Kelimeler arşivinde; içinde "ellemek" olan, toplam 64 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ellemek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ellemek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ellemek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇENGELLEMEK, KAPÇELLEMEK, FERFELLEMEK, FENDELLEMEK, PÜSKELLEMEK, SEKKELLEMEK, DÜBRELLEMEK, SENDELLEMEK, ÇÖNGELLEMEK, ŞÜLLELLEMEK, TENGELLEMEK, TENĞELLEMEK, TERKELLEMEK, YERSELLEMEK, YERÇELLEMEK, FELFELLEMEK, GÜNCELLEMEK, TESKELLEMEK, PARSELLEMEK, ŞANDELLEMEK
ŞÜRELLEMEK, TEGELLEMEK, TEĞELLEMEK, YAVELLEMEK, TEHELLEMEK, SEKELLEMEK, YEPELLEMEK, TEKELLEMEK, PEÇELLEMEK, MEZELLEMEK, MEYELLEMEK, METELLEMEK, MEĞELLEMEK, ZEBELLEMEK, EVSELLEMEK, RİMELLEMEK, TEYELLEMEK, NİKELLEMEK, BECELLEMEK, BEZELLEMEK, BÜVELLEMEK, GÜDELLEMEK, GENELLEMEK, EMBELLEMEK, ENGELLEMEK, GEGELLEMEK, GEĞELLEMEK, GEVELLEMEK, GÖDELLEMEK, ÇEPELLEMEK, Devamını Oku »»
GEELLEMEK, ÜVELLEMEK, İRELLEMEK
CELLEMEK, BELLEMEK, TELLEMEK, YELLEMEK, ÇELLEMEK, DELLEMEK, FELLEMEK, KELLEMEK, HELLEMEK
ELLEMEK
ELLEMEK
Elle dokunmak.
SENDELLEMEK
Sendelemek, düşecek gibi olmak.
ÇÖNGELLEMEK
Takatsizleşmek, beli bükülmek, halsizleşmek.
SEKKELLEMEK
Aksamak, topallamak.
YERÇELLEMEK
Hoşlanmamak, beğenmemek.
DÜBRELLEMEK
At dörtnala gitmek.
ÇENGELLEMEK
Çengelini takmak. Çengel atış yapmak.
FENDELLEMEK
Fırsat bilmek.
KAPÇELLEMEK
Kapmak, almak : Bütün yemişleri elimden kapçelleyiverdi.
FERFELLEMEK
İhtiyarlayıp kuvvetten düşmek.
YERSELLEMEK
Küçük görmek, aşağılamak.
TENĞELLEMEK
Yuvarlamak.
PÜSKELLEMEK
Tek ayak üzerinde sıçramak, sekmek.
TERKELLEMEK
Yinelemek.
TENGELLEMEK
Tepetakla olmak, yuvarlanmak. Yuvarlanmak.
ŞÜLLELLEMEK
Elle dikiş dikmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELLEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ELLEME
Ellemek işi. Elle seçilmiş, iyi.
ÇELMELEMEK
Çelme takmak. Bir işi baltalamak. Bir iş ya da kimseyi engellemek.
ENGELLEME
Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.
GENELLEME
Genellemek işi. Bir işlemin sonucu olan genel kavram, yargı, bilim yasası veya kuram. Zihnin genel düşünceler yapması işlemi veya özelden genele geçiş, tamim.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
DARBELEMEK
Vurmak, çarpmak. Bir işi engellemek. Yıkıma uğratmak.
FIRDÖNDÜ
Biri döndüğünde ötekinin de dönmesini engellemek için uç uca getirilerek serbest bir eksenle bağlanmış çift halka. Belirli bir görüş veya düşünce sahibi olmayan kimse. Bir ipe bağlı olarak birden fazla çıpa atıldığında çıpaların karışmaması için tekne zinciri ile parçaların bağlandığı zincir arasına konulan metal araç. Topaç gibi çevrilerek oynanan, tunçtan, altı köşeli bir kumar aracı.
ÇEPELLEME
Çepellemek işi.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
BELLEM
Bellemek yetisi.
DİKİLMEK
Dikme işi yapılmak. Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.
CAYDIRICILIK
Caydırıcı olma durumu. Bir saldırganlığı önlemek ve engellemek için önlem alma işi.
BURÇ
Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
BELİRLEMEK
Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı. Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.
ÇELMEK
Ayak uzatarak birisini düşürmek. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.
GÜNCELLEME
Güncellemek durumu.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BELLEME
Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.