Kelimeler arşivinde; içinde "bunla" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bunla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bunla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bunla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SABUNLAŞTIRMAK
SABUNLAŞTIRMA
SABUNLANMAK, SABUNLAŞMAK, ZEBUNLAŞMAK
BUNLARINLA, SABUNLAMAK, SABUNLANIŞ, SABUNLANMA, SABUNLAŞMA, SABUNLAYIŞ, ZEBUNLAŞMA, AHBUNLAMAK
ÜŞBUNLARI, BUNLANMAK, SABUNLAMA
SABUNLAR
BUNLAR
BUNLA
BUNLA
Bunlar.
BUNLANMAK
Doğumu yakın olan kadın hastalanmak. Bunalmak.
SABUNLANMAK
Sabunlama işi yapılmak.
ZEBUNLAŞMA
Zebunlaşmak durumu.
ZEBUNLAŞMAK
Zebun bir duruma gelmek, zayıflamak.
AHBUNLAMAK
Toprağı gübrelemek, gübre dökmek.
SABUNLAŞTIRMA
Sabunlaştırmak işi.
SABUNLAYIŞ
Sabunlama işi.
ÜŞBUNLARI
Şunları, bunları.
BUNLARINLA
Bunlarla.
SABUNLAŞTIRMAK
Bir maddeyi sabun durumuna dönüştürmek.
SABUNLAŞMA
Bitkisel veya hayvansal yağların sabun durumuna dönüşmesi.
SABUNLAMAK
Herhangi bir şeyi sabun sürerek yıkamak. Bir nesneyi sabun sürerek kaygan duruma getirmek.
SABUNLANMA
Sabunlanmak işi.
SABUNLAŞMAK
Sabun durumuna gelmek.
SABUNLANIŞ
Sabunlanma işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BUNLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
BATARYA
En küçük topçu birliği. Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası. Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım. Pil.
BELLEK
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
BİYOKİMYA
Hücreden en gelişmiş organa kadar canlı dokuları inceleyen ve bunları oluşturan maddeleri araştıran bilim dalı.
BİLEŞİK
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.
ARİTMETİK
Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap. Matematikle ilgili.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
BULUŞ
Bulma işi. İlk defa yeni bir şey yaratma, icat. Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak bunların işlenişinde yeni bir yol tutma. Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme, icat.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
AHLAKLI
Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse).
BEYAN
Bildirme. Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
CEBİR
Zor, zorlayış. Artı ve eksi gerçek sayılarla, bunların yerini tutan harfler yardımıyla nicelikler arasında genel bağlantılar kuran matematik kolu.
BRONŞ
Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları.
BİREYLİK
Bir kimseyi dış gözlemciler gözünde benzersiz, tek kılan özellikler veya bunların tek biçimi. Bireyi benzerlerinden ayıran niteliklerin bütünü.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
BİLANÇO
Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge, dengelem. Girişilen herhangi bir işte, belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçların karşılıklı durumu.