Kelimeler arşivi içinde; başında "boy" olan, toplam 222 adet kelime bulunmaktadır. boy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu boy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde boy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BOYUTLANDIRILMAK
BOYUTLANDIRILIŞ, BOYUTLANDIRILMA
BOYATILABİLMEK, BOYNUZLUGİLLER, BOYUNLANDIRMAK, BOYUTLANDIRMAK
BOYATILABİLME, BOYLANABİLMEK, BOYLANIVERMEK, BOYLAYABİLMEK, BOYUNÇAKALAĞI, BOYUNLANDIRMA, BOYUTLANDIRIŞ, BOYUTLANDIRMA
BOYANABİLMEK, BOYANIVERMEK, BOYATABİLMEK, BOYATIVERMEK, BOYAYABİLMEK, BOYAYIVERMEK, BOYİŞKENCESİ, BOYLANABİLME, BOYLANIVERME, BOYLAYABİLME, BOYNUYOĞUNLU, BOYNUZLANMAK, BOYNUZLAŞMAK, BOYNUZLATMAK, BOYNUZLUTEKE, BOYUNÇEVİREN
BOYANABİLME, BOYANDIRMAK, BOYANIVERME, BOYATABİLME, BOYATIVERME, BOYATTIRMAK, BOYAYABİLME, BOYAYIVERME, BOYKOTÇULUK, BOYLAMASINA, BOYNUZLAMAK, BOYNUZLANMA, BOYNUZLAŞMA, BOYNUZLATMA, BOYUNDURCAK, BOYUNDURLUK, BOYUTLANMAK, BOYUTSUZLUK
BOYABIÇAĞI, BOYACIOĞLU, BOYALANMAK, BOYALITEPE, BOYANASICA, BOYARÖZDEK, BOYASAPTAR, BOYASIZLIK, BOYATILMAK, BOYATTIRMA, BOYHEYKELİ, BOYNUBURUK, BOYNUBÜKÜK, BOYNUYOĞUN, BOYNUZGAGA, BOYNUZUMSU, BOYUNBASTI, BOYUNBURAN, BOYUNDİREK, BOYUNDURUH, BOYUNDURUK, BOYUNDÜRÜK, BOYUNKISTI, BOYUNLAMAK, BOYUNPINAR, BOYUNSALIK, BOYUNSĞALA, BOYUNSIRIK, BOYUTLAMAK, BOYUTLANIŞ, Devamını Oku »»
BOYACILAR, BOYACILIK, BOYALAMAK, BOYALANMA, BOYALILAR, BOYARESİM, BOYATILIŞ, BOYATILMA, BOYÇAPKIN, BOYDAŞLIK, BOYKUTMAK, BOYLANMAK, BOYLAŞMAK, BOYLATMAK, BOYLECENE, BOYNANLAR, BOYNUEĞRİ, BOYNUUZAK, BOYNUZSUZ, BOYUNBAĞI, BOYUNDERE, BOYUNDRUK, BOYUNKAYA, BOYUNLAMA, BOYUNSIRA, BOYUNTRİK, BOYUNTUCU, BOYUNYAKA, BOYUTLAMA
BOYABÜKÜ, BOYACILI, BOYAÇİLİ, BOYAHANE, BOYAHDAN, BOYALAMA, BOYALICA, BOYANACI, BOYANMAK, BOYAPÜRÜ, BOYATMAK, BOYÇEKME, BOYKOTAJ, BOYKOTÇU, BOYLAMAK, BOYLANIŞ, BOYLANMA, BOYLATMA, BOYLULUK, BOYNUZLU, BOYNUZSU, BOYUNCAK, BOYUNCUK, BOYUNLUK, BOYUNMAK, BOYUNSHA, BOYUNSUZ, BOYUNTAŞ, BOYURMAK, BOYUTSUZ
BOYABAT, BOYACIK, BOYAÇIN, BOYAKLI, BOYALAN, BOYALDI, BOYALIK, BOYAMAK, BOYANAK, BOYANIK, BOYANIŞ, BOYANMA, BOYASIZ, BOYATIŞ, BOYATMA, BOYAYIŞ, BOYBEYİ, BOYÇULU, BOYDERE, BOYHANA, BOYHANE, BOYLAMA, BOYLUCA, BOYNIRA, BOYUNCA, BOYUNLU, BOYUTLU
BOYACA, BOYACI, BOYACİ, BOYALI, BOYAMA, BOYANA, BOYATI, BOYCAK, BOYDAH, BOYDAK, BOYDAN, BOYDAŞ, BOYDAY, BOYEVİ, BOYİNE, BOYKOT, BOYLAM, BOYLAN, BOYLER, BOYLUM, BOYMAK, BOYMUL, BOYNAK, BOYNEK, BOYNİK, BOYNUK, BOYNUZ, BOYSUZ, BOYUNA
BOYAG, BOYAĞ, BOYAH, BOYAK, BOYAM, BOYAN, BOYAR, BOYAT, BOYCA, BOYER, BOYLA, BOYLI, BOYLİ, BOYLU, BOYMA, BOYNA, BOYNO, BOYOZ, BOYUN, BOYUT, BOYUZ
BOYA, BOYK, BOYL
BOY
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.
BOYATILABİLMEK
Boyatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOYUTLANDIRMAK
Boyut kazandırmak.
BOYATILABİLME
Boyatılabilmek işi.
BOYUTLANDIRIŞ
Boyutlandırma işi.
BOYUNLANDIRMA
Boyunlandırmak durumu.
BOYUTLANDIRMA
Boyutlandırmak işi.
BOYLAYABİLMEK
Boylama imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOYNUZLUGİLLER
Keçi, koyun, sığır ve antilopları içine alan, içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan, omurgalıların memeliler sınıfı.
BOYUNÇAKALAĞI
Gerdan.
BOYUTLANDIRILIŞ
Boyutlandırılma işi.
BOYUNLANDIRMAK
Kapsam kazandırmak.
BOYLANABİLMEK
Boylanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOYUTLANDIRILMA
Boyutlandırılmak işi.
BOYUTLANDIRILMAK
Boyut kazanması sağlanmak.
BOYLANIVERMEK
Çabucak boylanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ALİZARİN
Kök boyası.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.
AKROMATİN
Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.
ALACALAMAK
Renk renk, benek benek boyamak.
ALÇAK
Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).
AFŞAR
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKROMATİK
Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ALAYUNTLU
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
ALIÇ
Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).
AKVAREL
Sulu boya resim.