İçinde CÜNÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "cünü" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cünü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu cünü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cünü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

CÜNÜLDELİ, CÜNÜTSEVİ

8 harfli kelimeler

CÜNÜPLÜK, CÜNÜTLÜK

5 harfli kelimeler

CÜNÜP, CÜNÜK, CÜNÜL, CÜNÜS, CÜNÜT

4 harfli kelimeler

CÜNÜ

Bazı kelimelerin anlamları

CÜNÜ

Keten çuval.

CÜNÜTSEVİ

Bataklık.

CÜNÜTLÜK

Bataklık.

CÜNÜL

Şarap yapımında kullanılan ince kabuklu açık renkli bir cins üzüm.

CÜNÜP

Dinin buyurduğu biçimde henüz yıkanmadığı için temiz sayılmayan (kimse), cenabet.

CÜNÜK

Manda. Pis su.

CÜNÜPLÜK

Cünüp olma durumu, cenabet.

CÜNÜT

Bataklık. Sulu, suyu kesilmeyen yer. Suyu kesilmeyen rutubetli arazi.

CÜNÜLDELİ

Zırdeli.

CÜNÜS

Küçük gözlü.

  -   -   -  

Anlamında CÜNÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CÜNÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAYILMAK

Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek. Vermek, ödemek. Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. Çok hoşlanmak, çok sevmek.

BUNALIM

Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

BUNAMAK

Çeşitli sebeplerle zihin gücünü yitirerek ne yaptığını bilemez duruma gelmek, ateh getirmek.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

ÇEKİŞLİ

Çekme gücünü ön veya arka tekerleklerden alan (araç).

ÇÖKÜNTÜ

Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.

BÜYÜCÜLÜK

Büyücünün yaptığı iş, bağıcılık, efsunculuk, afsunculuk, sihirbazlık.

BÜKÜCÜLÜK

Bükücünün yaptığı iş.

ATLETİZM

Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.

DÜŞÜRMEK

Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Uğratmak. Değerini, fiyatını indirmek. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak. Azaltmak. Görevi bıraktırmak. Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak.

DEVİRMEK

Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek. Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek. Hepsini kısa sürede içip bitirmek. Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak. Bir yana eğmek. Belli bir yaş dönemini geride bırakmak.

EŞEKBAŞI

Yetkisi önemsenmeyen, gücünü gerektiği gibi göstermeyen kimse.

DAĞITMAK

Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.

DÜŞKÜN

Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.

ASANSÖRCÜLÜK

Asansörcünün işi.

CENABET

Cünüp. Cünüplük. Pis, kötü, hoşlanılmayan (kimse veya şey).

DÖKÜMCÜLÜK

Dökümcünün yaptığı iş, dökmecilik.

DAYANMAK

Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

CILIZLAŞMAK

Zayıf ve güçsüz düşmek, zayıflamak. Gücünü, değerini yitirmek. Basitleşmek, değersizleşmek, önemsizleşmek.

BAŞPEHLİVAN

Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan.