Kelimeler arşivinde; içinde "düzleme" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düzleme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu düzleme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düzleme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÜZLEME
Düzlemek işi, tesviye.
DÖRDÜZLEME
Eski Yunan tiyatrosunda üçü trajedi, sonuncusu yerme dramı olan dört sahne eserinden oluşan bölüm.
GÜNDÜZLEME
Hayırsız çocuk.
DÜZLEMEK
Düz duruma getirmek, tesviye etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZLEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EĞİM
Eğilmiş olma durumu. Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik, meyil.
SİNGİRLEMEK
Kereste, ağaç ve benzerleri şeylerin uçlarını balta ya da testereyle düzeltmek. Düzeltmek, düzlemek.
SÜVGEL
Dam düzlemede kullanılan taş silindir, loğ.
HARMANYUVARLAĞI
Harman yerini düzlemekte kullanılan, loğ'a benzer, iki yan yüzündeki çukurlara geçirilen bir çatal ağaç yardımıyla hayvanla çekilen büyük taş. (Kırklareli).
KANOİD
Belli bir düzleme parelel olan ve belli bir eğriyi kesen doğruların kümesi.
ÜSTYAPI
Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü. Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram, altyapı karşıtı. Demir yolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer vb. sanat eserlerinin üstünde yapılmış olan ve demir yolu hattının döşenmesini amaçlayan etkinliklerin tümü. Bir alaşımın mikroskop kullanmadan çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı.
EĞİMÖLÇER
Bir yüzey, düzlem, yol veya cihazın yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç, klinometre.
DİK
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).
AYAKBALTASI
Keresteyi yontarak düzlemekte kullanılan araç. (Kemalpaşa İzmir).
KÜRDÜNLEMEK
Çukuru doldurarak düzlemek: Yağan kar çukurları kürdünledi.
SİLİKLEMEK
Kar çukurları doldurarak düzlemek.
KOLİNASYON
Düzlemde düzleme veya uzaydan uzaya öyle bir dönüşümdür ki, bu dönüşüm noktalan noktalara, doğruları doğrulara ve düzlemleri düzlemlere resmeder.
MARASLAMAK
Düzlemek, parlatmak.
TESVİYE
Düz duruma getirme, düzleme. Ödeme, verme. Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt.
VAGONET
Yana veya arkaya doğru devrilebilen ve bazı toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon.
DÖLEKLEMEK
Düzlemek.
SİLİCİ
(Resim) Oymabaskıda maden plaklar üzerine yapılmış kazımaları düzlemek, yatırmak için kullanılan kazıma aracı.
UCAYLANMA
Özdek içinde çiftucayların belirmesi olayı. 2-Işıncıkların belli dönülere ayrılması; ışık dalgasının belirli düzleme alınması. Bir molekülün artı ve eksi yükünlerinin ayrı bölgelerde toplanması. Kimi özdeklerin içinden geçen ışığın titreşimlerini belirli bir biçime sokması. Akım altındaki bir elektrotun potansiyelinin karma potansiyelden sapması. Bir molekülün bir elektrik alanında yönlendirilmesi. Değişik nedenlerle, bir elektrolit geriliminin, elektrot yüzeyi yakınında artıp, elektrik akımını zorlaştırması olayı. Radyo ve televizyon yayınlarında, yayın gücünde yitime yol açmamak amacıyla, elektromıknatıs dalgaların ışınımına verilen yön. Işığın değişik doğrultulardaki titreşimlerinin yönünü değiştirerek, bir tek düzey üzerinde yayılması.
EĞİLME
Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.
SAYALAMAK
Teyellemek, düzlemek, kütleştirmek.