Kelimeler arşivinde; içinde "diz" olan, toplam 218 tane kelime bulunuyor. İçerisinde diz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu diz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında diz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DİZELEŞTİREBİLMEK
DİZELEŞTİREBİLME, DİZGİNLENEBİLMEK, DİZGİNLEYEBİLMEK, DİZGİNLEYİVERMEK, DİZİLMIKNATISLIK
STANDARDİZASYON, DİZDİRİLEBİLMEK, DİZGİNLENEBİLME, DİZGİNLEYEBİLME
AFRODİZİOMANYA, ANTİDİZANTERİK, DİZDİRİLEBİLME, DİZGELEŞTİRMEK, FOTOPERİYODİZM, HİPERTİROİDİZM
DİZELEŞTİRMEK, BAŞDİZGİCİLİK, DİZDİREBİLMEK, DİZGELEŞTİRİŞ, DİZGELEŞTİRME, HİPOTİROİDİZM, PARATİROİDİZM, TİROİDİZASYON
DİZELEŞTİRME, DİZGİNLENMEK, HADDİZATINDA, DİZDİREBİLME, DİZGİNLETMEK, DİZİLEBİLMEK, DİZİLİVERMEK, DİZLERMEZECİ, HERMAFRODİZM, HİPOGONADİZM, POLİORŞİDİZM
DİZANTERİLİ, DİZGİNLEMEK, DİZGİNLENME, ARAKNOİDİZM, DİZAĞURŞAĞI, DİZAYNCILIK, DİZDİRİLMEK, DİZELGELEME, DİZGELEŞMEK, DİZGİNLENİŞ, DİZGİNLETME, DİZGİNLEYİŞ, DİZİLEBİLME, DİZİLİVERME, DİZİNLENMEK, DİZİRLENMEK, KAPALIDİZGE, SİNORŞİDİZM, VELEDİZURNA
BAŞDİZGİCİ, DİZGİCİLİK, DOLUDİZGİN, VELEDİZİNA, VİRDİZEBAN, AFRODİZYAK, AMİBOİDİZM, ANORŞİDİZM, ARAKNİDİZM, DİZDAROĞLU, DİZDİRİLME, DİZEBİLMEK, DİZELEŞMEK, DİZGELEŞME, DİZGİNKALE, DİZGİNLEME, DİZİLLENME, DİZİLÖLÇÜM, DİZİMBİLİM, DİZİNLEMEK, DİZİNLENME, DİZİVERMEK, DİZLEMELİK, DİZMETAHTA, PAŞADİZİNİ, PİEBALDİZM, ZAMANDİZİN
DİZANTERİ, DİZDİRMEK, DİZELEMEK, DİZGİNSİZ, DİZİCİLİK, DİZİLEMEK, MARŞANDİZ, ADADİZİSİ, BİYODİZEL, DİZARŞAĞI, DİZAYNSIZ, DİZDEMİRİ, DİZEBİLME, DİZELEŞME, DİZGELMEK, DİZİGOTİK, DİZİNLEME, DİZİVERME, ESKİGEDİZ, TİROİDİZM, YARIMDİZE, ZAMANDİZİ
DİZAYNCI, DİZDİRME, DİZELEME, DİZEMSİZ, DİZGESEL, DİZGESİZ, DİZİLMEK, DİZLEMEK, MONADİZM, SEKENDİZ, AKDİZGİN, ALTDİZEY, ALTDİZGE, DİZAYNLI, DİZDARLI, DİZEKMEK, DİZIKMAK, DİZİKMEK, DİZİLEME, DİZİTMEK, DİZKIRIÇ, DİZMELİK, DİZVURMA, DOMBADİZ, İKSODİZM, MİYENDİZ, MÖYENDİZ, PARADİZM, SIKDİZİM, SÖZDİZİM, Devamını Oku »»
DİZELGE, DİZEMLİ, DİZGELİ, DİZGİCİ, DİZİLİŞ, DİZİLME, DİZLEME, ERENDİZ, ASİDİZM, BEDİZCİ, DİZENİN, DİZBEZİ, DİZDİYH, DİZENEK, DİZGELE, DİZİLER, DİZİMEK, DİZLİYH, DİZMANA, DİZÜSTÜ, EKDİZİS, EKDİZON, İYODİZM, PARDİZO, RODİZİT
BUDİZM, DİZAYN, DİZDAR, DİZGİN, DİZİCİ, DİZİLİ, DİZMEK, DİZMEN, DİZYEM, SADİZM, DİZBAN, DİZCEK, DİZCÜK, DİZDİZ, DİZEME, DİZGAH, DİZGEL, DİZGOR, DİZKOR, DİZLEK, DİZLİK, DİZLUK, DİZLÜK, DİZMAN, DİZOMİ, EHDİZA, GÜNDİZ, İBDİZA, KENDİZ, LUDİZM, Devamını Oku »»
DİZEK, DİZEL, DİZEM, DİZGE, DİZGİ, DİZİM, DİZİN, DİZİŞ, DİZME, GEDİZ, YEDİZ, AKDİZ, BEDİZ, DİZEÇ, DİZEN, DİZEY, DİZİL, EDİZE, ILDİZ, İLDİZ, KADİZ
DİZE, DİZİ, EDİZ
DİZ
DİZ
Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer. Oturulduğunda uyluğun üst yanı.
DİZİLMIKNATISLIK
Özdeciksel mıknatıs kolcuklarının, bir yöne doğru dizilmeye çalışmalarından doğan mıknatıslık.
FOTOPERİYODİZM
Bitkilerin gün uzunluğuna bağlı olarak gösterdikleri tepki. Canlıların gün uzunluğuna bağlı olarak gösterdikleri tepki.
DİZDİRİLEBİLMEK
Dizdirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİZGİNLEYİVERMEK
Koşuvermek: Hüsnügil tepecikten dizginleyiverdi. Fazla yük yüklenen hayvan dizlerini bükerek yürümek.
DİZDİRİLEBİLME
Dizdirilebilmek işi.
DİZGİNLENEBİLME
Dizginlenebilmek işi.
DİZGİNLENEBİLMEK
Dizginlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
AFRODİZİOMANYA
Kişide cinsel ilişkiye aşırı düşkünlük durumu, aşırı cinsel arzu.
DİZGİNLEYEBİLME
Dizginleyebilmek işi.
DİZGELEŞTİRMEK
Dizge niteliği kazandırmak.
DİZELEŞTİREBİLME
Dizeleştirebilmek işi.
ANTİDİZANTERİK
Dizanteriyi iyi eden.
STANDARDİZASYON
Standartlaşma.
DİZELEŞTİREBİLMEK
Dizeleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİZGİNLEYEBİLMEK
Dizginleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASLANKULAĞI
Bir sap üzerinde dizili sarı veya kırmızı çiçekli otsu bir bitki.
AKSAK
Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
ALFABE
Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.
ASONANS
Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılmış olan uyak.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
BAĞLAŞIM
Eşleme. Bir dizgenin veya alt dizgenin başka bir dizge üzerindeki etkisi. Aralarında ortak çıkar bulunan devletler ilişkisi.
BACAKLIK
Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu.
ALBÜM
Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AKROSTİŞ
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
ANLATI
Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.
AŞIRMA
Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
ARALIKLI
Birbirine bitişik olmayan, aralarında açıklık bulunan, aralı, fasılalı. Dizgide kelimeler, harfler veya satırlar arasında açıklık olan, espaslı. Kesik kesik.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
ALFABETİK
Alfabe sırasına göre dizilmiş, abecesel.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
BALDIR
Bacağın dizden ayak bileğine kadar olan bölümü, incik. Bu bölümün yumuşak ve şişkin olan arka tarafı.