Kelimeler arşivi içinde; başında "cala" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. cala ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu cala ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
CALAVLAMAK
CALANOİDA
CALANMAK, CALANMAH
CALAYIR, CALAĞAN, CALAMAH, CALAMAK, CALAMUK, CALANGU
CALABA
CALAN, CALAK, CALAS, CALAV, CALAH, CALAY, CALAZ
CALA
CALA
Olmamış meyve. Eski, kullanılmış. Hayvanlara yedirilen tahıl sapları, mısır koçanı. İftira.
CALANMAH
Dökülmek.
CALAS
Yeşil fasulye.
CALAYIR
Canlı, becerikli, eli çabuk.
CALAN
Ceylan.
CALAĞAN
Saksağan.
CALAV
Kılıksız. Tuz.
CALANOİDA
Kabuklular (Crustacea) sınıfının Copepoda alt sınıfından, pelajik bölgenin planktonik organizmalarından olan bir takım.
CALANMAK
Dökülmek.
CALABA
Dalgıcın havayı değiştiremiyerek ağzının eğrilmesi, dilinin tutulması.
CALANGU
Kahramanlık, zafer.
CALAMAK
Saçmak, serpmek, ekmek.
CALAMAH
Parçaları biribirine eklemek, dikmek. Başına belâ etmek. Saçmak, serpmek, ekmek.
CALAMUK
Nemli, yağmurlu hava.
CALAK
Küçük karpuz.
CALAVLAMAK
Tarlalardan, kısa zamanda çok ot toplamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde CALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOCALATMA
Bocalatmak işi.
AHMAKLAŞMAK
Aptallaşmak. Bir an için şaşalayıp bocalamak.
KÖLECİ
Karıncaların başka türlerin yuvalarını talan etmesi durumu.
ÇIBANBAŞI
Yaranın ucu. Kurcalandığı, üzerine düşüldüğü takdirde ağır veya kötü bir sonuca varılması muhtemel konu. Genel kurallara aykırı davranış içinde olan kimse.
KAPSÜL
Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.
DEŞMEK
Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak. Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak.
KARINCALANIŞ
Karıncalanma işi.
KANCALAMA
Kancalamak işi.
FİLKULAĞI
Yılan yastığıgillerden, ana yurdu tropikal Amerika olan, kökü yumrulu bir süs bitkisi (Caladium). Pazarlarda satılan bir sünger türü.
BİZİMKİ
Bizim olan, bizimle ilgili olan. Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz. Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz.
BOCALAMA
Bocalamak işi.
ALACALAMA
Alacalamak işi.
FRANCALALIK
Francala yapmaya uygun olan (un).
ALACALANDIRMA
Alacalandırmak işi.
ALACALANMA
Alacalanmak işi.
KARINCALANMA
Karıncalanmak işi.
İLMİYE
Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı. Din işleriyle uğraşanların mesleği.
EŞELEMEK
Toprak, kül gibi toz durumunda bulunan şeyleri hafifçe kazıp karıştırmak. Dağıtıp karıştırmak. Bir işin, sorunun aslını anlamaya çalışmak, kurcalamak.
KARIŞTIRMAK
Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.
BOCALATMAK
Bocalamasına yol açmak.