İçinde DUYU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "duyu" olan, toplam 56 tane kelime bulunuyor. İçerisinde duyu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu duyu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında duyu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

DUYULMAMIŞLIK, BİRDUYUMCULUK, DUYUMSAMAZLIK

12 harfli kelimeler

SAĞDUYULULUK, DUYULABİLMEK, DUYURABİLMEK

11 harfli kelimeler

DUYUMSUZLUK, DUYULABİLME, DUYURABİLME, DUYUMSATMAK

10 harfli kelimeler

DUYULMAMIŞ, DUYUMSAMAK, DUYUMÖLÇER, DUYUVERMEK, DUYURUMLUK, DEVİNDUYUM, DUYUMCULUK, DUYULURLUK, DUYURULMAK, DUYUMSATMA, DUYUMSAYIŞ

9 harfli kelimeler

DUYUMSAMA, SAĞDUYULU, DUYULANMA, GÜZELDUYU, DUYURULMA, DUYURTMAK, DUYUVERME

8 harfli kelimeler

DUYURTMA, RUHDUYUM, YERDUYUM, UZADUYUM, DUYULMAK, DUYUÜSTÜ, DUYUMSAL, DUYUMSUZ, DUYURMAK

7 harfli kelimeler

DUYUKÇU, DUYULMA, DUYULTU, DUYUMLU, DUYUSUZ, DUYURMA, DUYURCA, DUYURUM, DUYUSAL, DUYUMCU, SAĞDUYU

6 harfli kelimeler

DUYURU, DUYUCU

5 harfli kelimeler

DUYUR, DUYUŞ, DUYUM, DUYUĞ, DUYUK

4 harfli kelimeler

DUYU

Bazı kelimelerin anlamları

DUYU

İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.

DUYUMSATMAK

Duyumsamasına sebep olmak.

DUYULABİLME

Duyulabilmek işi.

DUYURABİLMEK

Duyurmak elinde olmak.

DUYUMSUZLUK

Duyumsuz olma durumu.

DUYULABİLMEK

Duyulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DUYUMSAMAZLIK

Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği. Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu.

DUYUMÖLÇER

Derinin duyarlığını ölçmeye yarayan alet.

DUYULMAMIŞ

O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılası.

DUYUMSAMAK

Duyular aracılığıyla bir şeyi algılamak.

DUYULMAMIŞLIK

Duyulmamış olma durumu.

BİRDUYUMCULUK

Yirminci yüzyılın başında Jules Romains tarafından kurulan ve birey yerine topluluğun duygu, düşünce ve izlenimlerindeki ortaklığı konu edinen yazın çığırı.

DUYUVERMEK

Beklemediği bir anda duymak.

DUYURUMLUK

Duyuruların üzerine yazıldığı veya yapıştırıldığı düz levha, duyuru tahtası, ilan panosu, ilan tahtası.

DUYURABİLME

Duyurabilmek işi.

SAĞDUYULULUK

Sağduyulu olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında DUYU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DUYU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACITMAK

Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.

ACIMA

Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AKLIEVVEL

Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.

ALERJİ

Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.

AH

İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

ACAYİP

Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

ADAMCAĞIZ

Kendisine sevgi veya acıma duyulan erkek.

AĞRI

Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

AKLISELİM

Sağduyu. Sağduyu sahibi olan.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

AKSETTİRMEK

Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.

ACISIZ

Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.

AFİŞE

"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.

AHİZE

Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ALGILAMAK

Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.

AKSETMEK

Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.