Kelimeler arşivinde; içinde "cere" olan, toplam 53 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cere bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu cere ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cere olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PAZIPENCERESİ
GÖKPENCERESİ, BECEREBİLMEK
BECEREBİLME
CEREBCÜLÜK, PENCERESİZ, PENCERECİK, GÖZPENCERE, ŞECERENAME, CERELENMEK
CERELEMEK, CEREYANLI, MUHACERET, PENCERELİ
ŞECERELİ, CERELMEK, ŞECERECİ, SECERELİ, ECEREMÜK
GECEREK, HÖCEREN, ÇENCERE, GİCEREK, HECERET, CERENLİ, MENCERE, TECEREN, YÜCEREK, CEREYAN, İNCEREK, CERENÜK, LACEREM, PENCERE, CEREKLİ, TENCERE, AYCEREN
CEREYH, SECERE, ŞECERE, KECERE, KACERE, HÜCERE, HÖCERE, BECERE, HACERE, GECERE, CEREME
CEREK, CEREM, CEREZ, CERES, CEREN
CERE
CERE
Dilenme, toplama. Toprak testi. Toprak küp. Kocasından boşanan çocuklu kadının çocuklarına ve kendisine bağlanan para. Bir malın yıllık kirası veya vergisi. Bir iş karşılığında alınan şey. Güç, erk. Testi. Nafaka. Toprak küpün küçüğü. Çömlek. (Gökmenler, Kızılağaç, Gedikli, Çatak Saimbeyli Adana).
BECEREBİLMEK
Becerme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖZPENCERE
(Mimarlık) Çatıkatlarında ya da kapı üstlerinde yuvarlak ya da oval biçimli küçük pencere.
PENCERECİK
Küçük pencere.
CEREBCÜLÜK
Alış veriş yapma. (Boyalı Güdül Ankara).
CEREYANLI
Akıntılı. Akımlı.
CERELENMEK
Nişan takmak. İz yapmak.
MUHACERET
Göç, göçme. Yaşamakta olduğu ülkeden yabancı bir ülkeye uzun veya kısa süreli yerleşmek için gitme.
PENCERELİ
Penceresi olan.
ŞECERELİ
Şeceresi olan, oldukça uzak bir ataya kadar dedeleri belli olan.
GÖKPENCERESİ
Gökyüzünün çok bulutlu olduğu sıralarda, gök mavisinin yer yer görünebildiği açıklıklar.
ŞECERENAME
Soyağacını gösteren kitap veya yazı.
PENCERESİZ
Penceresi olmayan.
CERELEMEK
Yavrulayacak hayvanın dişilik organından beyaz sıvı akmak. Nişan takmak.
BECEREBİLME
Becerebilmek işi.
PAZIPENCERESİ
Şekerpancarının yeşil yaprakları.
Bu bölümde tanımı içerisinde CERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.
ÇAVDAR
Buğdaygillerden, unlu tane veren bir bitki (Secale cereale). Bu bitkinin esmer ve uzun tanesi.
ANAFORLU
Akıntılı, cereyanlı.
BRİZBİZ
Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde.
DEMİRLEMEK
Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak. Gemi demir atmak. Demire vurmak.
BACA
Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.
ÇERÇEVE
Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
ÇÖMLEK
Toprak tencere.
CUMBA
Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon. Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
CAMCILIK
Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.
CAM
Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılmış olan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim. Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış, sırça. Kadeh, içki. Pencere.
DENİZLİK
Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta. Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm. Denize girerken kullanılan kadın mayosu.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
DAYAMAK
Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.
BUMBAR
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı. Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılmış olan yemek. Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.