Kelimeler arşivi içinde; sonunda "avır" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu avır ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında avır olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde avır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AZNAVIR, MİSAVIR, PANAVIR, SANAVIR, TECAVIR
ALAVIR
TAVIR, ÇAVIR, GAVIR, ĞAVIR, HAVIR, MAVIR, SAVIR, ŞAVIR, ZAVIR
AVIR
AVIR
Ağır.
ĞAVIR
Gavur, kafir.
AZNAVIR
Asık yüzlü, sinirli, sert, haşin, iriyarı.
SAVIR
Sağır.
GAVIR
Gâvur, İslam ve Türk olmayan. Gâvur. Gâvur, Müslüman olmayan kimse. Gavur, kafir. Hristiyan, gayrimüslim. Gavur, düşman.
ALAVIR
Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.
PANAVIR
Gürbüz, şişman (çocuk).
ŞAVIR
Salık, duyuru. Bilgi, duyuru.
HAVIR
İşlenmiş koyun derisi.
MİSAVIR
Misafir.
ÇAVIR
Hayvanların erkeklik organı. Haber. Karda açılan yol, çığır. Sonu olmayan yol.
SANAVIR
Aptal, sersem.
MAVIR
Acımsı, buruk.
ZAVIR
Hayvanlara yedirilmek için hazırlanan tahıl kırması. Yalan. Kendini beğenme, naz. Çıkışma, azar. Hayvanlara yedirilen tahıl kırması ve benzerleri yem. Çıkışma, paylama.
TAVIR
Durum, vaziyet, hâl. Kişiden beklenen davranış biçimi. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış.
TECAVIR
Haylaz, yaramaz.
Bu bölümde tanımı içerisinde AVIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ŞİVE
Söyleyiş özelliği. Naz, eda. Tarz, tavır, üslup.
KUTUPLAŞMAK
Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak.
VAZİYET
Durum, tavır, hâl. El koyma. Konum.
İŞVE
Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.
DAVRANMAK
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
TUTUM
Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
PALYAÇOLUK
Palyaço olma durumu. Tavır ve davranışta güldürücülük. Palyaçonun yaptığı iş.
SAPIK
Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal. Delice davranışları olan, meczup.
LEVANTEN
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.
EDA
Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.
YAPMACIK
İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike.
KUBARMAK
Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak. Çalımlı bir tavır takınmak.
GÜLECEN
Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse).
EDALI
Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan. Tavırları hoş olan, nazlı, işveli.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
SERTLENMEK
Sert bir tavır almak, sertleşmek.
VAMP
Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.
ŞİŞİNMEK
Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.
YAKIŞIKSIZ
Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.).