Kelimeler arşivinde; içinde "boncuk" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde boncuk bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu boncuk ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında boncuk olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BONCUKLANMAK, BONCUKLAŞMAK
BONCUKÇULUK, BONCUKLANIŞ, BONCUKLANMA, BONCUKLAŞMA, BONCUKLAMAK, BONCUKÇUKUR, BELLİBONCUK
KARABONCUK, BONCUKGÖZE
BONCUKLUK, BONCUKLAR, ALABONCUK, BONCUKSUZ
BONCUKLU, BONCUKÇU
BONCUK
BONCUK
Cam, taş, sedef, tahta, plastik vb. maddelerden yapılan, ortası delik, çoğu yuvarlak ve renkli süs tanesi.
BONCUKLAMAK
Üstüne havale gelmek, titremek (çocuk hak.). Billurlaşmak. Kaçmaya, boyunduruktan kurtulmaya çabalamak (öküz).
BONCUKÇULUK
Boncukçunun yaptığı iş.
BONCUKSUZ
Boncuğu olmayan.
BONCUKLANMAK
Boncuk biçiminde taneler oluşmak.
BONCUKLUK
Boncuk olmaya elverişli olan.
BONCUKGÖZE
Bingöl şehri, Karlıova ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KARABONCUK
Kars şehri, Kötek bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BONCUKLAŞMAK
Boncuk biçimini almak.
BONCUKLAŞMA
Boncuklaşmak işi.
BONCUKLANMA
Boncuklanmak işi.
ALABONCUK
İyi veya kötü halleriyle heryerde tanınan kimse: O alaboncuktur, tanımıyan yoktur. Boncuğu andıran çul deseni. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
BONCUKLANIŞ
Boncuklanma işi.
BELLİBONCUK
Göze çarpan kimse.
BONCUKLAR
Karabük ili, Eskipazar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
BONCUKÇUKUR
Giresun şehri, Güce ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde BONCUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SİNEKLİK
Sinekleri kovmaya yarayan ucu püsküllü değnek. Sinekleri çok olan yer. Özellikle karasineklerin girmesini önlemek için dükkân kapısına takılan şerit, boncuk dizisi vb.nden yapılmış eğreti perde. Sineklerin yapışması için üzerine yapışkan madde sürülmüş kâğıt. Ucu yassı ve geniş plastik, tel vb.nden sinek öldürmek için kullanılan saplı araç.
BAĞYAPRAĞI
Asma yaprağı biçiminde yapılan boncuk oya. (Yassıören Senirkent Isparta).
CINGIL
Küçük üzüm salkımı. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs. Radyo programları öncesinde veya sonrasında çalınan, tanıtıcı, özel müzik parçası.
BADİS
Yeşil sebzelerin çiçekten hemen sonraki küçük hali. Boncuklarla oynanan bir çocuk oyunu.
FAREDİŞİ
Bir iğne veya boncuk oyası türü.
CINGIR
Eski bez, paçavra. Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç. Eski, yırtık (elbise hakkında). İki üç aylık horoz. Açık, bulutsuz hava. Çok parlak. Boncuk, nazarlık. Cam bilezik. Su kabı. Kova. (Bölükbaşı Selim, İncesu Susuz, Eşmeyazı Kars).
CEHNİ
Ufak boncuk şeklinde meyveleri olan ve boya yapmakta kullanılan yabani ağaç.
TESPİH
"Süphanallah" sözünü söyleme. Belirli dinî sözleri tekrarlamak veya elde oyalanmak için kullanılan, türlü maddelerden boncuk biçiminde yapılmış, genel olarak otuz üç veya doksan dokuz taneden oluşmuş dizi.
BONCUKÇU
Boncuk yapan veya satan kimse.
ZÜRAFA
Geviş getiren memelilerden, Afrika'da yaşayan, çok uzun boylu ve boyunlu, derisi benekli, ot yiyen hayvan (Giraffa camelopardalis). Bir boncuk oyası türü.
CIBI
Boncuk ya da aşık oyununda seyircilerin oyuncuyu teşvik amacıyla "yen" anlamında kullandıkları sözcük: Bunların hepsini cıbı.
DÜĞMECİ
Düğme, fermuar, boncuk vb. yapan veya satan kimse.
NAZARLIK
Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler.
CINCIH
Camdan ve porselenden yapılmış şey. Yeni taze, boncuk.
BONCUKLU
Boncuğu olan, boncukla süslenmiş.
AGOF
Boncuk oyununda, oyuncunun oyun sonuna kadar kullandığı yuvarlak, süslü meşe.
DİZİ
Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Dizi film.
BONCUH
Boncuk.
BONCULU
Boynunda, boncuk şeklinde ben, nişan bulunan keçi, koyun.
MÜHRE
Her tür yuvarlak şey, küçük top. Kâğıda yumuşaklık, parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç. Demirci çekici. Bazı av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş. Yılanın başında bulunan taca benzer çıkıntı. Deniz böceği kabuğu. Cam boncuk.