İçinde AĞDIRMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ağdırma" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ağdırma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ağdırma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ağdırma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

SAĞDIRMAK, YAĞDIRMAK

8 harfli kelimeler

AĞDIRMAK, SAĞDIRMA, YAĞDIRMA

7 harfli kelimeler

AĞDIRMA

Bazı kelimelerin anlamları

AĞDIRMA

Ağdırmak işi.

YAĞDIRMAK

Yağmasını sağlamak. Bir şeyi aralıksız ve ısrarlı bir biçimde yapmak. Çok sayıda ortaya koymak, sürmek. Bol miktarda vermek, sağlamak. Vermek, söylemek.

SAĞDIRMAK

Sağma işini yaptırmak. Sağmasına sebep olmak.

YAĞDIRMA

Yağdırmak işi.

SAĞDIRMA

Sağdırmak işi.

AĞDIRMAK

Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

  -   -   -  

Anlamında AĞDIRMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AĞDIRMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BADRAMBAZ

Yağmursuz mevsimlerde yağmur yağdırmak için çocukların birbirini ıslatarak oynadıkları bir oyun.

YAĞDIRABİLMEK

Yağdırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

HEYDİRMEK

Ağdırmak.

YAĞDIRILMAK

Yağdırma işi yapılmak.

AYDIRMAK

Yenmek: Kara koç, beyazı aydırdı. Caydırmak, vaz geçirmek. Bayılanı ayıltmak. Ağır gelmek, ağdırmak.

GEVİK

Ucu çengelli ağaç. Geveze. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için): Gevik Ali. Kuruntulu: Bu kız amma gevik ha. Sözünde durmayan. Burgunun ucundan dökülen talaş. Hayvanlarda koyu kırmızı ile siyah karışığı renk: Gevik keçi. Rüşvet: Gevik yedirmeden bu işi gördüremeyeceğim. Ekinin sap ve kabuğu, boş başak. Savrulan harmandan arta kalan ezilmemiş, iyi dövülmemiş başak. Ağaç köklerinin kurumuş parçaları. Yavrusu ölen ineğin sütünü sağdırması için emzirilen başka bir buzağı. Ağızda çiğnenen şey, lokma. Gelişmemiş başak.

HEYDERMEK

Ağdırmak.

KICIK

Çam kozalağı. Koyun, keçi, kuzu. Kuyruksuz, kıvırcık koyun. Kuyruğu küçük ve içine doğru kıvrık koyun. Çok küçük, çelimsiz, ufak tefek (koyun, keçi için): Senin koyunlar hep kıcık. Kendisini sağdırmayan, kuzusuna süt vermeyen koyun. Yaşlı hayvan. Kızdırma, fit. Soysuzlaşmış, yozlaşmış : Arı olmayan dölden kıcık yavru olur. Geveze. Bir çeşit cilt hastalığı. Gıcık. Güveç. Sözünde durmayan, dönek kimse. Boğazda yanma, gıcık. Kıdıklanma.

SÜMBÜLİ

Yağmur yağdırmayan koyu renkli bulutlarla örtülü (hava).

YAĞMURCU

Dinsel, büyüsel ve gizemsel yollarla yağmur yağdırma işini bilen, yöneten kimse; büyücü.

SAGDIRMAK

Sağdırmak.

BERLEMEK

Davarı sağdırmak için sıraya koymak.