Sonu AYET ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ayet" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ayet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ayet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ayet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KOCAVİLAYET

7 harfli kelimeler

SİRAYET, ŞİKAYET, NEHAYET, DİNAYET, VİLAYET, VESAYET, VELAYET, RİVAYET, BEGAYET, KİFAYET, HİDAYET, NİHAYET, DİRAYET, CİNAYET, BİDAYET

6 harfli kelimeler

RİAYET, NİAYET, İNAYET

5 harfli kelimeler

GAYET, RAYET, NAYET, MAYET, ŞAYET, PAYET

4 harfli kelimeler

AYET

Bazı kelimelerin anlamları

AYET

Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri.

RİVAYET

Söylenti. Bir olay, bir haber veya sözü nakletme.

NİHAYET

Son. (ni'ha:yet) Sonunda. -den başka bir şey değil.

VESAYET

Vasilik.

BEGAYET

Son derece, pek çok, aşırı.

DİNAYET

Diyanet.

VELAYET

Velilik. Yetke. Otorite.

ŞİKAYET

Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı, sızlanma, sızıltı, yakınma (II), yakıntı. yakınma, yakını. -etmek: yakınmak.

KOCAVİLAYET

İçel şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

CİNAYET

Adam öldürme. Adam öldürme derecesinde ağır suç.

HİDAYET

Doğru yol, hak olan Müslümanlık yolu.

KİFAYET

Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme. Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik.

SİRAYET

Hastalık başkalarına geçme, bulaşma. Yayılma, dağılma.

VİLAYET

İl. Valilik.

NEHAYET

Nihayet, bk. niheyet.

DİRAYET

İnce şeyleri kavrayış. Zekâ. Beceriklilik.

  -   -   -  

Anlamında AYET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KIYACI

Cinayet işleyen kimse, cani.

CÜNHA

Kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suç.

İYİLİK

İyi olma durumu, salah. Sağlığı yerinde olma durumu, esenlik. Karşılık beklenilmeden yapılmış olan yardım, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet. Yarar ya da elverişlilik, nimet.

CİNAİ

Konusu cinayet olan. Cinayetle ilgili.

İL

Ülkenin vali yönetimindeki bölümü, vilayet. Şehrin niteliklerini taşıyan büyük yerleşim yeri. Ülke, yurt. Eski Türklerde devlet.

GEÇMEK

Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.

BİTİM

Bitme işi. Son, nihayet, münteha.

DİRAYETLİLİK

Dirayetli olma durumu.

İHSAN

İyilik etme, iyi davranma. Karşılık beklemeden yapılmış olan yardım, iyilik. Bağışlanan şey, kayra, lütuf, inayet, atıfet. Bağışlama, bağışta bulunma.

KIYA

Adam öldürme suçu, cinayet.

DİRAYETSİZLİK

Dirayetsiz olma durumu.

BULAŞMAK

Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. Hastalık geçmek, sirayet etmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek.

ENAM

Yaratılmış bütün canlılar. Halk. İçinde Kur'an'dan bazı ayet ve surelerin bulunduğu dua kitabı.

DİRAYETSİZ

Dirayeti olmayan.

CANİ

Cinayet işlemiş olan kimse, kıyacı. Acımasız, gaddar.

ATIFET

İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi.

EVRAT

Müslümanlarca belirli zamanlarda okunması âdet olan dualar ve Kur'an ayetleri.

DİRAYETLİ

Dirayeti olan.

KAYRA

Yüksek tutulan veya sayılan birinden gelen iyilik, lütuf, ihsan, atıfet, inayet.

EĞER

Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet.