Kelimeler arşivi içinde; başında "ayen" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. ayen ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ayen ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ayen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AYEN
Köy ya da mahalle muhtarı. Dost, arkadaş, yeğen anlamında hitap. Muhtar.
Bu bölümde tanımı içerisinde AYEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
SEDİMANTASYON
Tortu oluşması, çökelme. Tortulaşma. Pıhtılaşması önlenmiş kanda, alyuvarların dibe çökme hızının ölçülmesiyle yapılmış olan bir tür kan muayenesi.
PAGAN
Çok tanrıcı, payen.
VİZİTE
Hekimin hastanedeki hastaları dolaşıp yoklaması. Muayene için hekime ödenen ücret.
MUAYENEHANE
Hekimlerin hastalarını muayene ettikleri yer.
ENDOSKOP
İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet, içgöreç.
KARŞITLIK
Karşıt olma durumu, zıddiyet, mübayenet, tezat, zıtlık, kontrast. İki organ, iki sistem arasındaki görevlerin zıt olması durumu, karşı gelim. Bir teoremin karşıtının da doğru olması durumu. Başkalarının istek, dilek veya buyruklarının tersine davranma eğilimi.
KABİNE
Bakanlar Kurulu, hükûmet. Hela. Kabin. Hekim muayenehanesi.
OFTALMOSKOP
Gözün içini muayene etmek için kullanılan gereç.
ENDOSKOPİ
İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi, iç görüm.
KLİNİK
Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer. Vücut muayenesinde görülen (hastalık belirtisi). Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu.
MUAYENE
Bir kimsenin hasta olup olmadığını veya hastalığın ne olduğunu araştırma, sağlık muayenesi. Gözden geçirme, araştırma, yoklama, kontrol.
RADYOSKOPİ
Bir organ veya cismin her türlü açıdan biçiminin ve hareketlerinin ışınlar altında incelenmesini sağlayan muayenesi.
PERKÜSYON
Vurmalı sazlar. Tanı için parmak veya alet kullanılarak vurup dinlemekle yapılmış olan muayene.
DİNLEMEK
İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.
VERİMLİLİK
Verimli olma durumu, verimkârlık, mümbitlik. Yatırılmış sermayenin, bir kuruluşun veya bir yatırımın gelir sağlayabilme olanağı, rantabilite.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
BAKINMAK
Çevreye göz gezdirmek, araştırmak. Muayene olmak.