DANI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "danı" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. danı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu danı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde danı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

DANIŞILABİLMEK

13 harfli kelimeler

DANIŞILABİLME

12 harfli kelimeler

DANIŞMENTLER, DANIŞABİLMEK

11 harfli kelimeler

DANIŞABİLME, DANIŞMANLIK

10 harfli kelimeler

DANIŞILMAK, DANIŞIKLIK, DANIŞIKSIZ

9 harfli kelimeler

DANIŞMENT, DANIŞILMA, DANIŞIKCI, DANIŞIKLI

8 harfli kelimeler

DANIŞMAH, DANIZMAK, DANIŞMAK, DANIŞMAN, DANIŞTAY

7 harfli kelimeler

DANIŞMA, DANIŞIM, DANIŞIK, DANIŞIH, DANIŞAN, DANISGA

5 harfli kelimeler

DANIŞ, DANIK, DANIZ

4 harfli kelimeler

DANI

Bazı kelimelerin anlamları

DANI

Değin, kadar, dek.

DANIŞABİLMEK

Danışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DANIŞABİLME

Danışabilmek işi.

DANIŞMAH

Konuşmak, söylemek.

DANIŞIKLIK

Danışıklı olma durumu, muvazaa.

DANIŞIKCI

Müşavir.

DANIŞMENTLER

Bolu şehri, Gerede ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

DANIŞILMA

Danışılmak işi.

DANIZMAK

Güneş ve soğuktan el, yüz kurumak, sertleşmek. Ter birdenbire soğumak. Yufka ekmeği kuru pişmek.

DANIŞMENT

Adana ilinde, Doğankent bucağına bağlı bir bölge. Çorum şehrinde, Osmancık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

DANIŞIKLI

Gerçekte olmadığı hâlde bir anlaşma sonunda öyle gösterilen, muvazaalı.

DANIŞILMAK

Danışma işi yapılmak.

DANIŞIKSIZ

Müşaviri olmayan.

DANIŞILABİLME

Danışılabilmek işi.

DANIŞILABİLMEK

Danışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DANIŞMANLIK

Danışmanın yaptığı görev, müşavirlik.

  -   -   -  

Anlamında DANI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DANI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAŞDANIŞMANLIK

Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik. Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik.

ARMA

Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.

DURULMAK

Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.

DANIŞMAN

Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse, müşavir.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

ARŞİDÜŞES

Arşidükün karısı veya kızı. Avusturya hanedanında prenses.

ECZACILIK

Eczacının yaptığı iş. İlaçların ve kozmetik ürünlerin üretimi, çözümlenmesi, etkinlik ve güvenilirliği ile ilgili çalışmaları yürüten, bu ürünlerin kullanıcılara iletilmesini sağlayan, ilaç ve sağlıkla ilgili konularda danışmanlık hizmeti veren sağlık mesleği.

DRAMATURG

Tiyatro için oyun seçmek, oyunları irdelemek, sahnelenmesi işine yardım etmek, oyuncu seçmede, malzemelerin hazırlanmasında danışmanlık yapmak gibi görevleri bulunan kimse.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ADAK

Adanılan şey, nezir.

BAĞIL

Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.

DÜBEL

Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva. Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela.

DANIŞMA

Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.

BÜRO

Çalışma odası, yazıhane. Danışma ve yazı işlerinin yürütüldüğü iş yeri. Bölüm, şube. Yazı masası.

HURDALIK

Hurda yığını. Hurdanın atıldığı yer.

ENFORMASYON

Danışma, tanıtma. Haber alma, haber verme, haberleşme.

APLİK

Duvar şamdanı, duvar lambası.

HODBEHOT

Kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan.

BABIALİ

Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.

ÇARIK

İşlenmemiş sığır derisinden yapılmış olan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı. Çene. Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha. Para cüzdanı.