Kelimeler arşivinde; içinde "dene" olan, toplam 171 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dene bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dene ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dene olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DENETLENEBİLMEK, DENETLETEBİLMEK, DENETLEYEBİLMEK, DENETLEYİVERMEK, SAKAGUCHİDENEYİ
DENEYÜSTÜCÜLÜK, ABASSÖĞODENEME, BAŞDENETMENLİK, DENETLENEBİLME, DENETLETEBİLME, DENETLETTİRMEK, DENETLEYEBİLME, DENETLEYİVERME, LENFADENEKTOMİ
DENETİMSİZLİK, BAŞDENETÇİLİK, DENETLETTİRME, DENEYİMSİZLİK, DENEYSELCİLİK
DENETİMCİLİK, DENEYİMCİLİK, ÖDENEKSİZLİK, ABASSÖĞODENE, DENENEBİLMEK, DENETİMLİLİK, DENEYEBİLMEK, DENEYİMLİLİK, DENEYİVERMEK, YARIDENEMSEL
DENEMECİLİK, DENETLENMEK, DENEYSELLİK, BAŞDENETMEN, DENENEBİLME, DENERVASYON, DENETLETMEK, DENETLEYİCİ, DENETMENLİK, DENETTİRMEK, DENEYEBİLME, DENEYİVERME, DENEYÜSTÜCÜ, ELDENETİMLİ, ISILDENETİR, KÜTÜRTDENEK, ÖNDENETLEME, ÖZDENETLEME, SIKIDENETİM
DENETÇİLİK, DENETİLMEK, DENETİMSİZ, DENETLEMEK, DENEYCİLİK, DENEYİMSİZ, DENEYLEMEK, NEMDENETİR, BAŞDENETÇİ, ISIDENETİR, DENEBİLMEK, DENEHASIDA, DENEKLEMEK, DENEŞTİRME, DENETLENME, DENETLETME, DENETLEYİŞ, DENETTİRME, DENEYİMSEL, DENEYSELCİ, DENEZİRMEK, ÖDENEBİLİR, ÖNDENETLİK
DENETİLME, DENETİMCİ, DENETİMLİ, DENETLEME, DENEYİMCİ, DENEYİMLİ, DENEYLEME, DENEYÜSTÜ, ÖDENEKSİZ, İÇDENETİR, BİYODENEY, CEGİSDENE, DENEBİLME, DENEGUTNU, DENEKUTNU, DENELEMEK, DENEMELİK, DENENCELİ, DENEZİMEK, ENGİŞDENE, ERKENDENE, GÜCÜKDENE, GÜRPÜDENE, HAYVADENE, İÇDENETİM, LÜPEDENEK, ÖDENEKLİK, ÖZDENETİM
DENEMECİ, DENENMEK, DENETİCİ, DENEYSEL, DENEYSİZ, ÖDENEKLİ, AYVADENE, ÇEDENEYH, DENEKLİK, DENEŞMEK, DENETLEÇ, DENETLİK, DENETMEK, DENETMEN, DENEYLİK, EREZDENE, HIŞDENEP, KARADENE, ÖNDENEME, PÜSDENEK, YENİDENE
BEDENEN, DENEMEK, DENENME, DENETÇİ, DENETİM, DENEYCİ, DENEYİM, DENEYİŞ, DENEYLİ, BİDENEK, BİDENEM, BÖDENEK, BÖTDENE, DENDENE, DENEBAŞ, DENEKLİ, DENEMEG, DENERVE, DENETME, EMEDENE, ERDENER, GERDENE, GİDENEK, GÖDENEK, GÖMDENE, KEDDENE, KESDENE, MERDENE, ÖZDENER, REZDENE, Devamını Oku »»
ÇEDENE, DENEME, ÖDENEK, AKDENE, BEDENE, BİDENE, BÖDENE, CEDENE, DENECİ, DENEPE, GEDENE, KEDENE
DENEK, DENET, DENEY, DENEM, DENEP, DENEŞ
DENE
DENE
Tane: Bahçeye beş dene kuzu girdi. Tahıl. Kabuğu dövülerek soyulmuş buğday, aşlık. Tane. Tane, adet. Buğday ve benzerleri mahsulün tanesi. Defa. Dokuma tezgâhında çalışan kadınlara armağan olarak gönderilen kuruyemiş ve şekerleme. (Yenikent Aksaray Niğde). Tane, habbe.
LENFADENEKTOMİ
Lenf yumrusunun ameliyatla çıkarılması.
DENETLETEBİLME
Denetletebilmek işi.
DENETLEYİVERME
Denetleyivermek işi.
DENEYÜSTÜCÜLÜK
İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.
BAŞDENETMENLİK
Başdenetmen olma durumu, başmüfettişlik. Başdenetmenin yaptığı iş, başmüfettişlik.
DENETİMSİZLİK
Denetimsiz olma durumu.
DENETLENEBİLME
Denetlenebilmek işi.
DENETLETEBİLMEK
Denetletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAKAGUCHİDENEYİ
Guanidin türevlerinin ve özellikle arjinin aminoasidinin varlığını belirlemek amacıyla yapılan deney.
DENETLEYEBİLME
Denetleyebilmek işi.
DENETLEYEBİLMEK
Denetleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DENETLETTİRMEK
Denetletme işini yaptırmak.
DENETLEYİVERMEK
Çabucak veya ansızın denetlemek.
ABASSÖĞODENEME
Korku, kuşku, coşku bildiren ünlem.
DENETLENEBİLMEK
Denetlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMPİRİST
Deneyci.
AMPİRİZM
Deneycilik.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
ANAÇ
Şefkatli, anne gibi davranan. Yemiş verecek durumdaki ağaç. Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. Kurnaz. Başına buyruk. İri, kart. Deneyimli, bilgili.
ASKLI
Sporları ask denen torbalar içinde oluşan (mantar).
AYGIT
Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.
AYARCI
Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.
ALINDILI
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
ATASÖZÜ
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
AYLIK
Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para, maaş. Bir ay içinde olan. Bir ay için. Ayda bir kez yapılmış olan veya çıkan. Belirli aydan beri var olan. Bir ay süren, mahiye.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
AYLIKLI
Aylık alan (kimse), maaşlı. Karşılığı aylıkla ödenen.
AZALTMAK
Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.
AMPİRİK
Görgül. Deneysel.
AKTARIM
Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AZALMAK
Az denecek bir miktara inmek. Etkisini yitirmek, hafiflemek. Eskisinden az bir duruma gelmek.
ARDİYE
Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo.