Kelimeler arşivinde; içinde "ekçe" olan, toplam 42 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ekçe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ekçe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ekçe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GEREKÇELENDİRMEK
GEREKÇELENDİRME
EKMEKÇEKECEĞİ, GEREKÇESİZLİK
TEKÇEKİRDEK, ÖRNEKÇELEME
YEDEKÇEKİN, SENETMEKÇE, GEREKÇESİZ, İLMEKÇELİK
YETECEKÇE, GEREKÇELİ, PEÇENEKÇE, ETEKÇELİK
ÇEMREKÇE, SEYREKÇE, ZEVZEKÇE
ETEKÇEK, ÖRNEKÇE, YEDEKÇE, ÇİLEKÇE, ÇEKÇEKİ, BEBEKÇE, ÜRKEKÇE, DİLEKÇE, DÖNEKÇE, ERKEKÇE, ÖZBEKÇE, ÖDLEKÇE, KÖÇEKÇE, ÇEKÇEKÜ, GEREKÇE
GREKÇE, ÇEKÇEK, EŞEKÇE, ETEKÇE, ENEKÇE
SEKÇE, TEKÇE, PEKÇE, ÇEKÇE
EKÇE
EKÇE
Bir güvence ödeğinde değişiklik yapılması gerekir ve bu istek koşulların tümünü kapsamazsa bu ödeğe saptanan değişiklikleri sınırlamak üzere yapılan ek yazılım.
İLMEKÇELİK
Çengelliiğne.
GEREKÇELENDİRME
Gerekçelendirmek işi.
ÖRNEKÇELEME
Bir olgu ya da bir süreci ayırıcı özelliklerine dayanarak soyut bir kalıp içinde biçimlendirme.
PEÇENEKÇE
Peçenek Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.
ÇEMREKÇE
Derli toplu.
YETECEKÇE
Yetecek kadar, kâfi miktarda.
GEREKÇESİZ
Gerekçeye dayanmayan, gerekçesi olmayan.
GEREKÇELENDİRMEK
Gerekçeli duruma getirmek.
YEDEKÇEKİN
Motorlu taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt.
SENETMEKÇE
Senin dediğin gibi.
TEKÇEKİRDEK
Az çekirdekli, iri taneli bir çeşit ak üzüm.
EKMEKÇEKECEĞİ
Fırından ekmek çekmekte kullanılan ağaç kürek. (Gerze Sinop).
ETEKÇELİK
Eteklik.
GEREKÇESİZLİK
Gerekçesiz olma durumu.
GEREKÇELİ
Gerekçeye dayanan, gerekçesi olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKÇE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
KÜRSÜ
Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.
ÖDLEKLİK
Ödlek olma durumu. Ödlekçe davranış.
İSTİDA
Dilekçe.
LAZIME
Yapılması gerekli olan şey. Gerekçe.
PODYUM
Genellikle atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli, yüksekçe yer.
MAHZAR
Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru. Mahkeme sicil defteri. Yüksek bir makama sunulmak için yazılan çok imzalı dilekçe.
ARZUHAL
Dilekçe.
İPTAL
Yararlıktan, kullanıştan kaldırma, silme, bozma. Herhangi bir hükmün geçersiz olduğunu gerekçeleri ile göstererek çürütme.
MÜNASEBET
İlişik, ilişki, ilinti. İki şey arasındaki uygunluk. Sebep, vesile, gerekçe, neden.
ÖGE
Bir bütünü oluşturan, bütünden ayrıştırıldığında da kendi başına anlam taşıyan parça, unsur. Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri. Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman. Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem, tümleç vb. birimlerden her biri. Gerekçe, araç. Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde, ilke, unsur.
ÇÖREK
Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.
ESBABIMUCİBE
Gerekçe.
RAPORTÖR
Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye.
MİNBER
Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yer.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ERKEKLİK
Erkek olma durumu. Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik. Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü.
İSTİDANAME
Resmî bir makama yazılan dilekçe yazısı.
PLATFORM
Yüksekçe yer. Bir siyaset programında, dayanılan düşünce veya düşüncelerin tümü. Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi.
KILIF
Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap. Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe.