Kelimeler arşivinde; içinde "boy" olan, toplam 306 tane kelime bulunuyor. İçerisinde boy bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu boy ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında boy olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BOYUTLANDIRILMAK, İPLİKBOYNUZLULAR, YİLANBOYUNGİLLER, YUKARIBOYNUYOĞUN
AŞAĞIBOYNUYOĞUN, BOYUTLANDIRILIŞ, BOYUTLANDIRILMA, DÖNERBOYUNLULAR, KISABOYNUZLULAR, KÖKBOYASIGİLLER, LEİSCHMANBOYASI, MİCHAELİSBOYASI, YENİBOYUNDURCAK
BOYNUZLUGİLLER, BOYUNLANDIRMAK, BOYUTLANDIRMAK, BOYATILABİLMEK, VERHOEFFBOYASI
GÜVERCİNBOYNU, ŞEKERCİBOYASI, BAŞBOYUNDURUK, BOYATILABİLME, BOYLANABİLMEK, BOYLANIVERMEK, BOYLAYABİLMEK, BOYUNÇAKALAĞI, BOYUNLANDIRMA, BOYUTLANDIRIŞ, BOYUTLANDIRMA, TEKBOYUTLULUK, YUKARIKARABOY
BOYNUZLANMAK, BOYNUZLAŞMAK, BOYNUZLATMAK, BOYNUZLUTEKE, AŞAĞIKARABOY, BOYANABİLMEK, BOYANIVERMEK, BOYATABİLMEK, BOYATIVERMEK, BOYAYABİLMEK, BOYAYIVERMEK, BOYİŞKENCESİ, BOYLANABİLME, BOYLANIVERME, BOYLAYABİLME, BOYNUYOĞUNLU, BOYUNÇEVİREN, BÜYÜKBOYALIK, GAZALBOYNUZU, GİEMSABOYASI, KÜÇÜKBOYALIK
BOYKOTÇULUK, BOYLAMASINA, BOYNUZLAMAK, BOYNUZLANMA, BOYNUZLAŞMA, BOYNUZLATMA, BOYUTSUZLUK, KEÇİBOYNUZU, KOVBOYCULUK, BALLIBOYNUZ, BOYANABİLME, BOYANDIRMAK, BOYANIVERME, BOYATABİLME, BOYATIVERME, BOYATTIRMAK, BOYAYABİLME, BOYAYIVERME, BOYUNDURCAK, BOYUNDURLUK, BOYUTLANMAK, KARABOYALIK, TEBEŞİRBOYA
BOYALANMAK, BOYASIZLIK, BOYATILMAK, BOYNUZUMSU, BOYUNDURUK, BOYUTLANMA, KOÇBOYNUZU, DELİBOYNUZ, BOYABIÇAĞI, BOYACIOĞLU, BOYALITEPE, BOYANASICA, BOYARÖZDEK, BOYASAPTAR, BOYATTIRMA, BOYHEYKELİ, BOYNUBURUK, BOYNUBÜKÜK, BOYNUYOĞUN, BOYNUZGAGA, BOYUNBASTI, BOYUNBURAN, BOYUNDİREK, BOYUNDURUH, BOYUNDÜRÜK, BOYUNKISTI, BOYUNLAMAK, BOYUNPINAR, BOYUNSALIK, BOYUNSĞALA, Devamını Oku »»
BOYACILIK, BOYALAMAK, BOYALANMA, BOYATILMA, BOYDAŞLIK, BOYLANMAK, BOYNUZSUZ, DEVEBOYNU, KIZILBOYA, KOVBOYLUK, ARABOYUNU, AŞIBOYASI, BOYACILAR, BOYALILAR, BOYARESİM, BOYATILIŞ, BOYÇAPKIN, BOYKUTMAK, BOYLAŞMAK, BOYLATMAK, BOYLECENE, BOYNANLAR, BOYNUEĞRİ, BOYNUUZAK, BOYUNBAĞI, BOYUNDERE, BOYUNDRUK, BOYUNKAYA, BOYUNLAMA, BOYUNSIRA, Devamını Oku »»
BOYAHANE, BOYALAMA, BOYANMAK, BOYATMAK, BOYKOTAJ, BOYKOTÇU, BOYLAMAK, BOYLANIŞ, BOYLANMA, BOYNUZLU, BOYNUZSU, BOYUNLUK, BOYUNSUZ, BOYUTSUZ, BOYABÜKÜ, BOYACILI, BOYAÇİLİ, BOYAHDAN, BOYALICA, BOYANACI, BOYAPÜRÜ, BOYÇEKME, BOYLATMA, BOYLULUK, BOYUNCAK, BOYUNCUK, BOYUNMAK, BOYUNSHA, BOYUNTAŞ, BOYURMAK, Devamını Oku »»
BOYABAT, BOYAMAK, BOYANMA, BOYASIZ, BOYATMA, BOYLAMA, BOYLUCA, BOYUNCA, BOYUNLU, BOYUTLU, BORABOY, BOYACIK, BOYAÇIN, BOYAKLI, BOYALAN, BOYALDI, BOYALIK, BOYANAK, BOYANIK, BOYANIŞ, BOYATIŞ, BOYAYIŞ, BOYBEYİ, BOYÇULU, BOYDERE, BOYHANA, BOYHANE, BOYNIRA, ÇAYBOYU, EŞBOYUT, Devamını Oku »»
BOYACI, BOYALI, BOYAMA, BOYANA, BOYDAK, BOYDAŞ, BOYKOT, BOYLAM, BOYLER, BOYNUZ, BOYSUZ, BOYUNA, DEBBOY, KOVBOY, ŞEBBOY, BOYACA, BOYACİ, BOYATI, BOYCAK, BOYDAH, BOYDAN, BOYDAY, BOYEVİ, BOYİNE, BOYLAN, BOYLUM, BOYMAK, BOYMUL, BOYNAK, BOYNEK, Devamını Oku »»
BOYAR, BOYCA, BOYLU, BOYNA, BOYOZ, BOYUN, BOYUT, AKBOY, BOYAG, BOYAĞ, BOYAH, BOYAK, BOYAM, BOYAN, BOYAT, BOYER, BOYLA, BOYLI, BOYLİ, BOYMA, BOYNO, BOYUZ, ERBOY, İLBOY
BOYA, BOYK, BOYL, OBOY
BOY
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.
BOYNUZLUGİLLER
Keçi, koyun, sığır ve antilopları içine alan, içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan, omurgalıların memeliler sınıfı.
YUKARIBOYNUYOĞUN
Giresun ilinde, Tirebolu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
AŞAĞIBOYNUYOĞUN
Giresun kenti, Tirebolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
MİCHAELİSBOYASI
Alkolde metilen mavisi ve asetondaki eozin çözeltilerinin karıştırılmasıyla elde edilen bir boya. Kanın biçimli elemanlarının ortaya konmasında kullanılır.
YENİBOYUNDURCAK
Kastamonu ili, Hanönü belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BOYUTLANDIRILMA
Boyutlandırılmak işi.
YİLANBOYUNGİLLER
Kuşlar (Aves) sınıfının, kürek ayaklılar (Pelecaniformes) takımından, Afrika, Suriye ve Madagaskar'da yaşayan, suya dalıp uzun, sivri gagalarını zıpkın gibi kullanarak balık avlayan, ucu yuvarlak ve uzun kuyruklu türleri olan bir familya. Yılanboyun kuşu (Anhinga rufa) iyi bilinen türüdür.
BOYUNLANDIRMAK
Kapsam kazandırmak.
İPLİKBOYNUZLULAR
Gövdeleriyle birlikte bütün vücut parçaları ince uzun yapılışta olan çiftekanatlılar topluluğu. a. bk. sivrisinekler.
KÖKBOYASIGİLLER
Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, yaprakları karşılıklı, meyveleri zeytinsi olan ve kahve ağacı, kök boyası, kınakına, yoğurt otu, altın kökü ve benzerleri cinsleri ve bunlara bağlı dört bin kadar türü içine alan bir familya.
BOYUTLANDIRILIŞ
Boyutlandırılma işi.
DÖNERBOYUNLULAR
Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, kaplumbağalar (Testudinata) takımından, tatlı sularda yaşayan, boyunları dinlenme hâlinde iken içeri çekilmeyip sırt kabuğunun altına doğru kıvrılan, çamurcul kaplumbağagiller (Pelomedusidae) ve yılan boyunlu kaplumbağagiller (Chelidae) familyaları bulunan bir alt takım. (Pleurodira), familyalarını içine alır.
KISABOYNUZLULAR
Kısa duyargalı, geniş kanatlı ve oldukça gelişkin sinek türlerini içine alan çiftekanatlılar topluluğu.
LEİSCHMANBOYASI
Metilen mavisi ve eozin karışımından oluşan kan hücreleri ve kimi kan parazitlerinin saptanmasında kullanılan bir boya.
BOYUTLANDIRILMAK
Boyut kazanması sağlanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.
AKROMATİK
Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).
ALIÇ
Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AKVAREL
Sulu boya resim.
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
ALİZARİN
Kök boyası.
ALÇAK
Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
ALAYUNTLU
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKROMATİN
Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).
ALACALAMAK
Renk renk, benek benek boyamak.
AFŞAR
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.