Kelimeler arşivinde; içinde "cala" olan, toplam 127 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cala bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu cala ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cala olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SARACALARÇİFTLİĞİ
KURCALAYABİLMEK
ALACALANDIRMAK, BOCALATABİLMEK, BOCALAYABİLMEK, İNANCALANDIRMA, KURCALAYABİLME
ALACALANDIRMA, BOCALATABİLME, BOCALAYABİLME, FRANCALACILIK, GARINCALANMAK, KARINCALANMAK, KARINCALAŞMAK, TABANCALAŞMAK, TATARCALANMAK, YUKARIHOCALAR
AKKARINCALAR, KARINCALANIŞ, KARINCALANMA, AŞAĞIHOCALAR, KAPANCALAMAK, KARINCALAMAK, TABANCALAMAK, TAŞKARACALAR
ALACALANMAK, ATKARACALAR, FRANCALALIK, KANCALANMAK, KURCALANMAK, BOĞCALAŞMAK, DALCALANMAK, DARCALANMAK, İNANCALAMAK, KURCALATMAK, TOKCALANMAK
ALACALAMAK, ALACALANMA, BOCALATMAK, KARINCALAR, KURCALAMAK, KURCALANIŞ, KURCALANMA, KURCALAYIŞ, ALİHOCALAR, BOĞCALAMAK, BURCALAMAK, CALAVLAMAK, FRANCALACI, KANCALAMAK, KANCALANMA, KAVCALAMAK, KINCALAMAK, KURCALATMA, PANCALAMAK, RİCALANMAK, SUCALANMAK, YAVAŞCALAN, YUMCALAMAK
ALACALAMA, BOCALAMAK, BOCALATMA, KANCALAMA, KURCALAMA, ABCALAMAK, ARCALAMAK, AVCALAMAH, AVCALAMAK, BOCALATIŞ, BOCALAYIŞ, CALANOİDA, DUCALAMAK, GABACALAH, KARACALAR, OĞCALAMAK, OKURCALAR, OLCALAMAK, OVCALAMAG, OVCALAMAH, OVCALAMAK, POCALAMAK, SARICALAR, VARCALARI
BOCALAMA, FRANCALA, ACALAVAN, AĞACALAR, ALACALAR, BOZCALAR, BUNCALAR, BURCALAH, BURCALAK, CALANMAH, CALANMAK, ILICALAR, KANCALAR, KIRCALAR, KOCALAMA, MANCALAK, MONCALAK, ORTACALA, TİNCALAZ
HOCALAR, ANCALAR, CALAĞAN, CALAMAH, CALAMAK, CALAMUK, CALANGU, CALAYIR, GIRCALA, KICALAK, KOCALAR, SACALAN, TACALAN
CACALA, CALABA, CECALA
ACALA, CALAH, CALAK, CALAN, CALAS, CALAV, CALAY, CALAZ
CALA
CALA
Olmamış meyve. Eski, kullanılmış. Hayvanlara yedirilen tahıl sapları, mısır koçanı. İftira.
TABANCALAŞMAK
Birbirine tokat atmak.
KARINCALAŞMAK
İpek böcekleri ilk uykularına yatmak.
İNANCALANDIRMA
İnançlı duruma sokmak, güvenlik verme.
GARINCALANMAK
Karıncalanmak, uyuşmak.
ALACALANDIRMAK
Alaca duruma getirmek.
ALACALANDIRMA
Alacalandırmak işi.
BOCALATABİLME
Bocalatabilmek işi.
KURCALAYABİLME
Kurcalayabilmek işi.
BOCALAYABİLME
Bocalayabilmek işi.
BOCALAYABİLMEK
Bocalama olasılığı bulunmak.
KARINCALANMAK
Bir yere, bir şey üzerine karınca üşüşmek. Vücudun bir yerindeki uyuşukluktan sonra, kan dolaşımının başlamasıyla o yerde karıncalar dolaşır gibi bir izlenim uyanmak. Metal yüzeylerde pas yüzünden yer yer ufak delikler oluşmak. Verici veya alıcıdaki bozukluk sebebiyle televizyonda görüntü bozulmak. Aşırı zihin yorgunluğundan dolayı bir şeyi, bir durumu kavramada zorluk çekmek. Tüfek namlusunun içi paslanmak, çürümeye başlamak.
FRANCALACILIK
Francalacının yaptığı iş.
BOCALATABİLMEK
Bocalatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KURCALAYABİLMEK
Kurcalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
SARACALARÇİFTLİĞİ
Ankara şehrinde, Akyurt ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde CALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARIŞTIRMAK
Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.
KÖLECİ
Karıncaların başka türlerin yuvalarını talan etmesi durumu.
DEŞMEK
Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak. Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak.
BOCALATMAK
Bocalamasına yol açmak.
KRAMPON
Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik kabara, tutmalık. Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak. İki parçayı sıkıca tutup sıkmaya yarayan metal parçası.
BİZİMKİ
Bizim olan, bizimle ilgili olan. Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz. Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz.
FRANCALALIK
Francala yapmaya uygun olan (un).
FİLKULAĞI
Yılan yastığıgillerden, ana yurdu tropikal Amerika olan, kökü yumrulu bir süs bitkisi (Caladium). Pazarlarda satılan bir sünger türü.
İLMİYE
Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı. Din işleriyle uğraşanların mesleği.
KARINCALANIŞ
Karıncalanma işi.
AHMAKLAŞMAK
Aptallaşmak. Bir an için şaşalayıp bocalamak.
ÇIBANBAŞI
Yaranın ucu. Kurcalandığı, üzerine düşüldüğü takdirde ağır veya kötü bir sonuca varılması muhtemel konu. Genel kurallara aykırı davranış içinde olan kimse.
KANCALAMA
Kancalamak işi.
ALACALANMA
Alacalanmak işi.
ALACALAMA
Alacalamak işi.
KAPSÜL
Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.
KARINCALANMA
Karıncalanmak işi.
BOCALAMA
Bocalamak işi.
BOCALATMA
Bocalatmak işi.
EŞELEMEK
Toprak, kül gibi toz durumunda bulunan şeyleri hafifçe kazıp karıştırmak. Dağıtıp karıştırmak. Bir işin, sorunun aslını anlamaya çalışmak, kurcalamak.