İçinde DEVA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "deva" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde deva bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu deva ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında deva olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

DEVALÜASYON, DEVAMSIZLIK

10 harfli kelimeler

DEVAMLILIK, DEVASIZLIK

9 harfli kelimeler

DEVAİMİSK, ELEDDEVAM

8 harfli kelimeler

DEŞDEVAN, DEVAMSIZ, BERDEVAM, REDEVANS

7 harfli kelimeler

DEVASIZ, MÖHDEVA, BEYDEVA, ZERDEVA, DEVAMLI

6 harfli kelimeler

EDEVAT, BADEVA, DEVASA

5 harfli kelimeler

DEVAM

4 harfli kelimeler

DEVA

Bazı kelimelerin anlamları

DEVA

İlaç, çare.

DEVALÜASYON

Değer düşürümü.

DEVAMSIZ

Devam etmeyen, süreksiz. Uygunsuz davranışlarda bulunan. Okuluna düzenli bir biçimde devam etmeyen.

BERDEVAM

Sürmekte olan, sürüp giden.

BEYDEVA

Beddua, ilenç.

DEVASIZ

İyileştirilemeyen, ilacı bulunamayan. Çaresiz.

ZERDEVA

Ağaç sansarı (Martes).

DEVAMLI

Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan. Okuluna düzenli bir biçimde devam eden. Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan bir biçimde.

ELEDDEVAM

Arapça kökenli ale-d-devâm: hâlen.

MÖHDEVA

Arapça kökenli muhtevâ: muhteva.

DEVAMSIZLIK

Devam etmeme durumu, süreksizlik.

DEVAMLILIK

Devamlı olma durumu, süreklilik.

REDEVANS

Bir berat, lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık.

DEVASIZLIK

Devasız olma durumu.

DEŞDEVAN

Bağ korucusu, kır bekçisi, köy bekçisi.

DEVAİMİSK

Güzel kokulu bir helva türü.

  -   -   -  

Anlamında DEVA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DEVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SÜRDÜRMEK

Sürme işini yaptırmak. Bir durumun, bir şeyin sürmesini, olmasını sağlamak. Devam ettirmek.

AYLAMAK

Beklemek. Ayı dolduran bir süre geçirmek, aylarca kalmak. Sürmek, devam etmek.

İDAME

Sürdürme, devam ettirme.

DÜZEN

Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

OTURTMALIK

Yapının toprak üstünde kalan, 1 metre kadar yükseklikte, bütün yapı boyunca devam eden, üstüne gelen duvarlardan birkaç santim dışarı çıkıntılı ana temel duvarı.

MABAT

Bitmemiş yazı, roman vb.nde arka, devam. Kıç.

DİNLEYİCİ

Söylenen veya çalınan bir şeyi dinleyen kimse. Kayıtlı olmadığı hâlde derslere dışarıdan devam eden kimse.

KARNE

Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge. Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge.

GİTMEK

Bir yere doğru yönelmek. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Herhangi bir durumda olmak. Ölmek. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Dayanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Çıkmak, ulaşmak. Götürülmek, gönderilmek. Makine, işlemek, çalışmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Sürmek, devam etmek. Geçmek. Yürümek, yol almak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yakışmak, yaraşmak. Satılmak. Yapmak. Başvurmak, yapmak. Bir şey zarar görmüş olmak. Tüketilmek, harcanmak. Yok olmak, elden çıkmak.

KESİKSİZ

Kesilmeden süren, sürekli, süreli, devamlı, mütemadi. Ara vermeden. Kesilmeden, ara vermeden sürüp giden (elektrik akımı).

BEKLEMELİ

Sınıfta kalıp derslere devam etmeyen (öğrenci).

OKULLU

Bir okula devam eden kimse, öğrenci.

BASEN

Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü. Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi.

BELGELİ

Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).

SEYRETMEK

Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak. Bir olaya karışmadan bakmak. Taşıt, ilerlemek, yol almak. Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek. Hastalık vb. sürmek, devam etmek.

FAVORİ

Herhangi bir iş veya yarışmada üstünlük sağlayacağına inanılan (kimse, taraf, takım vb.). Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti, duluk. Gözde.

NAKAVT

Boks maçında yumruk etkisiyle yere düşen ve on saniye içinde kalkıp devam edemeyen oyuncunun yenilmesi durumu.

ÇARE

Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu. Tedavi yolu, deva.

İLAÇ

Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva. Çare, önlem.

MÜLAZIM

Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden. Teğmen.