BOS ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bos" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. bos ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bos ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bos olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

BOSTANCIBAŞI

11 harfli kelimeler

BOSTANHÜYÜK, BOSTANCILAR, BOSTANCILIK, BOSTANPINAR

10 harfli kelimeler

BOSÇABATAK, BOSTANYERİ, BOSDANACAN, BOSTANKALE, BOSBOLAMAT, BOSTANCILI, BOSTANDERE, BOSTANKOLU, BOSTANKENT, BOSTANBAŞI, BOSTANBÜKÜ, BOSTANKAYA

9 harfli kelimeler

BOSTANCIK, BOSTANİÇİ, BOSTANKÖY, BOSTANLAR, BOSLEŞMEK, BOSTANLIK, BOSTANÖZÜ

8 harfli kelimeler

BOSTANLI, BOSTİRİK, BOSUKMAK, BOSÜTMEK, BOSTANCI, BOSTANÇI

7 harfli kelimeler

BOSTANA, BOSÜMEK, BOSTİLİ

6 harfli kelimeler

BOSTAN, BOSAĞA, BOSLUH, BOSDAN

5 harfli kelimeler

BOSEK, BOSAK, BOSÇA, BOSKO, BOSNA

4 harfli kelimeler

BOSU, BOST

3 harfli kelimeler

BOS

Bazı kelimelerin anlamları

BOS

Boy: Boslarını dorguldurlardı. (Boy) pos - boy bos: boy pos. Beyin omurilik sıvısı.

BOSDANACAN

Birdirbir oyununa benzeyen bir oyun.

BOSBOLAMAT

Bol, geniş, ferah.

BOSTANCILIK

Bostancının yaptığı iş.

BOSTANKENT

Muş kenti, Mercimekkale nahiyesine bağlı bir bölge.

BOSTANCILI

Sinop şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

BOSTANCILAR

Bolu şehrinde, Mudurnu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Karabük şehrinde, Eflâni ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Muş şehri, Karaağıl nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

BOSTANBAŞI

Malatya ili, Yeşilyurt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

BOSTANDERE

Bursa şehrinde, Mustafakemalpaşa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Çanakkale ili, Çan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan kenti, Gümüşakar bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Konya şehri, Seydişehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

BOSTANHÜYÜK

Ankara ili, Yenice nahiyesine bağlı bir yer.

BOSTANPINAR

Diyarbakır ilinde, Mermer bucağına bağlı bir yer.

BOSTANYERİ

Denizli şehri, Buldan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Düzce kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

BOSTANKALE

Kars ilinde, Digor ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

BOSTANKOLU

Tokat ili, Reşadiye ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

BOSTANCIBAŞI

Bostancı ocağının başı.

BOSÇABATAK

Karatavuk büyüklüğünde boz renkli bir av kuşu.

  -   -   -  

Anlamında BOS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BOS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LEVENT

Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı. Dokuma tezgâhlarında üzerine çözgü ipliği veya ham kumaş sarılan, takılıp çıkarılabilen, ahşap veya metalden yapılmış, makara biçiminde büyük silindir. Boylu boslu, yakışıklı (kimse). Uzun.

BOSTANCI

Bostan işleriyle uğraşan kimse. Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri.

KESİM

Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.

ENDAMSIZ

Boyu bosu yerinde olmayan, kısa, çelimsiz.

GÜME

Avcı kulübesi. Bostanda yapılmış olan bekçi kulübesi.

BARATA

Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.

EĞİN

Arka, sırt. Beden, vücut. Boy bos, endam.

HASEKİ

Osmanlı Devleti'nde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan. Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi. Bostancı ocağının küçük dereceli subayları.

KIRNAK

Çalımlı, süslü (kimse). Güzel, titiz. Cilveli, oynak (kadın). Boylu boslu. Cariye. Çevik.

PEHLİVAN

Güreşçi. Boylu boslu ve güçlü kimse.

ENDAM

Vücut, beden, boy bos.

OCAK

Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.

ENDAMLI

Boylu, boyu bosu yerinde.

BOŞNAKÇA

Çoğunlukla Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nde yaşayan Bosna Müslümanlarının kullandığı dil. Bu dille yazılmış olan.

BOŞNAK

Bosna halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

BOSTANLIK

Bostan olmaya elverişli yer.

TOPALAK

Hünnapgillerden, yapraklarından yeşil boya çıkarılan bir bitki (Rhamnus clorophorus globosus).

KORKULUK

Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla. Düşme tehlikesi olan yerlere çekilen duvar veya parmaklık. Bostan korkuluğu. Küpeşte.

BALKANLAR

Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.

BOZMAK

Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.