Kelimeler arşivi içinde; sonunda "boz" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. Sonu boz ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında boz olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde boz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FLEBOTROMBOZ
HORTDANBOZ
ZİRTABOZ, ZIRTOBOZ, ZIRTABOZ, YANGIBOZ, NADIRBOZ, KILINBOZ, KILIMBOZ, İSKAMBOZ, GILIMBOZ, EĞRİMBOZ, BENZİBOZ
GÖZÜBOZ, GEDEBOZ, İSLİBOZ, TROMBOZ, TEPEBOZ, SARIBOZ
BOMBOZ, LOMBOZ, YAPBOZ, OTOBOZ, YAZBOZ, AHİBOZ, ALABOZ
AZBOZ
BOZ
BOZ
Açık toprak rengi. Kül rengi, gri. Açılmamış, sürülmemiş (toprak). Bu renklerde olan.
ZIRTOBOZ
Patavatsız, saygısız, utanmaz, tembel.
EĞRİMBOZ
Eğri ayaklı ve yürüyüşlü kişi.
ZİRTABOZ
Patavatsız, saygısız, utanmaz, tembel.
BENZİBOZ
Bir çeşit çocuk oyunu.
GÖZÜBOZ
Enayi, serseri: Sen beni gözü boz mu zannettin ?.
GEDEBOZ
Deniz araçlarını karaya çekmek için araca takılan tel. Dümeni idare eden ağaçtan yapılan eğri bir araç.
KILINBOZ
Pancar. Orta yaşlı.
YANGIBOZ
Kötü, kaba, aksi.
İSKAMBOZ
Kürek takmak için kayığın iki yanına vurulan tahta çivi.
FLEBOTROMBOZ
Toplardamarlarda oluşan tıkanma.
KILIMBOZ
Pancar.
NADIRBOZ
Çıkarcı, fırsatçı.
GILIMBOZ
Pancar.
HORTDANBOZ
Hayalet (çocuk dilinde).
ZIRTABOZ
Patavatsız, saygısız, utanmaz, tembel. Kavgacı, saygısız, kırıcı.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDESTLİ
Abdest almış (kimse). Abdest alarak, abdest almış olarak. İyi adam. Abdesti bozulmamış olan (kimse).
ANORMAL
Genel olana, alışılmışa ve kurala aykırı olan, normal olmayan, düzgüsüz. Dengesi yerinde olmayan, davranışı bozuk olan, deli, sapık.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
ARIZALANMA
Arızalanmak işi, bozulma.
AKORTSUZ
Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk. Birbirini tutmayan, uyumsuz.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.
ARIZALI
Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.). Engebeli. Yarım yamalak.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ARIZALANMAK
Arıza yapmak, aksaklık göstermek, bozulmak.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.
ALABACAK
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).
AKORTSUZLAŞMAK
Akordu bozulmak.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AKMAN
Bozulmamış, saf, temiz.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).