İçinde AYEN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ayen" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ayen bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ayen ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ayen olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

MUAYENEHANE

10 harfli kelimeler

PAŞAYENİCE, KARAYENİCE

9 harfli kelimeler

LAYENKATİ, MUAYENECİ, MÜBAYENET, OVAYENİCE

7 harfli kelimeler

KARAYEN, PAYENDE, ACAYENİ, MUAYENE

6 harfli kelimeler

DUAYEN, MAYENE

5 harfli kelimeler

MAYEN, PAYEN, TAYEN

4 harfli kelimeler

AYEN

Bazı kelimelerin anlamları

AYEN

Köy ya da mahalle muhtarı. Dost, arkadaş, yeğen anlamında hitap. Muhtar.

PAŞAYENİCE

Edirne kenti, Meriç belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

MUAYENE

Bir kimsenin hasta olup olmadığını veya hastalığın ne olduğunu araştırma, sağlık muayenesi. Gözden geçirme, araştırma, yoklama, kontrol.

KARAYENİCE

Manisa kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

MAYENE

Muayene.

PAYEN

Pagan.

MÜBAYENET

Ayrılık, başkalık. Karşıtlık, uyuşmazlık.

MUAYENECİ

Araştıran, yoklayan kimse.

OVAYENİCE

İstanbul kenti, Çatalca ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

MUAYENEHANE

Hekimlerin hastalarını muayene ettikleri yer.

LAYENKATİ

Kesintisiz, aralıksız.

ACAYENİ

Yepyeni, çok yeni.

DUAYEN

Aksakal. Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından başta gelen diplomat.

MAYEN

Arapça kökenli muayyen.: muayyen; belli.

KARAYEN

Arkadaş.

PAYENDE

Duran, sürekli, daimi. Destek, dayanak.

  -   -   -  

Anlamında AYEN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİNLEMEK

İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

ADSPEKSİYON

Gözle muayene.

VERİMLİLİK

Verimli olma durumu, verimkârlık, mümbitlik. Yatırılmış sermayenin, bir kuruluşun veya bir yatırımın gelir sağlayabilme olanağı, rantabilite.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

KABİNE

Bakanlar Kurulu, hükûmet. Hela. Kabin. Hekim muayenehanesi.

SEDİMANTASYON

Tortu oluşması, çökelme. Tortulaşma. Pıhtılaşması önlenmiş kanda, alyuvarların dibe çökme hızının ölçülmesiyle yapılmış olan bir tür kan muayenesi.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

RADYOSKOPİ

Bir organ veya cismin her türlü açıdan biçiminin ve hareketlerinin ışınlar altında incelenmesini sağlayan muayenesi.

BAKINMAK

Çevreye göz gezdirmek, araştırmak. Muayene olmak.

PERKÜSYON

Vurmalı sazlar. Tanı için parmak veya alet kullanılarak vurup dinlemekle yapılmış olan muayene.

OFTALMOSKOP

Gözün içini muayene etmek için kullanılan gereç.

ABDOMİNOSKOPİ

Karın boşluğundaki organların laparoskop yardımıyla görülerek muayene edilmesi.

ENDOSKOPİ

İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi, iç görüm.

AYRILIK

Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.

KLİNİK

Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer. Vücut muayenesinde görülen (hastalık belirtisi). Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu.

VİZİTE

Hekimin hastanedeki hastaları dolaşıp yoklaması. Muayene için hekime ödenen ücret.

KARŞITLIK

Karşıt olma durumu, zıddiyet, mübayenet, tezat, zıtlık, kontrast. İki organ, iki sistem arasındaki görevlerin zıt olması durumu, karşı gelim. Bir teoremin karşıtının da doğru olması durumu. Başkalarının istek, dilek veya buyruklarının tersine davranma eğilimi.

ENDOSKOP

İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet, içgöreç.

PAGAN

Çok tanrıcı, payen.