Kelimeler arşivi içinde; başında "dök" olan, toplam 69 adet kelime bulunmaktadır. dök ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dök ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dök olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DÖKTÜREBİLMEK
DÖKTÜREBİLME, DÖKÜLEBİLMEK, DÖKÜLÜVERMEK
DÖKÜLEBİLME, DÖKÜŞTÜRMEK, DÖKÜŞDÜRMEK, DÖKÜLEGOMAK, DÖKÜLÜVERME, DÖKÜMCÜBAŞI
DÖKTÜRTMEK, DÖKÜLÜŞMEK, DÖKMECİLİK, DÖKÜMCÜLÜK, DÖKÜMLEMEK, DÖKÜVERMEK, DÖKEBİLMEK, DÖKÜNTÜSÜZ
DÖKÜMHANE, DÖKTÜRTME, DÖKTÜRMEK, DÖKEBİLME, DÖKÜVERME, DÖKMETEPE, DÖKÜNTÜLÜ, DÖKÜMLEME
DÖKÜLGEN, DÖKÜLMEK, DÖKÜLCEN, DÖKÜKTAŞ, DÖKÜNMEK, DÖKÜKLÜK, DÖKÜMEVİ, DÖKARMAK, DÖKTÜRME, DÖKNEKLİ, DÖKMETAŞ, DÖKLÜNTÜ, DÖKMELİK
DÖKÜŞÜK, DÖKMECE, DÖKMECİ, DÖKÜMCÜ, DÖKECEK, DÖKÜLÜŞ, DÖKÜLME, DÖKÜMLÜ, DÖKÜNME, DÖKÜNTÜ
DÖKKÜN, DÖKLÜK, DÖKKEL, DÖKGÜN, DÖKÜCÜ, DÖKMEÇ, DÖKMEK, DÖKMEL, DÖKMEN, DÖKMÜK, DÖKNEK, DÖKNEL
DÖKEK, DÖKÜK, DÖKGÜ, DÖKÜR, DÖKKÜ, DÖKME, DÖKÜM
DÖK
DÖK
Yün eğirmeye yarayan aygıt. Hindi.
DÖKÜLEGOMAK
Dökülekalmak (ilenç).
DÖKÜLEBİLME
Dökülebilmek işi.
DÖKÜLÜVERMEK
Çabucak veya kısa sürede dökülmek.
DÖKTÜREBİLME
Döktürebilmek işi.
DÖKÜŞDÜRMEK
Serpelemek.
DÖKMECİLİK
Dökümcülük.
DÖKÜMLEMEK
Bir işin dökümünü yapmak.
DÖKÜLEBİLMEK
Dökülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÖKTÜRTMEK
Döktürme işini yaptırmak.
DÖKTÜREBİLMEK
Döktürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÖKÜMCÜBAŞI
Tophanede top dökenlerin başı.
DÖKÜŞTÜRMEK
Serpelemek (yağmur): Yağmur döküştürüyor.
DÖKÜMCÜLÜK
Dökümcünün yaptığı iş, dökmecilik.
DÖKÜLÜVERME
Dökülüvermek işi.
DÖKÜLÜŞMEK
Üşüşmek, toplu olarak gitmek: Hep kırlara dökülüştük.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÖK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASI
Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
BETONCU
Yapılarda beton dökme işleriyle uğraşan usta veya işçi.
ASFALTLANMAK
Asfalt dökülmek, asfaltla kaplanmak.
BAŞAKLAMAK
Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak.
BLOKAJ
Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
BİLEZİK
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.
ARDIÇ
Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus).
BAŞAKÇI
Tarlalarda kalmış başakları veya bağlarda dökülmüş meyveleri toplayan kimse.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
BAYGIN
Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.
BİBERİYE
Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, güzel kokulu yapraklarını dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yıllık bir bitki (Rosmarinus officinalis).
BAKLAVA
Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
BADAS
Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.
AKITMAK
Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek.
BERHANE
Yıkık dökük, kullanışsız ve büyük (ev).