Kelimeler arşivi içinde; sonunda "cala" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu cala ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında cala olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde cala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FRANCALA, ORTACALA
GIRCALA
CACALA, CECALA
ACALA
CALA
CALA
Olmamış meyve. Eski, kullanılmış. Hayvanlara yedirilen tahıl sapları, mısır koçanı. İftira.
ACALA
Acele, çabuk.
ORTACALA
Bir çeşit halk oyunu, bar.
FRANCALA
İyi nitelikli undan yapılmış olan ince uzun ekmek.
CACALA
İnce dokunmuş kilim.
GIRCALA
Gemicilerin kullandığı iki ile beş mum kalınlığında ziftli ip. İngiliz sicimi.
CECALA
İnce dokunmuş kilim.
Bu bölümde tanımı içerisinde CALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FİLKULAĞI
Yılan yastığıgillerden, ana yurdu tropikal Amerika olan, kökü yumrulu bir süs bitkisi (Caladium). Pazarlarda satılan bir sünger türü.
KAPSÜL
Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.
ALACALAMA
Alacalamak işi.
FRANCALALIK
Francala yapmaya uygun olan (un).
BOCALATMA
Bocalatmak işi.
BOCALAMA
Bocalamak işi.
ALACALANDIRMA
Alacalandırmak işi.
BOCALATMAK
Bocalamasına yol açmak.
EŞELEMEK
Toprak, kül gibi toz durumunda bulunan şeyleri hafifçe kazıp karıştırmak. Dağıtıp karıştırmak. Bir işin, sorunun aslını anlamaya çalışmak, kurcalamak.
KARINCALANIŞ
Karıncalanma işi.
İLMİYE
Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı. Din işleriyle uğraşanların mesleği.
KARIŞTIRMAK
Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.
BİZİMKİ
Bizim olan, bizimle ilgili olan. Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz. Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz.
DEŞMEK
Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak. Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak.
KANCALAMA
Kancalamak işi.
KARINCALANMA
Karıncalanmak işi.
AHMAKLAŞMAK
Aptallaşmak. Bir an için şaşalayıp bocalamak.
ALACALANMA
Alacalanmak işi.
ÇIBANBAŞI
Yaranın ucu. Kurcalandığı, üzerine düşüldüğü takdirde ağır veya kötü bir sonuca varılması muhtemel konu. Genel kurallara aykırı davranış içinde olan kimse.
KÖLECİ
Karıncaların başka türlerin yuvalarını talan etmesi durumu.