Sonu CERE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "cere" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu cere ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında cere olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde cere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

GÖZPENCERE

7 harfli kelimeler

PENCERE, TENCERE, ÇENCERE, MENCERE

6 harfli kelimeler

ŞECERE, BECERE, GECERE, HACERE, HÖCERE, HÜCERE, KACERE, KECERE, SECERE

4 harfli kelimeler

CERE

Bazı kelimelerin anlamları

CERE

Dilenme, toplama. Toprak testi. Toprak küp. Kocasından boşanan çocuklu kadının çocuklarına ve kendisine bağlanan para. Bir malın yıllık kirası veya vergisi. Bir iş karşılığında alınan şey. Güç, erk. Testi. Nafaka. Toprak küpün küçüğü. Çömlek. (Gökmenler, Kızılağaç, Gedikli, Çatak Saimbeyli Adana).

SECERE

Suçlu, suç işleyeceği bilinen kişi.

KECERE

Dokumacılıkta ipliği sarmakta kullanılan çıkrık.

ŞECERE

Soyağacı. Atların soyunun yazılı olduğu çizelge.

ÇENCERE

Tencere.

KACERE

Yiğit.

HÖCERE

Çok eskimiş, yıkılmaya yüz tutmuş (yapı). İçine ufak tefek konan küçük kapaksız dolap. Sandıktaki küçük raflar.

GÖZPENCERE

(Mimarlık) Çatıkatlarında ya da kapı üstlerinde yuvarlak ya da oval biçimli küçük pencere.

HÜCERE

Çok eskimiş, yıkılmaya yüz tutmuş (yapı).

MENCERE

Pencere.

GECERE

İplik çilesi takılan iplik çıkrığı, elemye. Sıska, zayıf.

PENCERE

Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.

TENCERE

İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap.

BECERE

Sarp, taşlık, kayalık (yer).

HACERE

Tavan.

  -   -   -  

Anlamında CERE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BRİZBİZ

Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde.

BOYUNDURUK

Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.

ÇERÇEVE

Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık.

AÇIT

Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

DENİZLİK

Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta. Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm. Denize girerken kullanılan kadın mayosu.

DEMİRLEMEK

Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak. Gemi demir atmak. Demire vurmak.

CAM

Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılmış olan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim. Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış, sırça. Kadeh, içki. Pencere.

ÇÖMLEK

Toprak tencere.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

BUMBAR

Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı. Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılmış olan yemek. Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf.

CUMBA

Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon. Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm.

DAYAMAK

Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.

ÇAVDAR

Buğdaygillerden, unlu tane veren bir bitki (Secale cereale). Bu bitkinin esmer ve uzun tanesi.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

CAMCI

Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.

ANAFORLU

Akıntılı, cereyanlı.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

CAMCILIK

Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.

BACA

Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük