Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ağdırma" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ağdırma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ağdırma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ağdırma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AĞDIRMA
Ağdırmak işi.
YAĞDIRMA
Yağdırmak işi.
SAĞDIRMA
Sağdırmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞDIRMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HEYDERMEK
Ağdırmak.
BADRAMBAZ
Yağmursuz mevsimlerde yağmur yağdırmak için çocukların birbirini ıslatarak oynadıkları bir oyun.
SÜMBÜLİ
Yağmur yağdırmayan koyu renkli bulutlarla örtülü (hava).
YAĞDIRILMAK
Yağdırma işi yapılmak.
SAGDIRMAK
Sağdırmak.
YAĞMURCU
Dinsel, büyüsel ve gizemsel yollarla yağmur yağdırma işini bilen, yöneten kimse; büyücü.
AYDIRMAK
Yenmek: Kara koç, beyazı aydırdı. Caydırmak, vaz geçirmek. Bayılanı ayıltmak. Ağır gelmek, ağdırmak.
KICIK
Çam kozalağı. Koyun, keçi, kuzu. Kuyruksuz, kıvırcık koyun. Kuyruğu küçük ve içine doğru kıvrık koyun. Çok küçük, çelimsiz, ufak tefek (koyun, keçi için): Senin koyunlar hep kıcık. Kendisini sağdırmayan, kuzusuna süt vermeyen koyun. Yaşlı hayvan. Kızdırma, fit. Soysuzlaşmış, yozlaşmış : Arı olmayan dölden kıcık yavru olur. Geveze. Bir çeşit cilt hastalığı. Gıcık. Güveç. Sözünde durmayan, dönek kimse. Boğazda yanma, gıcık. Kıdıklanma.
HEYDİRMEK
Ağdırmak.
GEVİK
Ucu çengelli ağaç. Geveze. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için): Gevik Ali. Kuruntulu: Bu kız amma gevik ha. Sözünde durmayan. Burgunun ucundan dökülen talaş. Hayvanlarda koyu kırmızı ile siyah karışığı renk: Gevik keçi. Rüşvet: Gevik yedirmeden bu işi gördüremeyeceğim. Ekinin sap ve kabuğu, boş başak. Savrulan harmandan arta kalan ezilmemiş, iyi dövülmemiş başak. Ağaç köklerinin kurumuş parçaları. Yavrusu ölen ineğin sütünü sağdırması için emzirilen başka bir buzağı. Ağızda çiğnenen şey, lokma. Gelişmemiş başak.
YAĞDIRABİLMEK
Yağdırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BERLEMEK
Davarı sağdırmak için sıraya koymak.