Kelimeler arşivinde; içinde "bos" olan, toplam 81 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bos bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bos ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bos olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HİPPOBOSKİDOZİS, TESTACEALOBOSİA
YUKARIBOSTANCI, FLEBOSKLEROZİS, TROMBOSİTOPENİ, TROMBOSİTOPATİ
KÜÇÜKBOSTANCI, BÜYÜKBOSTANCI, HİPPOBOSCİDAE, ŞEVKETİBOSTAN
KARBOSİSTEİN, BOSTANCIBAŞI, NEOSTİLBOSAN
BOSTANHÜYÜK, BALLIBOSTAN, TROMBOSİTOZ, BOSTANCILAR, BOSTANPINAR, BOSTANCILIK
HİPPOBOSCA, BOSTANKOLU, BOSTANKENT, BOSTANKAYA, BOSTANKALE, BOSTANDERE, DİTİRAMBOS, BOSTANCILI, BOSTANBÜKÜ, BOSTANBAŞI, BOSTANYERİ, SAZLIBOSNA, SEBOSEFALİ, STROBOSKOP, BOSDANACAN, HİPOBOSKİT, BOSÇABATAK, BOSBOLAMAT
GOMBOSTOR, BOSTANÖZÜ, DİTRAMBOS, BOSTANLAR, BOSTANKÖY, BOSTANİÇİ, BOSTANCIK, LAVABOSUZ, PROBOSKİS, BOSLEŞMEK, TROMBOSİS, TROMBOSİT, BEYBOSTAN, YENİBOSNA, BOSTANLIK
ZIRTABOS, ZIRTOBOS, BOSUKMAK, BOSÜTMEK, BOSTİRİK, BOSTANLI, BOSTANÇI, BOSTANCI, AMÖBOSİT
BOSÜMEK, BOSTİLİ, BOSTANA, ŞALABOS
BOSTAN, BOSAĞA, BOSDAN, BOSLUH, OTOBOS
BOSEK, BOSKO, BOSÇA, BOSAK, BOSNA, BOBOS, ABOSA
ABOS, BOST, BOSU
BOS
BOS
Boy: Boslarını dorguldurlardı. (Boy) pos - boy bos: boy pos. Beyin omurilik sıvısı.
YUKARIBOSTANCI
Şanlıurfa şehrinde, Suruç belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
TROMBOSİTOPATİ
Kan pulcuklarının değişik formda olması.
HİPPOBOSKİDOZİS
Hippoboskid sineklerin neden olduğu enfestasyon.
BALLIBOSTAN
Ağrı ilinde, Murat bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BOSTANCIBAŞI
Bostancı ocağının başı.
ŞEVKETİBOSTAN
Yabanıl bir otun yemek yapılabilen kökü.
KÜÇÜKBOSTANCI
Balıkesir kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KARBOSİSTEİN
Ağız yolundan kullanılan, kimyaca S-karboksimetilsistein olan, mukolitik ve balgam söktürücü etkileri bulunan sistein türevi ilaç.
BÜYÜKBOSTANCI
Balıkesir şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
NEOSTİLBOSAN
Stibanilik asidin etilamin tuzuna verilen ad.
HİPPOBOSCİDAE
Memelilerde ve kuşlarda parazitlenen kimileri kanatlı, kimileri kanatsız olan Hippobosca, Melophagus ve Pseudolynchia cinslerini içeren sinek ailesi. Bu ailede bulunan türler dorso-ventral basık bir vücuda ve segmentasyon göstermeyen yumuşak deri biçiminde bir karna, delici-emici ağız organellerine, kıl ve tüylere tutunmaya yarayan güçlü pençelere sahip ve konakları üzerinde uzun süre kalan sinekler olup Hippobosca ve Melophagus cinsi veteriner hekimlik açısından önemlidir.
BOSTANHÜYÜK
Ankara ili, Yenice nahiyesine bağlı bir yer.
TROMBOSİTOPENİ
Trombopeni. Dolaşım kanındaki kan pulcuklarının sayısının göreceli olarak azalması.
TESTACEALOBOSİA
Rhizopoda üst sınıfında, Lobosea sınıfında bulunan Arcellinida ve Trichosida takımlarını içeren ameboyit protozoon alt sınıfı.
FLEBOSKLEROZİS
Toplardamar duvarlarının normal dışı kalınlaşması ve sertleşmesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALKANLAR
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.
BOŞNAK
Bosna halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
BOSTANLIK
Bostan olmaya elverişli yer.
LEVENT
Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı. Dokuma tezgâhlarında üzerine çözgü ipliği veya ham kumaş sarılan, takılıp çıkarılabilen, ahşap veya metalden yapılmış, makara biçiminde büyük silindir. Boylu boslu, yakışıklı (kimse). Uzun.
HASEKİ
Osmanlı Devleti'nde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan. Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi. Bostancı ocağının küçük dereceli subayları.
GÜME
Avcı kulübesi. Bostanda yapılmış olan bekçi kulübesi.
KESİM
Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
PEHLİVAN
Güreşçi. Boylu boslu ve güçlü kimse.
ENDAMSIZ
Boyu bosu yerinde olmayan, kısa, çelimsiz.
ENDAM
Vücut, beden, boy bos.
KORKULUK
Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla. Düşme tehlikesi olan yerlere çekilen duvar veya parmaklık. Bostan korkuluğu. Küpeşte.
BOSTANCILIK
Bostancının yaptığı iş.
EĞİN
Arka, sırt. Beden, vücut. Boy bos, endam.
OCAK
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.
KIRNAK
Çalımlı, süslü (kimse). Güzel, titiz. Cilveli, oynak (kadın). Boylu boslu. Cariye. Çevik.
BOSTANCI
Bostan işleriyle uğraşan kimse. Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri.
ENDAMLI
Boylu, boyu bosu yerinde.
BOZMAK
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.
BARATA
Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.
BOŞNAKÇA
Çoğunlukla Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nde yaşayan Bosna Müslümanlarının kullandığı dil. Bu dille yazılmış olan.