Sonu ELLENME ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ellenme" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ellenme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ellenme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ellenme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ÇEĞMELLENME, PARSELLENME

10 harfli kelimeler

TEMELLENME, TEYELLENME, ÇEPELLENME, ENGELLENME, GAZELLENME, GENELLENME

8 harfli kelimeler

TELLENME, YELLENME, BELLENME, SELLENME

7 harfli kelimeler

ELLENME

Bazı kelimelerin anlamları

ELLENME

Ellenmek işi.

ENGELLENME

Engellenmek işi.

ÇEPELLENME

Çepellenmek işi.

TEMELLENME

Temellenmek işi.

TELLENME

Tellenmek işi.

YELLENME

Yellenmek işi.

SELLENME

Yamaçların yüzünü, belli bir yatak içinde değil de, iplik gibi ince damarlardan oluşan bir ağ durumunda kaplayarak eğim aşağı akan yağmur ve kar suları.

GENELLENME

Genellenmek işi.

BELLENME

Bellenmek işi.

TEYELLENME

Teyellenmek işi.

PARSELLENME

Parsellenmek işi.

GAZELLENME

Gazellenmek işi veya durumu.

ÇEĞMELLENME

Çeğmellenmek işi.

  -   -   -  

Anlamında ELLENME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ELLENME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SERBEST

Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin. Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen. Sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan. Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan. Tutuklu veya bağımlı olmayan, özgür, hür. Bazı kurallara bağlı olmayan. Rahat, özgür, bağımsız bir biçimde. Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kadın).

GÖLGELENMEK

Gölgeli duruma girmek. Buğulanmak. Değerinin bilinmesi engellenmek.

CIRTDANA

Gaz çıkarma, yellenme (hk.).

BÜRGÜLEME

Bir mıknatıssal ya da elektriksel alanın bir bölge içindeki etkisini bir metal bürgü ile kesme. Bir öğecik çekirdeğinin dış yörüngelerde dolanan aksicikler üzerindeki etkisinin aradaki eksiciklerle engellenmesi.

ASİTES

Karna su dolması, karında sıvı toplanması durumu. Karın boşluğunda seröz, berrak ve açık renkte, transudat veya modifiye transuadat niteliğinde sıvı toplanması. Portal hipertansiyon, karaciğer sirozu, kalp yetmezliği, karın zarı sıvısının emiliminin azalması, engellenmesi veya fazla miktarda salgılanması sonucu biçimlenir, hidroperitoneum, hidrops asites, Halk dilinde yağ üzülü.

DİNAMİTLENMEK

Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.

KARANTİNA

Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi. Hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer.

AZOTİYOPRİN

Vücuda alınmasından sonra glutatyonun etkisiyle bir pürin analoğu olan merkaptoürine çevrilen ve organ nakillerinde reddin engellenmesi amacıyla kullanılan bileşik.

ZARTA

Yellenme.

ANTİLÜTEOLİZİS

Sarı cismin yapı ve görev olarak geriletilmesinin engellenmesi.

ÖZGÜR

Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan, serbest, hür. Başkasının kölesi olmayan, hür. Tutuklu olmayan, hür. Siyasi bir güç tarafından denetlenmeyen, engellenmeyen. Yönetim bakımından yabancı bir gücün etkisi altında bulunmayan, başka bir yönetime bağlı olmayan, bağımsız, hür (ulus, ülke). Kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan, muhtar.

CIRTDAK

Gaz çıkarma, yellenme (hk.). Birdenbire yırtmak (hk.).

CARTA

Yellenme.

ÇELMELENMEK

Çelme takılmak. Bir iş veya kimse engellenmek, baltalanmak.

YASAKLANMAK

Yasak edilmek, yapılmaması buyrulmak veya istenmek, yapılması engellenmek, önlenmek, menedilmek, alıkonulmak.

GÖLGE

Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.

OSURUK

Yellenme.

KÖSTEKLENMEK

Ayağına köstek vurulmak. Ayağına bir engel takılarak düşer gibi olmak veya düşmek. Bir iş yürümez duruma getirilmek, engellenmek.

OSURMAK

Yellenmek.

BELLENEBİLMEK

Bellenme imkânı veya olasılığı bulunmak.