BOŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "boş" olan, toplam 97 adet kelime bulunmaktadır. boş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu boş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde boş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

BOŞALTILIVERMEK, BOŞALTILABİLMEK

14 harfli kelimeler

BOŞALTILIVERME, BOŞALTILABİLME, BOŞATILABİLMEK

13 harfli kelimeler

BOŞİNANÇÇILIK, BOŞANDIRILMAK, BOŞALTABİLMEK, BOŞATILABİLME, BOŞALTIVERMEK

12 harfli kelimeler

BOŞALIVERMEK, BOŞATABİLMEK, BOŞALTABİLME, BOŞALTIVERME, BOŞANABİLMEK, BOŞANIVERMEK, BOŞANDIRILMA, BOŞALABİLMEK, BOŞAYABİLMEK, BOŞAYIVERMEK

11 harfli kelimeler

BOŞBOĞAZLIK, BOŞANABİLME, BOŞANDIRMAK, BOŞANIVERME, BOŞSÖZCÜLÜK, BOŞATABİLME, BOŞATTIRMAK, BOŞAYABİLME, BOŞAYIVERME, BOŞALIVERME, BOŞALABİLME, BOŞALTILMAK

10 harfli kelimeler

BOŞANILMAK, BOŞATILMAK, BOŞATTIRMA, BOŞALTILIŞ, BOŞANDIRMA, BOŞALTILMA

9 harfli kelimeler

BOŞBARDAH, BOŞANILMA, BOŞALTICI, BOŞLANMAK, BOŞALTMAK, BOŞLAŞMAK, BOŞLATMAK, BOŞNAKLIK, BOŞATILMA

8 harfli kelimeler

BOŞLAŞMA, BOŞLUKLU, BOŞNAKÇA, BOŞBIĞAZ, BOŞADMAK, BOŞBOĞAZ, BOŞLATMA, BOŞBÖĞÜR, BOŞBUĞAZ, BOŞLAMAK, BOŞİNANÇ, BOŞBURUN, BOŞBÜGÜR, BOŞDOLAV, BOŞATMAK, BOŞALTIM, BOŞANMAK, BOŞALTIŞ, BOŞALTMA, BOŞALMAK, BOŞALMIŞ, BOŞALTAÇ

7 harfli kelimeler

BOŞALIM, BOŞLAMA, BOŞİNAN, BOŞALIŞ, BOŞALTI, BOŞALMA, BOŞAMAK, BOŞANIŞ, BOŞANMA, BOŞATMA

6 harfli kelimeler

BOŞLUK, BOŞLUG, BOŞAYI, BOŞMAK, BOŞMUK, BOŞNAK, BOŞAMA, BOŞUNA

5 harfli kelimeler

BOŞAK, BOŞKA, BOŞİN, BOŞGO, BOŞGA, BOŞAM, BOŞÇA, BOŞCU, BOŞAY

3 harfli kelimeler

BOŞ

Bazı kelimelerin anlamları

BOŞ

İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).

BOŞALTIVERMEK

Çabucak veya anısızın boşaltmak.

BOŞATILABİLME

Boşatılabilmek işi.

BOŞALTABİLME

Boşaltabilmek işi.

BOŞİNANÇÇILIK

Birçok toplumda görülen boşinançlara bağlılık durumu, bk. boşinanç. karşılığı gelenekçilik.

BOŞALTILABİLME

Boşaltılabilmek işi.

BOŞALTABİLMEK

Boşaltma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BOŞALTILABİLMEK

Boşaltılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BOŞALIVERMEK

Çabucak veya ansızın boşalmak.

BOŞATABİLMEK

Boşatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BOŞALTILIVERME

Boşaltılıvermek işi.

BOŞALTIVERME

Boşaltıvermek işi.

BOŞALTILIVERMEK

Çabucak boşaltılmak.

BOŞATILABİLMEK

Boşaltılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BOŞANDIRILMAK

Boşanması sağlanmak.

BOŞANABİLMEK

Boşanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında BOŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BOŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASTARYA

Bir gemiye yükleme veya boşaltma için tanınan süre.

ANTİKATOT

Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

AKSIRMAK

Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

AVLAMA

Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.

AVARELİK

İşsizlik, başıboşluk, aylaklık.

AMAÇSIZ

Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.

ANTEN

Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

AVUKATLIK

Avukat mesleği. Gereksiz, boş savunma. Avukatın yaptığı iş.

ANLAMSIZ

Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AVARE

İşsiz, işsiz güçsüz, başıboş, aylak.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ARALIK

Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

AMPUL

İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.

AVURT

Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.