Kelimeler arşivi içinde; başında "ağdırma" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. ağdırma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ağdırma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ağdırma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AĞDIRMA
Ağdırmak işi.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞDIRMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAGDIRMAK
Sağdırmak.
SÜMBÜLİ
Yağmur yağdırmayan koyu renkli bulutlarla örtülü (hava).
HEYDİRMEK
Ağdırmak.
HEYDERMEK
Ağdırmak.
KICIK
Çam kozalağı. Koyun, keçi, kuzu. Kuyruksuz, kıvırcık koyun. Kuyruğu küçük ve içine doğru kıvrık koyun. Çok küçük, çelimsiz, ufak tefek (koyun, keçi için): Senin koyunlar hep kıcık. Kendisini sağdırmayan, kuzusuna süt vermeyen koyun. Yaşlı hayvan. Kızdırma, fit. Soysuzlaşmış, yozlaşmış : Arı olmayan dölden kıcık yavru olur. Geveze. Bir çeşit cilt hastalığı. Gıcık. Güveç. Sözünde durmayan, dönek kimse. Boğazda yanma, gıcık. Kıdıklanma.
GEVİK
Ucu çengelli ağaç. Geveze. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için): Gevik Ali. Kuruntulu: Bu kız amma gevik ha. Sözünde durmayan. Burgunun ucundan dökülen talaş. Hayvanlarda koyu kırmızı ile siyah karışığı renk: Gevik keçi. Rüşvet: Gevik yedirmeden bu işi gördüremeyeceğim. Ekinin sap ve kabuğu, boş başak. Savrulan harmandan arta kalan ezilmemiş, iyi dövülmemiş başak. Ağaç köklerinin kurumuş parçaları. Yavrusu ölen ineğin sütünü sağdırması için emzirilen başka bir buzağı. Ağızda çiğnenen şey, lokma. Gelişmemiş başak.
YAĞDIRMA
Yağdırmak işi.
YAĞDIRABİLMEK
Yağdırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAĞDIRMA
Sağdırmak işi.
BADRAMBAZ
Yağmursuz mevsimlerde yağmur yağdırmak için çocukların birbirini ıslatarak oynadıkları bir oyun.
YAĞDIRILMAK
Yağdırma işi yapılmak.
YAĞMURCU
Dinsel, büyüsel ve gizemsel yollarla yağmur yağdırma işini bilen, yöneten kimse; büyücü.
AYDIRMAK
Yenmek: Kara koç, beyazı aydırdı. Caydırmak, vaz geçirmek. Bayılanı ayıltmak. Ağır gelmek, ağdırmak.
BERLEMEK
Davarı sağdırmak için sıraya koymak.