İçinde DÖK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "dök" olan, toplam 85 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dök bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu dök ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dök olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

DÖKTÜREBİLMEK

12 harfli kelimeler

YAPRAKDÖKÜMÜ, DÖKTÜREBİLME, DÖKÜLEBİLMEK, DÖKÜLÜVERMEK, KASNAKDÖKMEK

11 harfli kelimeler

DÖKÜLEGOMAK, DÖKÜLÜVERME, YAPRAKDÖKEN, DÖKÜMCÜBAŞI, DÖKÜŞDÜRMEK, DÖKÜŞTÜRMEK, DÖKÜLEBİLME, BEŞLİKDÖKÜM

10 harfli kelimeler

DÖKMECİLİK, DÖKÜLÜŞMEK, DÖKÜNTÜSÜZ, DÖKEBİLMEK, DÖKÜVERMEK, PALANDÖKEN, ŞERİTDÖKEN, DÖKTÜRTMEK, SAMANDÖKEN, SAKALDÖKEN, DÖKÜMCÜLÜK, ONLUKDÖKÜM, DÖKÜMLEMEK

9 harfli kelimeler

DÖKTÜRMEK, DÖKTÜRTME, DÖKÜMHANE, DÖKÜMLEME, DÖKEBİLME, DÖKÜVERME, KURTDÖKEN, DÖKMETEPE, DÖKÜNTÜLÜ

8 harfli kelimeler

DÖKMELİK, DÖKÜLCEN, DÖKMETAŞ, DÖKNEKLİ, DÖKÜKTAŞ, DÖKÜKLÜK, DÖKLÜNTÜ, DÖKTÜRME, DÖKARMAK, DÖKÜMEVİ, NALDÖKEN, KÜLDÖKEN, DÖKÜNMEK, ŞARDÖKEN, DÖKÜLMEK, DÖKÜLGEN, TERDÖKEN

7 harfli kelimeler

DÖKÜŞÜK, DÖKMECE, DÖKMECİ, DÖKÜLME, DÖKÜLÜŞ, DÖKÜMCÜ, DÖKÜMLÜ, DÖKÜNME, DÖKÜNTÜ, DÖKECEK

6 harfli kelimeler

DÖKNEK, DÖKMEK, KIRDÖK, DEDÖKÜ, DÖKNEL, DÖKÜCÜ, DÖKKEL, DÖKMÜK, DÖKMEN, DÖKKÜN, DÖKLÜK, DÖKGÜN, DÖKMEÇ, DÖKMEL

5 harfli kelimeler

DÖKME, DÖKÜK, DÖKÜM, DÖKKÜ, DÖKEK, DÖKGÜ, DÖKÜR

3 harfli kelimeler

DÖK

Bazı kelimelerin anlamları

DÖK

Yün eğirmeye yarayan aygıt. Hindi.

KASNAKDÖKMEK

Kasnakla tezek yapmak. (Akçaşar Yalvaç Isparta).

DÖKMECİLİK

Dökümcülük.

DÖKTÜREBİLMEK

Döktürme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BEŞLİKDÖKÜM

At koşumunu süslemekte kullanılan pirinç parçalar. (Aksaray Niğde).

DÖKÜLÜVERMEK

Çabucak veya kısa sürede dökülmek.

DÖKÜMCÜBAŞI

Tophanede top dökenlerin başı.

DÖKTÜREBİLME

Döktürebilmek işi.

DÖKÜLÜVERME

Dökülüvermek işi.

DÖKÜŞTÜRMEK

Serpelemek (yağmur): Yağmur döküştürüyor.

DÖKÜLEBİLMEK

Dökülme imkânı veya olasılığı bulunmak.

YAPRAKDÖKÜMÜ

Güz.

YAPRAKDÖKEN

Sonbaharda esen yel.

DÖKÜŞDÜRMEK

Serpelemek.

DÖKÜLEBİLME

Dökülebilmek işi.

DÖKÜLEGOMAK

Dökülekalmak (ilenç).

  -   -   -  

Anlamında DÖK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DÖK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BADAS

Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.

BETONCU

Yapılarda beton dökme işleriyle uğraşan usta veya işçi.

BİLEZİK

Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.

BASI

Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

AKITMAK

Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek.

ARDIÇ

Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus).

BENZİNLEMEK

Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.

BİBERİYE

Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, güzel kokulu yapraklarını dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yıllık bir bitki (Rosmarinus officinalis).

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ALAZA

Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.

BERHANE

Yıkık dökük, kullanışsız ve büyük (ev).

BAKLAVA

Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

BLOKAJ

Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.

AĞLAMAK

Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.

BAŞAKLAMAK

Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

BAYGIN

Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.

ASFALTLANMAK

Asfalt dökülmek, asfaltla kaplanmak.

BAŞAKÇI

Tarlalarda kalmış başakları veya bağlarda dökülmüş meyveleri toplayan kimse.