Kelimeler arşivinde; içinde "deva" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde deva bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu deva ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında deva olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEVALÜASYON, DEVAMSIZLIK
DEVAMLILIK, DEVASIZLIK
DEVAİMİSK, ELEDDEVAM
DEŞDEVAN, DEVAMSIZ, BERDEVAM, REDEVANS
DEVASIZ, MÖHDEVA, BEYDEVA, ZERDEVA, DEVAMLI
EDEVAT, BADEVA, DEVASA
DEVAM
DEVA
DEVA
İlaç, çare.
DEVAMLILIK
Devamlı olma durumu, süreklilik.
DEVASIZ
İyileştirilemeyen, ilacı bulunamayan. Çaresiz.
DEVAMSIZ
Devam etmeyen, süreksiz. Uygunsuz davranışlarda bulunan. Okuluna düzenli bir biçimde devam etmeyen.
DEVAMSIZLIK
Devam etmeme durumu, süreksizlik.
ELEDDEVAM
Arapça kökenli ale-d-devâm: hâlen.
DEVAMLI
Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan. Okuluna düzenli bir biçimde devam eden. Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan bir biçimde.
BEYDEVA
Beddua, ilenç.
REDEVANS
Bir berat, lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık.
DEVALÜASYON
Değer düşürümü.
ZERDEVA
Ağaç sansarı (Martes).
DEVAİMİSK
Güzel kokulu bir helva türü.
DEVASIZLIK
Devasız olma durumu.
BERDEVAM
Sürmekte olan, sürüp giden.
DEŞDEVAN
Bağ korucusu, kır bekçisi, köy bekçisi.
MÖHDEVA
Arapça kökenli muhtevâ: muhteva.
Bu bölümde tanımı içerisinde DEVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
OKULLU
Bir okula devam eden kimse, öğrenci.
MABAT
Bitmemiş yazı, roman vb.nde arka, devam. Kıç.
NAKAVT
Boks maçında yumruk etkisiyle yere düşen ve on saniye içinde kalkıp devam edemeyen oyuncunun yenilmesi durumu.
BEKLEMELİ
Sınıfta kalıp derslere devam etmeyen (öğrenci).
AYLAMAK
Beklemek. Ayı dolduran bir süre geçirmek, aylarca kalmak. Sürmek, devam etmek.
İDAME
Sürdürme, devam ettirme.
DİNLEYİCİ
Söylenen veya çalınan bir şeyi dinleyen kimse. Kayıtlı olmadığı hâlde derslere dışarıdan devam eden kimse.
BASEN
Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü. Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi.
GİTMEK
Bir yere doğru yönelmek. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Herhangi bir durumda olmak. Ölmek. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Dayanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Çıkmak, ulaşmak. Götürülmek, gönderilmek. Makine, işlemek, çalışmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Sürmek, devam etmek. Geçmek. Yürümek, yol almak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yakışmak, yaraşmak. Satılmak. Yapmak. Başvurmak, yapmak. Bir şey zarar görmüş olmak. Tüketilmek, harcanmak. Yok olmak, elden çıkmak.
BELGELİ
Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).
MÜLAZIM
Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden. Teğmen.
SEYRETMEK
Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak. Bir olaya karışmadan bakmak. Taşıt, ilerlemek, yol almak. Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek. Hastalık vb. sürmek, devam etmek.
SÜRDÜRMEK
Sürme işini yaptırmak. Bir durumun, bir şeyin sürmesini, olmasını sağlamak. Devam ettirmek.
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
OTURTMALIK
Yapının toprak üstünde kalan, 1 metre kadar yükseklikte, bütün yapı boyunca devam eden, üstüne gelen duvarlardan birkaç santim dışarı çıkıntılı ana temel duvarı.
ÇARE
Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu. Tedavi yolu, deva.
İLAÇ
Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva. Çare, önlem.
FAVORİ
Herhangi bir iş veya yarışmada üstünlük sağlayacağına inanılan (kimse, taraf, takım vb.). Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti, duluk. Gözde.
KARNE
Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge. Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge.
KESİKSİZ
Kesilmeden süren, sürekli, süreli, devamlı, mütemadi. Ara vermeden. Kesilmeden, ara vermeden sürüp giden (elektrik akımı).