Kelimeler arşivinde; içinde "danı" olan, toplam 58 tane kelime bulunuyor. İçerisinde danı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu danı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında danı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAŞDANIŞMANLIK, DANIŞILABİLMEK, DABANMISIRDANI, DENİZGERGEDANI
IŞILIŞILDANIM, DANIŞILABİLME, IŞIMIŞILDANIM
DANIŞMENTLER, MUSADANIŞMAN, ALDANIVERMEK, DANIŞABİLMEK
BAŞDANIŞMAN, ALDANIVERME, CİVİTFİDANI, DANIŞMANLIK, KALEMEYDANI, DANIŞABİLME
HOMURDANIŞ, DARMADANIK, MIRILDANIŞ, DANIŞIKLIK, KIMILDANIŞ, DANIŞILMAK, DANIŞIKSIZ
DANIŞIKCI, DANIŞMENT, ERMEYDANI, ETMEYDANI, ATMEYDANI, KANIDANIM, DANIŞILMA, DANIŞIKLI, OKMEYDANI
DANIZMAK, DANIŞTAY, NATDANIZ, TÜMDANIŞ, DANIŞMAK, DANIŞMAN, DANIŞMAH
DADANIŞ, ALDANIŞ, BUDANIŞ, DANIŞIK, MADANIS, DANIŞMA, EMEDANI, DANISGA, DANIŞAN, DANIŞIH, DANIŞIM
GADANI, CIDANI, ADANIR
DANIK, DANIZ, DANIŞ
DANI
DANI
Değin, kadar, dek.
DANIŞILABİLMEK
Danışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALDANIVERMEK
Çabucak, kolaylıkla aldanmak.
DANIŞMENTLER
Bolu şehri, Gerede ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ALDANIVERME
Aldanıvermek işi.
MUSADANIŞMAN
Erzurum şehrinde, Aşkale belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
BAŞDANIŞMANLIK
Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik. Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik.
DANIŞILABİLME
Danışılabilmek işi.
CİVİTFİDANI
Amorpha Leguminosae.
DANIŞABİLMEK
Danışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
IŞILIŞILDANIM
Görünür ışığa ya da görünmeyen morüstü ışınıma tutulmakla uyarılan ışıldama.
DENİZGERGEDANI
Balinagillerden, 8-10 metre boyunda, erkeğinin üst çenesinde iki uzun diş bulunan bir deniz memelisi (Monodon monoceros).
IŞIMIŞILDANIM
Işımetkin ışıma ya da X-ışınları kaynaklı ışıldama.
BAŞDANIŞMAN
Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse, başmüşavir.
DABANMISIRDANI
Bakır eşya yapılırken tabanları pekiştirmek için kullanılan araç. (Maraş).
DANIŞMANLIK
Danışmanın yaptığı görev, müşavirlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde DANI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
DANIŞILMAK
Danışma işi yapılmak.
ÇARIK
İşlenmemiş sığır derisinden yapılmış olan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı. Çene. Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha. Para cüzdanı.
BÜRO
Çalışma odası, yazıhane. Danışma ve yazı işlerinin yürütüldüğü iş yeri. Bölüm, şube. Yazı masası.
ADAK
Adanılan şey, nezir.
DANIŞILMA
Danışılmak işi.
DANIŞMA
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.
APLİK
Duvar şamdanı, duvar lambası.
ARŞİDÜŞES
Arşidükün karısı veya kızı. Avusturya hanedanında prenses.
HODBEHOT
Kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan.
ENFORMASYON
Danışma, tanıtma. Haber alma, haber verme, haberleşme.
DRAMATURG
Tiyatro için oyun seçmek, oyunları irdelemek, sahnelenmesi işine yardım etmek, oyuncu seçmede, malzemelerin hazırlanmasında danışmanlık yapmak gibi görevleri bulunan kimse.
BAĞIL
Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
DURULMAK
Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
DANIŞMAN
Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse, müşavir.
DÜBEL
Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva. Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela.
ECZACILIK
Eczacının yaptığı iş. İlaçların ve kozmetik ürünlerin üretimi, çözümlenmesi, etkinlik ve güvenilirliği ile ilgili çalışmaları yürüten, bu ürünlerin kullanıcılara iletilmesini sağlayan, ilaç ve sağlıkla ilgili konularda danışmanlık hizmeti veren sağlık mesleği.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.