EKÇE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ekçe" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. ekçe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ekçe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ekçe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

EKÇE

Bir güvence ödeğinde değişiklik yapılması gerekir ve bu istek koşulların tümünü kapsamazsa bu ödeğe saptanan değişiklikleri sınırlamak üzere yapılan ek yazılım.

  -   -   -  

Anlamında EKÇE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EKÇE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LAZIME

Yapılması gerekli olan şey. Gerekçe.

GEREKÇESİZ

Gerekçeye dayanmayan, gerekçesi olmayan.

ERKEKLİK

Erkek olma durumu. Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik. Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü.

BACAK

Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

ÇÖREK

Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.

KILIF

Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap. Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe.

MÜNASEBET

İlişik, ilişki, ilinti. İki şey arasındaki uygunluk. Sebep, vesile, gerekçe, neden.

İPTAL

Yararlıktan, kullanıştan kaldırma, silme, bozma. Herhangi bir hükmün geçersiz olduğunu gerekçeleri ile göstererek çürütme.

ARZUHAL

Dilekçe.

GEREKÇELENDİRME

Gerekçelendirmek işi.

MAHZAR

Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru. Mahkeme sicil defteri. Yüksek bir makama sunulmak için yazılan çok imzalı dilekçe.

KÜRSÜ

Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.

GEREKÇELİ

Gerekçeye dayanan, gerekçesi olan.

GEREKÇELENDİRMEK

Gerekçeli duruma getirmek.

İSTİDANAME

Resmî bir makama yazılan dilekçe yazısı.

GEREKÇESİZLİK

Gerekçesiz olma durumu.

İSTİDA

Dilekçe.

ESBABIMUCİBE

Gerekçe.

MİNBER

Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yer.