Kelimeler arşivi içinde; başında "boş" olan, toplam 97 adet kelime bulunmaktadır. boş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu boş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde boş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BOŞALTILIVERMEK, BOŞALTILABİLMEK
BOŞALTILIVERME, BOŞALTILABİLME, BOŞATILABİLMEK
BOŞİNANÇÇILIK, BOŞANDIRILMAK, BOŞALTABİLMEK, BOŞATILABİLME, BOŞALTIVERMEK
BOŞALIVERMEK, BOŞATABİLMEK, BOŞALTABİLME, BOŞALTIVERME, BOŞANABİLMEK, BOŞANIVERMEK, BOŞANDIRILMA, BOŞALABİLMEK, BOŞAYABİLMEK, BOŞAYIVERMEK
BOŞBOĞAZLIK, BOŞANABİLME, BOŞANDIRMAK, BOŞANIVERME, BOŞSÖZCÜLÜK, BOŞATABİLME, BOŞATTIRMAK, BOŞAYABİLME, BOŞAYIVERME, BOŞALIVERME, BOŞALABİLME, BOŞALTILMAK
BOŞANILMAK, BOŞATILMAK, BOŞATTIRMA, BOŞALTILIŞ, BOŞANDIRMA, BOŞALTILMA
BOŞBARDAH, BOŞANILMA, BOŞALTICI, BOŞLANMAK, BOŞALTMAK, BOŞLAŞMAK, BOŞLATMAK, BOŞNAKLIK, BOŞATILMA
BOŞLAŞMA, BOŞLUKLU, BOŞNAKÇA, BOŞBIĞAZ, BOŞADMAK, BOŞBOĞAZ, BOŞLATMA, BOŞBÖĞÜR, BOŞBUĞAZ, BOŞLAMAK, BOŞİNANÇ, BOŞBURUN, BOŞBÜGÜR, BOŞDOLAV, BOŞATMAK, BOŞALTIM, BOŞANMAK, BOŞALTIŞ, BOŞALTMA, BOŞALMAK, BOŞALMIŞ, BOŞALTAÇ
BOŞALIM, BOŞLAMA, BOŞİNAN, BOŞALIŞ, BOŞALTI, BOŞALMA, BOŞAMAK, BOŞANIŞ, BOŞANMA, BOŞATMA
BOŞLUK, BOŞLUG, BOŞAYI, BOŞMAK, BOŞMUK, BOŞNAK, BOŞAMA, BOŞUNA
BOŞAK, BOŞKA, BOŞİN, BOŞGO, BOŞGA, BOŞAM, BOŞÇA, BOŞCU, BOŞAY
BOŞ
BOŞ
İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).
BOŞALTIVERMEK
Çabucak veya anısızın boşaltmak.
BOŞATILABİLME
Boşatılabilmek işi.
BOŞALTABİLME
Boşaltabilmek işi.
BOŞİNANÇÇILIK
Birçok toplumda görülen boşinançlara bağlılık durumu, bk. boşinanç. karşılığı gelenekçilik.
BOŞALTILABİLME
Boşaltılabilmek işi.
BOŞALTABİLMEK
Boşaltma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOŞALTILABİLMEK
Boşaltılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOŞALIVERMEK
Çabucak veya ansızın boşalmak.
BOŞATABİLMEK
Boşatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOŞALTILIVERME
Boşaltılıvermek işi.
BOŞALTIVERME
Boşaltıvermek işi.
BOŞALTILIVERMEK
Çabucak boşaltılmak.
BOŞATILABİLMEK
Boşaltılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOŞANDIRILMAK
Boşanması sağlanmak.
BOŞANABİLMEK
Boşanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASTARYA
Bir gemiye yükleme veya boşaltma için tanınan süre.
ANTİKATOT
Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ALVEOL
Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
AVARELİK
İşsizlik, başıboşluk, aylaklık.
AMAÇSIZ
Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.
ANTEN
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
AVUKATLIK
Avukat mesleği. Gereksiz, boş savunma. Avukatın yaptığı iş.
ANLAMSIZ
Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AVARE
İşsiz, işsiz güçsüz, başıboş, aylak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.
AVURT
Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.