzerinde yapılan set set tarlalar. Tahta duvar. Birbirinin üzerine konulan merteklerin dışarda kalan uçları.

DÖLEK

Ağırbaşlı, uslu, ağır davranışlı. Düz, engebesiz (toprak parçası).

AHGIN

İşlenmesi kolay, engebesiz, düz: Ovada çift çubuk sürülür, çünkü ahgındır.

AKKIN

Çağlayan, ırmak veya derede suyun hızlı aktığı yer. Eğimi, inişi fazla olan yer, meyilli, eğimli. Akıntılı, hızlı akan su, akıntılı su kanalları. Meyil, suya akış imkânı veren eğim. Az meyilli, düzgün, engebesiz yol veya toprak. Sürülmesi ve çalışılması kolay tâvlı toprak. Yolunda, yoluna girmiş, olurun da (iş hakkında). Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerliyen, akıcı (iş hakkında). İşlenmesi kolay, pürüzsüz, düzgün, budaksız ağaç veya tahta. İstekli, eğinik, gönüllü, tutkun. Anlayışlı. İştahla, istiyerek yenen yemek. Beyaz kılıç kabı. İstekli, gönüllü, tutkun. Akan su. Açık, düzgün, pürüzsüz. Az eğimli, düzgün, engebesiz yol veya toprak. Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerleyen, akıcı iş. Yolunda, yoluna girmiş, olurunda iş.

ENGEME

Meyil, iniş. Meyilli arazi. Alçak yer. Yer üzerindeki oyuklar. İki tepe arasındaki yer. Engebe. Dalkavuk, iki yüzlü, asalak, sığıntı.

ARIZASIZ

Aksamayan, bozulmadan işleyen. Engebesiz, düz. Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde.

ÇETREFİL

Karışıklığı dolayısıyla, anlaşılması veya sonuca bağlanması güç. Yapı ve ses kurallarına aykırı kullanılan (dil). Sarp, engelli ve engebeli (yer).

KOKURDAN

Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi.

TOPOĞRAFYA

Bir kara parçasının doğal engebe ve özelliklerini kâğıt üzerinde çizgilerle gösterme işi.

ÇEPİR

Çamur, pislik, bulaşık, kir. Engebeli arazi. Su kuyusu.

ÇİYLE

Engebeli arazide, etrafı orman, ortası çimenlik olan yer.

YARMA

Yarmak işi. Kaba saba, görgüsüz (kimse). Gelişigüzel kırılmış buğdaydan yapılmış olan bir çorba türü. Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan. Gelişigüzel kırılmış buğday, dövme. Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer.

GIRMA

Bir çeşit melez köpek. Pürüzlü ve engebeli alan. Beyaz topraklı yer. Tohum ekmek için tarlada pullukla açılan yer: Gırma gırmadan tohum ekme. Bir çeşit av tüfeği. Avcıların saçma bulamayınca telden saçma şeklinde kestikleri parçalar. Bir çeşit tatlı. Salamura yapılmış yeşil zeytin. Davarların yemesi için kesilen ağaç dalları. Kuru odun yapmak için kesilen yaş çam dalları. Tohum ekmek için tarladaki çalı ve ağaçları sökme işi: Bizimkiler bugün Akdere'ye gırmaya gittiler. Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış tahıl. Hayvanların kolay yiyebilmesi için ezilerek verilen arpa. Kumaşa büzülerek yapılan süs, pili. Ortasından ikiye katlanan tüfek. (Tokmacık Yalvaç Isparta). Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış arpa. (Çukurhisar Eskişehir). Dövenle yarı sürülmüş ekin sapı. (Afşar Güdül Ankara).

ARIZALI

Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.). Engebeli. Yarım yamalak.

AVARIZ

Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.