Kelimeler arşivinde; içinde "avır" olan, toplam 51 tane kelime bulunuyor. İçerisinde avır bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu avır ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında avır olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TAVIRLANDIRMAH
HAVIRDAŞMAK, GARAGAVIRGA
ZAVIRLAMAK, HAVIRLAMAK, KAVIRGALIK, AVIRTLAMAK, ŞAVIRLAMAK
GAVIRTLAK
AVIRTLAK, KAVIRÇAĞ, KAVIRGAÇ, HAVIRMAK, ALAVIRLI, GAVIRMAK, KAVIRMAK, ÇAVIRMAK, BAVIRMAK, BAVIRDAK, SAVIRMAK, AVIRTDAK
PANAVIR, MİSAVIR, LAVIRTI, TAVIRLI, KAVIRKA, SANAVIR, KAVIRĞA, TECAVIR, ZAVIRTI, KAVIRGA, GAVIRMA, GAVIRHA, GAVIRĞA, GAVIRGA, ALAVIRT, AVIRMAK, AZNAVIR
HAVIRT, ALAVIR
TAVIR, ZAVIR, AVIRT, ŞAVIR, SAVIR, ÇAVIR, GAVIR, MAVIR, ĞAVIR, HAVIR
AVIR
AVIR
Ağır.
ALAVIRLI
Çeşitli, karışık.
KAVIRGAÇ
Kahve tavası.
KAVIRGALIK
Mısır ya da kahve kavurma aracı. (Kovala Bozüyük Bilecik, Seyitömer Kütahya). Kavurgalık buğday. (Kovalca Bozüyük Bilecik).
GAVIRTLAK
Kuyruk ya da içyağının kavrulmuş şekli, kavurma.
ŞAVIRLAMAK
Kendinden yana çekmek amacıyla söz ve yazı ile etkilemeye çalışmak, propoganda yapmak.
GAVIRMAK
Kavurmak.
HAVIRLAMAK
Kavun, karpuz ve benzerleri bitkilerin yaprakları kurumak: Benim kavun, karpuz havırladı istifade edemedim.
TAVIRLANDIRMAH
Büyütmek.
HAVIRDAŞMAK
Gereksiz yere gürültü yapmak.
AVIRTLAMAK
Ağzına almak, doldurmak.
GARAGAVIRGA
Kuşbaşından daha ufak doğrandıktan sonra tavada kavrulan yağlı et.
AVIRTLAK
Avurdu yumru, sarkık olan insan veya hayvan. Başak tutmak üzere olan ekin. Akdeniz bölgesinde, üzüm mevsiminde sarı çiçek açan, geniş yapraklı bir ot.
KAVIRÇAĞ
Oyuncak, cansız bebek.
HAVIRMAK
Bilincini kaybetmek: Komşu Mehmet havırdı.
ZAVIRLAMAK
Paylamak, çıkışmak. Gözdağı vererek bir yere, bir işe salmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AVIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAVRANMAK
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak.
ŞİŞİNMEK
Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.
KUTUPLAŞMAK
Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak.
SERTLENMEK
Sert bir tavır almak, sertleşmek.
KUBARMAK
Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak. Çalımlı bir tavır takınmak.
TUTUM
Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
VAZİYET
Durum, tavır, hâl. El koyma. Konum.
PALYAÇOLUK
Palyaço olma durumu. Tavır ve davranışta güldürücülük. Palyaçonun yaptığı iş.
GÜLECEN
Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse).
LEVANTEN
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
EDALI
Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan. Tavırları hoş olan, nazlı, işveli.
YAPMACIK
İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike.
VAMP
Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.
ŞİVE
Söyleyiş özelliği. Naz, eda. Tarz, tavır, üslup.
YAKIŞIKSIZ
Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.).
İŞVE
Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
EDA
Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.
SAPIK
Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal. Delice davranışları olan, meczup.