Kelimeler arşivi içinde; başında "ekçe" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. ekçe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ekçe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ekçe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EKÇE
Bir güvence ödeğinde değişiklik yapılması gerekir ve bu istek koşulların tümünü kapsamazsa bu ödeğe saptanan değişiklikleri sınırlamak üzere yapılan ek yazılım.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKÇE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GEREKÇELİ
Gerekçeye dayanan, gerekçesi olan.
MİNBER
Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yer.
ARZUHAL
Dilekçe.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
MÜNASEBET
İlişik, ilişki, ilinti. İki şey arasındaki uygunluk. Sebep, vesile, gerekçe, neden.
KILIF
Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap. Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe.
İPTAL
Yararlıktan, kullanıştan kaldırma, silme, bozma. Herhangi bir hükmün geçersiz olduğunu gerekçeleri ile göstererek çürütme.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
GEREKÇESİZ
Gerekçeye dayanmayan, gerekçesi olmayan.
ESBABIMUCİBE
Gerekçe.
ÇÖREK
Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.
GEREKÇELENDİRMEK
Gerekçeli duruma getirmek.
GEREKÇELENDİRME
Gerekçelendirmek işi.
ERKEKLİK
Erkek olma durumu. Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik. Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü.
MAHZAR
Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru. Mahkeme sicil defteri. Yüksek bir makama sunulmak için yazılan çok imzalı dilekçe.
KÜRSÜ
Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.
LAZIME
Yapılması gerekli olan şey. Gerekçe.
İSTİDANAME
Resmî bir makama yazılan dilekçe yazısı.
GEREKÇESİZLİK
Gerekçesiz olma durumu.
İSTİDA
Dilekçe.