Kelimeler arşivi içinde; başında "danı" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. danı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu danı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde danı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DANIŞILABİLMEK
DANIŞILABİLME
DANIŞMENTLER, DANIŞABİLMEK
DANIŞABİLME, DANIŞMANLIK
DANIŞILMAK, DANIŞIKLIK, DANIŞIKSIZ
DANIŞMENT, DANIŞILMA, DANIŞIKCI, DANIŞIKLI
DANIŞMAH, DANIZMAK, DANIŞMAK, DANIŞMAN, DANIŞTAY
DANIŞMA, DANIŞIM, DANIŞIK, DANIŞIH, DANIŞAN, DANISGA
DANIŞ, DANIK, DANIZ
DANI
DANI
Değin, kadar, dek.
DANIŞILABİLMEK
Danışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DANIZMAK
Güneş ve soğuktan el, yüz kurumak, sertleşmek. Ter birdenbire soğumak. Yufka ekmeği kuru pişmek.
DANIŞMENTLER
Bolu şehri, Gerede ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
DANIŞIKLI
Gerçekte olmadığı hâlde bir anlaşma sonunda öyle gösterilen, muvazaalı.
DANIŞIKSIZ
Müşaviri olmayan.
DANIŞMENT
Adana ilinde, Doğankent bucağına bağlı bir bölge. Çorum şehrinde, Osmancık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DANIŞABİLMEK
Danışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DANIŞIKLIK
Danışıklı olma durumu, muvazaa.
DANIŞMAH
Konuşmak, söylemek.
DANIŞMANLIK
Danışmanın yaptığı görev, müşavirlik.
DANIŞILMAK
Danışma işi yapılmak.
DANIŞIKCI
Müşavir.
DANIŞABİLME
Danışabilmek işi.
DANIŞILMA
Danışılmak işi.
DANIŞILABİLME
Danışılabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DANI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DURULMAK
Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
HURDALIK
Hurda yığını. Hurdanın atıldığı yer.
HODBEHOT
Kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan.
DANIŞMA
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.
ÇARIK
İşlenmemiş sığır derisinden yapılmış olan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı. Çene. Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha. Para cüzdanı.
DRAMATURG
Tiyatro için oyun seçmek, oyunları irdelemek, sahnelenmesi işine yardım etmek, oyuncu seçmede, malzemelerin hazırlanmasında danışmanlık yapmak gibi görevleri bulunan kimse.
ARŞİDÜŞES
Arşidükün karısı veya kızı. Avusturya hanedanında prenses.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
DANIŞMAN
Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse, müşavir.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
ADAK
Adanılan şey, nezir.
ENFORMASYON
Danışma, tanıtma. Haber alma, haber verme, haberleşme.
DÜBEL
Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva. Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela.
BAĞIL
Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.
BAŞDANIŞMANLIK
Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik. Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik.
ECZACILIK
Eczacının yaptığı iş. İlaçların ve kozmetik ürünlerin üretimi, çözümlenmesi, etkinlik ve güvenilirliği ile ilgili çalışmaları yürüten, bu ürünlerin kullanıcılara iletilmesini sağlayan, ilaç ve sağlıkla ilgili konularda danışmanlık hizmeti veren sağlık mesleği.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
BÜRO
Çalışma odası, yazıhane. Danışma ve yazı işlerinin yürütüldüğü iş yeri. Bölüm, şube. Yazı masası.
APLİK
Duvar şamdanı, duvar lambası.