Kelimeler arşivi içinde; başında "avır" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. avır ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu avır ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde avır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AVIRTLAMAK
AVIRTDAK, AVIRTLAK
AVIRMAK
AVIRT
AVIR
AVIR
Ağır.
AVIRMAK
Ağırmak.
AVIRTDAK
Avurdu yumru, sarkık olan insan veya hayvan.
AVIRTLAMAK
Ağzına almak, doldurmak.
AVIRT
Avurt, yüz. Başak tutmak üzere olan ekin. Ağız içi, avurt.
AVIRTLAK
Avurdu yumru, sarkık olan insan veya hayvan. Başak tutmak üzere olan ekin. Akdeniz bölgesinde, üzüm mevsiminde sarı çiçek açan, geniş yapraklı bir ot.
Bu bölümde tanımı içerisinde AVIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SERTLENMEK
Sert bir tavır almak, sertleşmek.
GÜLECEN
Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse).
DAVRANMAK
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak.
YAKIŞIKSIZ
Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.).
TUTUM
Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
EDALI
Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan. Tavırları hoş olan, nazlı, işveli.
YAPMACIK
İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike.
KUBARMAK
Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak. Çalımlı bir tavır takınmak.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
PALYAÇOLUK
Palyaço olma durumu. Tavır ve davranışta güldürücülük. Palyaçonun yaptığı iş.
EDA
Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
LEVANTEN
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.
ŞİŞİNMEK
Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.
SAPIK
Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal. Delice davranışları olan, meczup.
VAMP
Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.
KUTUPLAŞMAK
Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak.
İŞVE
Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.
ŞİVE
Söyleyiş özelliği. Naz, eda. Tarz, tavır, üslup.
VAZİYET
Durum, tavır, hâl. El koyma. Konum.