Kelimeler arşivinde; içinde "edip" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde edip bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu edip ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında edip olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÜZMEDİPTEROS
EDİPYATIYA, PREDİPPİNG
NİFEDİPİN, YEDİPINAR
PEDİPALP
OEDİPUS
TEDİP
EDİP
EDİP
Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren kimse, yazar.
PREDİPPİNG
Sağım öncesi memeleri mastitisten korumak amacıyla meme başlarının antiseptik çözeltia daldırılması.
PEDİPALP
Chelicerata eklem bacaklılarda bulunan eklemlerin ikinci çifti. Farklı gruplarda değişik yapı gösterir.
EDİPYATIYA
Yapıpdurma.
TEDİP
Uslandırma, yola getirme, terbiye etme.
OEDİPUS
Grek masallarına göre babasını öldürerek annesiyle evlenen Thebes kralı. bk. Oedipus bilmecesi.
YEDİPINAR
Elâzığ ilinde, Sivrice ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Muş kenti, Korkut belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
NİFEDİPİN
Kan basıncının düşürülmesi için de kullanılan, damarlar üzerine güçlü genişletici etkisi olan kalsiyum kanal engelleyicisi bir ilaç.
DÜZMEDİPTEROS
(Mimarlık) Yanyüzlerinde dipteroslardaki gibi iki sıra değil, tek sıra sütun bulunan Yunan tapınağı. a. bk. dipteros.
Bu bölümde tanımı içerisinde EDİP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMALSIZ
Baş belâsı, usanç verici, yaramaz, inatçı. Açgözlü, kanaatsız, muhteris: Amalsızlık edip gece gündüz çalışıyor.
DÖNGÜLDEMEK
Herhangi bir cisim suyun üstünde ileri geri hareket etmek. Dengesini kaybedip ileri geri sallanmak. Düşecek hale gelmek: İhtiyar döngüldeyip yürüyor.
KOLTUKÇU
Koltuk yapan ya da satan kimse. Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse. Eski ev eşyası alıp satan kimse. Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse. Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse. Koltuk meyhanesi işleten kimse.
DİNLEMEK
İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.
BÖĞLER
Isırıcı, irkiltici ve hastalık taşıyıcı özellikleri bildirilen, yine de pek önemli sayılmayan örümceğimsiler takımı; poylar. Eklem bacaklılar (Arthropoda) dalının, gerçek eklem bacaklılar (Euarthropoda) alt dalının, örümceğimsiler (Arachnoidea) sınıfından, çok sayıda uzun tüyleri olan, 8-60 mm uzunluğunda, duygu ayakları (pedipalpus) çok ince ve uzun olan, çöl ve steplerde yaşayan, ısıran fakat zehirli olmayan, gece hayvanları takımı. Böğ (Galeodes) iyi bilinen cinsidir. (Solifugae),iyi bilinen cinsidir.
DIBIRTI
Tıkırtı: Git başımdan dıbırtı edip durma.
BADIGÜDÜ
Gevezelik, gürültülü, kaba konuşma, şamata, gürültü, patırdı: Badıgüdü edip durma, işine bak.
İMLEÇ
Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici. Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi.
STRİPTİZ
Genellikle gece kulüplerinde, pavyonlarda genç bir kadın oyuncunun müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.
AŞIŞMAK
Hayvanlar birbirine aşmak, erkeklik edip birbiri üzerine çıkmak.
ÜDEBA
Yazarlar, edipler.
CURCUNABAZ
(Ortaoyunu) Curcuna içinde dans edip soytarılıklar yapan sivri külahlı, bazen yüzleri maskeli oyunculara verilen ad. Orta Oyunu terimi.Curcuna içinde dans eden ve gösteriler yapan sivri külâhlı, bazen yüzleri maskeli oyuncular.
KESYAPIŞTIR
Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden yok edip başka bir yere taşıma işlemi.
BURKAZANLIK
Fitnelik, dalaveracılık, fesatlık, laf taşıma: Burğazanlık edip de işi karıştırma.
PUSMAK
Sinmek. Ortalığı hafif sis kaplamak, pusarmak. Bir şeyi kendine siper edip saklanmak.
BAĞCAK
1.Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip. Kadınların kullandıkları renkli yün, sırma veya iple örülmüş kuşak, bel bağı. Çocuğun kundağını sarmaya yarayan ip, yünden örülen kuşak. Kundaklı çocuğu sırta bağlamaya yarayan ip. Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak. Çobanların gece yatısında kollarına koyun bağladıkları örme ip (Çopraşık k.), karşılığı bağırcak. Koyun sürüsünün geceleri, yattığı yeri terk edip etmediğini anlamak amacıyla çobanın bileğini bir koyunun boynuna bağladığı ip. (Çaltı Gelendost, Kusarı Yalvaç, Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta) (bağacak) : (Yenikent Aksaray Niğde) (bağecik) : (Yakaköy Gelendost Isparta).
HAYALCİ
Bir şeyi gerçekleşmiş gibi kabul edip zihninde tasarlayan kimse, ütopist. Hayale kapılan, hayal kuran, hayalperest, hayalperver. Karagözcü.
CHELİCERATA
Vücutları gnathostoma ve idiosoma olmak üzere iki kısımdan meydana gelmiş, kapitulumda üç eklemli bir çift keliser ve birkaç eklemden oluşmuş pedipalpleri bulunan, anten ve alt çeneleri bulunmayan, karada yaşayan türleri trake solunumu yapan, solunum sistemi olmayan türlerde deri solunumu görülen, erkek ve dişi genital organları ayrı bireylerde bulunan Artropoda alt filumu.
TÖREN
Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim. Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni.
ÇABUKEL
Nesneleri kaşla göz arasında kaybedip ortaya çıkarma becerisi olan sanatçı.